ALMANYA TRENİ 7. BÖLÜM ASKERE GİDİŞ VE ŞAKİRE’NİN YÜKÜ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

İlk kez baba olacaktı. Çocuğunun doğumunu göremeyecekti. İlk adımlarına şahit olamayacak... İlk "baba" sözünü duyamayacaktı. İçini yakan da asker yolu değil... Geride bıraktığı hayatın hasretiydi.

31 Temmuz 2026 - 11:39
31 Temmuz 2026 - 11:39 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 12  61
ALMANYA TRENİ 7. BÖLÜM ASKERE GİDİŞ VE ŞAKİRE’NİN YÜKÜ

ALMANYA TRENİ 7. BÖLÜM

ASKERE GİDİŞ VE ŞAKİRE’NİN YÜKÜ

Düğünün üzerinden aylar geçmişti.

Köy, baharın ilk günlerini yaşıyordu. Meyve ağaçları çiçek açmış, yeni sürülen toprağın kokusu rüzgârla birlikte bütün ovaya yayılmıştı.

Şakire artık bu evin geliniydi.

Her sabah gün doğmadan uyanıyor, avluyu süpürüyor, tandırı yakıyor, kaynanası Fatma Ana'ya yardım ediyor, evin bütün işlerini sessizce sırtlanıyordu.

Henüz çocuk denecek yaştaydı.

Ama omuzlarına koskoca bir evin yükü binmişti.

Üstelik artık yalnız kendinden de sorumlu değildi.

Karnında taşıdığı bebeğin varlığı her geçen gün biraz daha belli oluyordu.

Tam her şey yavaş yavaş düzene girmişken, köye beklenen haber ulaştı.

Memduh'un askerlik zamanı gelmişti.

Evde bir sessizlik başladı.

Kimse bunu yüksek sesle söylemüyor ama herkes aynı gerçeği biliyordu.

Bu ayrılık kısa sürmeyecekti.

O yıllarda askerlik, genç bir adamın hayatından tam iki yılı alıyordu.

Uğurlama sabahı köy henüz uyanmamıştı.

Evin önünde eski bir kamyonet bekliyordu.

Kasasına teneke sandık, birkaç bohça ve köşeleri ezilmiş bir valiz yerleştirilmişti.

Valizin içinde birkaç takım elbise, annesinin ördüğü yün çoraplar, işlemeli mendiller, bir çift çarık ve küçük bir Kur'an-ı Kerim vardı.

Komşular da tek tek gelmeye başlamıştı.

Köyde asker uğurlaması yalnızca bir aileye ait değildi.

Bütün köy uğurlar, bütün köy dua ederdi.

Yaşlılardan biri Memduh'un omzuna dokundu.

"Git oğlum."

"Vatan borcu namus borcudur."

"Allah alnının akıyla dönmeyi nasip etsin."

Bir başka komşu,

"Allah kazadan beladan korusun."

"Biz burada ailene göz kulak oluruz."

dedi.

Kadınlardan biri Şakire'ye sarıldı.

"Allah kavuştursun kızım."

"Sabırla bekle."

Şakire yalnızca başını sallayabildi.

Memduh'un babası Yusuf, uzun süre sessiz kaldı.

Kolay kolay duygusunu belli eden biri değildi.

Oğlunun yanına geldi.

Omzuna sağlamca vurdu.

"Biz seni böyle günler için büyüttük oğlum."

"Git."

"Vatan görevini alnının akıyla yap."

"Arkana bakıp da gönlünü dar etme."

Memduh, babasının elini öptü.

Yusuf'un gözleri dolmuştu ama belli etmemek için başını başka yana çevirdi.

Fatma Ana elinde küçük bir Kur'an ile dışarı çıktı.

Kur'an'ı oğlunun göğsüne koydu.

"Allah seni korusun oğlum."

"Kazadan, beladan esirgesin."

Sonra alnından öptü.

Dudakları dua ederken gözlerinden yaşlar süzülüyordu.

Memduh'un gözleri en son Şakire'yi aradı.

Kapının yanında sessizce duruyordu.

Bir eli karnındaydı.

Sanki içindeki bebeğe de bu vedayı hissettirmek istemiyordu.

Memduh ağır adımlarla yanına geldi.

Bir süre konuşamadılar.

Bazen en ağır cümleler sessizlikte söylenirdi.

Usulca elini tuttu.

"Ben yokken kendine dikkat et."

"Anama yardım et ama kendini de fazla yorma."

Şakire hafifçe gülümsedi.

"Sen bunları düşünme."

"Biz seni bekleriz."

Memduh'un bakışları bu kez Şakire'nin karnına indi.

Titreyen eliyle usulca dokundu.

İçeriden gelen küçücük hareket, ikisinin de yüzünde buruk bir tebessüm oluşturdu.

"Ben döndüğümde..."

"...belki de beni tanımayacak."

Şakire gözlerinin içine baktı.

"Tanır."

"Ben her gün seni anlatırım."

"Her gece senin için dua ederim."

Memduh başını eğdi.

Boğazına oturan düğümü yutmaya çalıştı.

"Keşke doğduğu gün yanında olabilsem..."

Şakire onun sözünü tamamladı.

"Her şeyin vakti var."

"Sen vazifeni yap."

"Biz seni beklemeyi biliriz."

Kamyonetin motoru çalıştı.

Mazot kokusu sabahın serinliğine karıştı.

Memduh kasaya çıktı.

Tam oturacakken yeniden ayağa kalktı.

Son kez arkasına baktı.

Şakire tülbendinin ucuyla gözyaşlarını siliyordu.

Elini usulca kaldırdı.

Memduh da aynı sessizlikle karşılık verdi.

Kamyonet ağır ağır hareket etti.

Köy yolu boyunca yükselen toz bulutu, ayrılığı daha da görünür kılıyordu.

Şakire olduğu yerde uzun süre kıpırdamadan kaldı.

Elini yeniden karnına koydu.

Artık bu evde yalnız değildi.

Ama hayatında ilk kez kendini bu kadar yalnız hissediyordu.

Önünde uzun iki yıl vardı.

O iki yılda yalnızca bir bebeği büyütmeyecekti.

Bir evi ayakta tutacak...

Bir gelin olmayı öğrenecek...

Hasretle yaşamayı öğrenecek...

Ve her gün biraz daha güçlenecekti.

Kamyonetin kasasında oturan Memduh ise geriye baktığında artık küçülen köyü görmüyordu.

Onun gözünde yalnızca kapının önünde, bir eli karnında bekleyen Şakire vardı.

İlk kez baba olacaktı.

Çocuğunun doğumunu göremeyecekti.

İlk adımlarına şahit olamayacak...

İlk "baba" sözünü duyamayacaktı.

İçini yakan da asker yolu değil...

Geride bıraktığı hayatın hasretiydi.

Uzaklarda aynı gökyüzüne doğru baktılar.

Biri köy yolunda...

Diğeri evin avlusunda...

İkisi de birbirinden habersiz aynı duayı ediyordu.

"Allah bizi yeniden birbirimize kavuştursun..."

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.