KALBİNİN SESİNİ DUYABİLİYOR MUSUN?

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
17 Haziran 2025 - 23:53
17 Haziran 2025 - 23:53 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 1  746
KALBİNİN SESİNİ DUYABİLİYOR MUSUN?

KALBİNİN SESİNİ DUYABİLİYOR MUSUN?

Uzun zamandır yorulduğumu hissediyorum ama ne bedenen ne de zihnen… Bu yorgunluk başka bir şey.

Sanki ruhum dar bir odada hapis kalmış da ben duvarlara çarpa çarpa yaşamak zorundaymışım gibi. Sanki göğüs kafesime bir fil oturmuş da kıpırdamadan yıllarca öyle yaşamak zorundaymışım gibi.

Günler bir şekilde geçiyor, geçerken de yüzüm sahte de olsa ara sıra gülüyor, insanlar, gülmek bana yasakmış gibi düşündüklerinden olsa gerek hemen “İyisin” diyor ama içimde bir suskunluk var, adı konmamış, tarifi belirsiz.

Bir sabah uyandığımda, hiçbir şey yapmamaya karar verdim. Ne sosyal medya ne haberler ne konuşmalar…

O gün sadece kendi içimde kalacaktım. İlk başta huzursuzlukla kıpırdanan bedenim zamanla ağırlaştı.

Düşünceler birbirine dolanıyor, kalbim hızlı atıyordu. Sonra bir şey oldu… Her şey sustu. Ve o sessizlikte bir şey duydum.

Kalbimin sesini kulağımda duyuyordum.

Sadece bir organın atışı değildi bu. Bir ritimdi, bir hikayeydi, bir isyandı belki de…

O ritim bana unuttuğum duygularımı fısıldıyordu. Kırgınlıklarımı, ertelediğim hayallerimi, bastırdığım korkularımı…

Hepsi tek tek yüzeye çıktı. Bir zamanlar olduğum ama unuttuğum ben, içimde yankı bulmaya başlamıştı.

Yıllardır hep bir şeylerin peşinden koştum. Hep daha fazlası, hep daha iyisi…

Ama hiç durup da “Ben ne istiyorum?” demedim kendime. Şimdi soruyorum;

Ne zaman kendinle en son gerçekten konuştun? Ne zaman sessizce, yaralı yanımla, umutlu tarafımla… Ve hepsine “Buradayım” dedim.

Saklamadım, yargılamadım.

O gün anladım ki içsel yolculuk; dış dünyadan uzaklaşmak değil, iç dünyana yaklaşabilmekmiş.

 Her şeyin cevabı bir yerlerde değil… Tam burada, göğsümün içinde atıyormuş.

O günden sonra değişmedim belki birden ama dönüşmeye başladım. Daha çok sustum, daha çok dinledim. Ve her sustuğumda biraz daha duyabildim içimdeki sesi. 

Çünkü bazen iyileşmek, konuşmakla değil; sadece kalbini duymakla başlar.

Tabii ki duymak yetmez, oturup dinlemek gerek. 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Osmanaydogdu OSMAN AYDOĞDU Bir kış mevsiminin Şubat ayının ilk pazar günü dünyaya gelmişim. Annemin anlatmasına göre; doğum sancıları başladığında o zamanlar oturduğumuz gecekondunun kapısında diz boyu kar varmış.Muhtemelen herkes gibi 4 yaşıma kadar neler yaptım, hiç hatırlamıyorum. Okula başladığım ilk günü ise yıllar geçmiş olsa da hatırlıyorum ve lavaboya gitmek için sınıftan çıkıp sınıfı tekrar bulamadığımı daha net hatırlıyorum. O yüzden kızmayın ilk kez sizden ayrı kalan çocuklara kaybolduklarında çünkü çok korkuyorlar zaten.Sonrası malum işte. Uzun bir okul dönemi, ortaöğretim yıllarımda tanıştım birine âşık olmayla. Çok başarılı olan okul hayatım ilk aşkımla beraber vasat bir performans sergiledi. Hayalini kurduğum edebiyat fakültesini bir türlü kazanamayınca bir an önce işimi gücümü elime almak için teknik bölüm bitirdim. Bir kaç sene özel sektörde çalıştıktan sonra kamuda çalışmaya başladım. Hayatımın 36. baskısındayken hâlâ orada çalışmaktayım. Hayat denen seyrüsefer bundan sonrası için ne gösterir bilmiyorum. Bekleyip göreceğiz hep beraber.Çok gevezeyimdir. Konuşmaya başladım mı kolay kolay susmam ama çok konuşmamdan boş konuşmadığım için rahatsızlık duymadıklarını söylerler. Ne kadar sahiciler merak ediyorum. İnsanlarla kalıcı dostluklar kurmak, hayata karşı kötülükleri belki bitirebilme ümidiyle iyi bir insan olabilmek adına savaşlar veriyorum diyebilirim. Başarılı olup olamadığımı onlara sormak lazım. Çok uzun zamandır hayalini kurduğum ilk romanımı siz değerli okurların takdirlerine susmanın bahtiyarlığı içerisindeyim. Umarım beğenirsiniz; sağlıcakla kalın, Allah’a emanetsiniz.