ISLAK İZ - Üçüncü Bölüm

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
29 Nisan 2026 - 10:45
29 Nisan 2026 - 10:45 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 6  337
ISLAK İZ - Üçüncü Bölüm

ISLAK İZ – Üçüncü Bölüm

Gün akşama dönerken, evin içindeki sessizlik değişmişti.

Bu kez boşluk gibi değil, bekleyiş gibiydi.

Mahir yazmayı bırakmıştı ama kalemi hâlâ elindeydi. Masanın üzerindeki ıslak iz, gün boyu hiç kurumamıştı. Yanına bıraktığı mektup ise sanki yıllardır oradaymış gibi ağır duruyordu.

Ayağa kalktı.

İlk kez kaçmak istemedi.

Ceketini aldı. Kapıya yöneldi. Durdu.

Yıllardır yapmadığı bir şeyi yapacaktı: geçmişin üstüne gitmek.

Sokağa çıktığında hava serinlemişti. Yağmurdan kalan nem, asfaltın üzerinden hâlâ buhar gibi yükseliyordu. Şehir kalabalıktı ama Mahir’in içi garip bir şekilde sakindi.

Adres belliydi aslında.

Unuttuğunu sanmıştı, ama bazı yerler insanın hafızasından değil, bedeninden silinirdi.

Adımlar onu eski mahallesine götürdü.

Dar sokak, köşe başındaki bakkal, soluk sarı apartman… Hiçbiri değişmemişti. Sadece o değişmişti.

Apartmanın önünde durdu.

Kalbi hızlandı.

“Ya geç kaldıysam…” diye düşündü.

Ama sonra mektubun son cümlesi geldi aklına.

Kendini bul yeter.

Derin bir nefes aldı ve içeri girdi.

Merdivenleri ağır ağır çıktı. Her basamak, yılların yükünü taşıyordu sanki. Kapının önüne geldiğinde eli zile gitmedi.

Kapı aralıktı.

Hafifçe itti.

İçerisi boştu.

Toz kokusu vardı. Perdeler solmuş, eşyalar örtülmüştü. Yaşanmayan bir hayatın sessizliği sinmişti duvarlara.

“Leyla…” diye fısıldadı.

Cevap gelmedi.

Ama içeride bir şey vardı.

Salonun ortasında küçük bir masa… Üzerinde bir defter.

Mahir yaklaştı. Defteri açtı.

İlk sayfada kendi yazısını gördü.

Ama bu, onun yazdığı bir şey değildi.

“Geç kaldığını düşündüğün her an, aslında başlamaktan korktuğun andır.”

Geri çekildi.

Kalbi hızlandı.

Bu cümleyi o yazmış olamazdı… ama sanki yıllardır içinde taşıyordu.

Sayfaları çevirdi.

Her sayfada başka bir cümle vardı. Hepsi ona aitti ama hiçbiri onun kaleminden çıkmamıştı.

Birden anladı.

Bu ev, bir hatıra değildi.

Bir yüzleşmeydi.

Yıllardır söylemediği, yazmadığı, kaçtığı her şey burada onu bekliyordu.

Ve o kadın…

Gece gelen o kadın…

Bir hayal değildi.

Bir çağrıydı.

Mahir defteri kapattı. Gözlerini kapadı.

Kaçabilirdi.

Her zamanki gibi görmezden gelip geri dönebilirdi.

Ama bu kez yapmadı.

Defteri koltuğunun altına aldı ve kapıya yöneldi.

Tam çıkarken durdu.

Arkasına baktı.

Ev hâlâ sessizdi.

Ama artık boş değildi.

Çünkü Mahir ilk kez kendinden kaçmamıştı.

Sokağa adım attığında hava tamamen kararmıştı.

Ama onun içinde ilk kez bir şey aydınlıktı.

Eve döndü.

Masasına oturdu.

Islak izin yanına bu kez defteri koydu.

Kalemi eline aldı.

Ve yazdı:

“Bazı kapılar geçmişe açılmaz. İnsan o kapıyı çaldığında, aslında kendine girer.”

Islak iz o an hafifçe dalgalandı.

Ve ilk kez…

Yavaşça kurudu.

Derya YAĞMUR 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Derya Yağmur Araştırma Yazarı ⭐ Editör ⭐ Şair ⭐ Muhabir Yazarı ⭐ Roman Yazarı ⭐ Köşe Yazarı ⭐ Çocuk Edebiyatı Yazarı ⭐ İç Dönüşüm ve Başarı Yazarı ⭐ Sosyal Medya ve İletişim Uzmanı