Bilmem Anılar Benden Ne İster

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
17 Mayıs 2026 - 11:23
17 Mayıs 2026 - 11:23 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 4  43
Bilmem Anılar Benden Ne İster

Bilmem anılar benden ne ister;

Karanlığın en sessiz köşesinde

Bir ürperti gibi içime çökerken

Neden hâlâ adımı fısıldar geceye?

Belki de zamanın unuttuğu bir yarayım ben,

Kabuğu düşmeyen, düşse de kapanmayan…

Her hatıra dokunduğunda yeniden sızlayan

İçimde gizli bir çocuk ağlıyor hâlâ.

Eski bir sandığın dibinde saklı

Solmuş mektuplar gibi titriyor yüreğim.

Her satırında yarım kalmış bir gülüş,

Her kelimesinde kırık bir hatıra taşırım.

Bir rüzgâr eser bazen,

Çocukluğumun kokusunu getirir sessizce;

Tozlu sokak aralarından yükselen

O masum gülüşleri…

Şimdi adı bile unutulmuş evlerin duvarlarında

Sanki hâlâ yankılanır gibi.

Bilmem anılar benden ne ister;

Beni mi geri çağırırlar,

Yoksa kendilerini bugüne taşımamı mı?

Her gece bir gölge gibi yanımda durur

Git desem kalır, kalsın desem giderler.

Yara ile teselli arasında ince bir çizgi

Belki de anıların kaderidir bu.

Bir fotoğrafın sararmış kenarında

Kaybolmuş bir bakışa dokunur elim;

Tutarım, düşmesin diye,

Sanki düşerse ben de eksileceğim.

Ve bilirim…

İnsan unutmaya kalktığı her şeyle

Bir parçasını daha kaybeder.

Hatırlamak acıtır,

Ama unutmaktan daha zariftir acısı.

Bilmem anılar benden ne ister;

Ama ben…

Her gece sessizce çökerken içime

Yorgun bir dua gibi

Bir kez daha tutunurum geçmişime.

Çünkü bazı acılar,

İnsanın kalbine yük değil,

Onu hayata bağlayan ince bir iptir.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Mehmet Kurtar Ben Mehmet Kurtar. Uşak’ta yaşıyorum; evliyim, iki çocuk babasıyım. Hayatım bir yandan ailemin sıcaklığıyla, bir yandan sınıfın içindeki seslerle akıp gidiyor. Coğrafya öğretmeniyim. Yeryüzünü anlatıyorum ama aslında insanı, zamanı ve mekânın ruhunu anlatmaya çalışıyorum. Coğrafya alanında yüksek lisans yaptım. Bununla yetinmedim; Coğrafi Bilgi Sistemleri ve İlahiyat önlisans programlarını da bitirdim. Bilgi benim için sadece meslek değil, anlam arayışının bir parçası. Haritalar kadar sorular da ilgimi çekti; dağların oluşumu kadar insanın bu dünyadaki hikmeti… Yazmak ise hayatıma çok daha erken girdi. Çocukluğumdan beri şiir yazarım. Şiir, kendimi en sahici hâlimle ifade ettiğim ilk dil oldu. Zamanla hikâyeler yazmaya başladım. Kelimeler benim için hep bir yolculuktu; bazen içime, bazen geçmişe, bazen de çocukların hayal dünyasına doğru. Çocuk hikâye kitabı yazarıyım. Yayınlanmış bir eserim var: “Asaf – Adaletin Peşinde: Zamanda Yolculuk Ertuğrul Gazi.” Bu kitapta hem tarihi hem de değerleri, çocukların kalbine dokunacak bir dille anlatmaya çalıştım. Amacım öğretmekten çok, sevdirmekti. Ben yazarken iz bırakmayı değil, anlam taşımayı dert ediniyorum. Coğrafya sınıfta, edebiyat satırlarda; ama yolculuk hep aynı: İnsana, hakikate ve adalete doğru.