Kime Güveniyorsun?

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bir köye vardım. Bostanlar, meyveler, sebzeler… Her biri sanki tek bir görünmez elden çıkmış gibiydi. Fark ettim ki, benim şehrimdeki sofralar, masalar; hepsi aslında buradan, bu görünmez mutfaktan besleniyordu. Ama biz, tabağımıza geleni kendi emeğimiz sanıyorduk.

28 Mart 2025 - 09:37
28 Mart 2025 - 09:37 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 2  779
Kime Güveniyorsun?

Kime Güveniyorsun?

Çölde ilerliyordum. Ne kadar zamandır yürüdüğümü hatırlamıyorum. Önce şehir vardı, ışıklarıyla, gürültüsüyle, sarhoş edici neşesiyle… Ama o şehirden kendi isteğimle mi çıktım, yoksa şehir mi beni tükürüp attı, bilmiyorum. Tek bildiğim, artık burada olduğumdu: Sessizlik, yalnızlık ve bitmeyen bir ufuk.

Yanımda ne harita vardı ne su. Sırtımda pahalı ama anlamsız eşyalar, elimde kırık bir saat… Bir ara, “Benim gücüm yeter” diye mırıldandım. Kime? Kendime mi, yoksa beni duymayan bu boşluğa mı?

İleride bir gölge belirdi. Üzerinde tozlu bir aba, elinde baston. Yavaş adımlarla yaklaştı, beni süzdü.
“Yalnız gidiyorsun,” dedi.
“Evet, ben kendi yolumu çizerim.”
Başını salladı: “Bu çölde kendi yolunu çizen, kendi mezarını kazar.”
Güldüm. “Ben güçlüyüm.”
Gözlerini kıstı: “O zaman sen mağrursun. Ama bil ki, burada güç değil, isim yaşatır. Bir reisin ismini al, himayesine gir. Yoksa bu kumlarda ne açlığa dayanırsın ne düşmana.”

Alayla baktım. “İsim mi? Ne yapar bana bir isim?”
“Bismillah,” dedi sadece. Ve yürüyüp gitti.

Yolun ilerisi daha sessizdi. Bir grup adam önümde belirdi, yüzleri sert. Eşkıya oldukları belliydi. Kalbim deli gibi atmaya başladı. Ne diyeceğimi bilemedim. O anda az önceki ihtiyarın sesi kulaklarımda yankılandı: “Bismillah…” Dudaklarımdan istemsizce çıktı bu kelime. Adamların gözleri değişti, kenara çekildiler. Hiçbir şey sormadan yol verdiler.

Kumların arasında minicik bir çekirdek gördüm. Üzerinde dalları göğe uzanan koca bir ağaç yükseliyordu. Yıllardır kas yapmaya, kuvvet toplamaya uğraşmıştım; bu küçücük şey, benim yapamadığımı yapmıştı. “Bismillah” demişti, belli ki…

Bir köye vardım. Bostanlar, meyveler, sebzeler… Her biri sanki tek bir görünmez elden çıkmış gibiydi. Fark ettim ki, benim şehrimdeki sofralar, masalar; hepsi aslında buradan, bu görünmez mutfaktan besleniyordu. Ama biz, tabağımıza geleni kendi emeğimiz sanıyorduk.

Bir kadın, ineğin sütünü sağarken bana gülümsedi. “Al, iç,” dedi. Süt dilime değdiğinde anladım: Bu, hayvanın değil; Rahmet’in hediyesi. Ama şehirdeyken buna hiç böyle bakmamıştım.

Kayalıkların arasında yeşil kökler gördüm. Taşları delip geçmişlerdi. “Bu mümkün değil,” dedim. Sonra kendi hayatımı düşündüm: Taş gibi sert kalbim, yıllardır hiçbir şeyle delinmemişti. Belki de ben hiç “Bismillah” dememiştim…

Güneş tepemdeydi. İncecik yapraklar kavurucu sıcakta bile yeşildi. Ben ise gölgede bile susuzluktan yanıyordum.

O an dizlerimin bağı çözüldü. Anladım ki bu çölde tek başına yürüyen ben değildim. Dünyada herkes bir yolcuydu. Kimisi isimsiz, korumasız, kendi gücüne güvenerek; kimisi bir İsim’le, güven içinde…

Şehre geri dönüp dönmeyeceğimi bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: Burada öğrendiklerim, oradaki hiçbir eğlenceye benzemeyecek. Ve belki bir gün, o ihtiyara rastlarsam, sadece şunu söyleyeceğim:
“Artık isimsiz değilim.”

Sahipsiz yürüyenler, sahipsiz düşer...

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Ramazan Turhan Yazar | Oyuncu | İçerik Üreticisi “Gerçekten Ne İstediğini Biliyor Musun?” kitabının yazarı Instagram üzerinden kitap ve düşünce içerikleri üreticisi Okuma kültürü ve bireysel gelişim üzerine çalışmalar yapan biri Tiyatro Oyuncusu 1994 doğumluyum, evli ve 3 çocuk babasıyım. Denizli’de yaşıyorum. Radyo Televizyon Programcılığı okudum, bir dönem medya sektöründe çalıştım ama hayat beni başka yerlere de götürdü. Bazen elimde kamera vardı, bazen çekiç. Kimi zaman masa başında, kimi zaman beden gücüyle çalıştım. Ama içimde hep bir şeyler yazma isteği vardı. Yazmak bana iyi geliyor… İlk kitabımı yazdım, şimdi yeni cümlelerin peşindeyim. Burada hissettiklerimi, düşündüklerimi, içimden geçenleri paylaşmak istiyorum. Kimi zaman bir deneme, kimi zaman bir hikâye, bazen de sadece bir cümle… Okursan ne mutlu, okurken kendinden bir şey bulursan daha da güzel. Ben yazarken iyileşiyorum, belki sen de okurken rahat bir nefes alırsın. İLGİ ALANLARIM * Kitap ve edebiyat * Yazarlık ve düşünce üretimi * Kültür ve insan psikolojisi * Tiyatro ve sahne çalışmaları