HERCÜMERÇ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
27 Nisan 2025 - 16:12
27 Nisan 2025 - 16:12 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 0  827
HERCÜMERÇ
Anı yaşamak.

         HERCÜMERÇ

Kızılca güneş batmak üzereydi. Herkesin artık rutinleşmiş olan bir telaşı var gibiydi. Kimi evine, kimi işine, kimi randevusuna, kimi ise hayata yetişmeye çalışıyordu. İşte yine başlıyordu bizimkisi anarşik anarşik konuşmaya!

‘Neden, askerlik gibi süresi belli olan durumlarda zaman geçmek bilmezde, normal hayatta zaman akıp gider. Hani sayılı zaman çabuk geçerdi? Kim uydurdu bu safsatayı? Zaman dediğimiz şey; aslında muğlak ve son iki harfinden oluşan, anlardan ibaret değil mi? Anı yaşamayı neden ıskalıyoruz? Neden sürekli bir şeylere yetişmeye çalışıyoruz? 

Başladın yine Osman Efendi. Değiştiremeyeceğin şeyler için kavga etmeyi ne zaman bırakacaksın! Olmuyor işte! Üstelik her seferinde kaybedeceğini bile bile hala neden pes etmiyorsun? Hercümerç olmuş hayatını, malayani bir şekilde mi, temize çıkaracağını sanıyorsun? Bütün dert bitti zaman mefhumuna mı taktın kafayı şimdi de! İnanamıyorum sana gerçekten!

Tek derdi olan sen misin bu hayatta? Nedir bu? Melankoli akımını başlatanın, kendin olduğunu mu sanarak, melamet hırkasını giyme merakın? Hep o dinlediğin kederli şarkılardan dolayı bu haldesin. Sen önce müzik listeni değiştir sonra da münzevi yaşantından sıyrıl! Bir yerden başla! Sonra oturup zaman mefhumunu konuşalım! Ha! Bir de unutmadan; sürekli bir şeylerden şikâyet edip, hayatına uygulamadığın şeylerden sıkıldım. Mesela az önce dert yandığın, ‘Anı yaşamak’ kısmından başlayabilirsen çok sevinirim.’

 İşten eve dönüş yolunda, kendi ile olan savaşı bitmiyordu. Bir nevi alışkanlık haline gelmişti bu kavgalar. Bugün dozunu biraz kaçmıştı sanki. Eteğindeki taşları bir bir dökmüştü. Resmen ‘yaşayan bir ölüsün’ hiç kusura bakma demişti. Üstelik onca kalabalığa rağmen birazdan yalnızlığın gelip, dört bir yanını saracak olan dört duvarın içine hapsolmasına çok az kalmıştı. Eve yaklaştıkça adımları yavaşlıyordu istemsiz. Bütün seslerden sıyrılıp ıslık öttürmeye yeltendiği o an ebedi yalnızlığa demir attığından habersizdi.

Önce acı bir fren sesi duyulacak, açılan camdan elinde silah olan adam tarafından ağız dolusu küfürler edilecek. Sonra kimse ne olduğunu anlayamayacak. Osman’ın yanında yürüyen kadın hedef, gayri ihtiyari bir reflekse arkasına sığınacak. Katil tarafından, hedefi kaçırma korkusuyla aceleci ve acemice tetiğe basılacak. Kuşlar tünedikleri yerlerden koreografi yaparak gökyüzüne doğru kanatlar çırpacak ve bir an şehrin tüm gürültüsünü bastıracak olan kanat sesleri eşliğinde; kalın kaşları, genç yaşına rağmen alın ve göz çevresinde oluşan derin kederli çizgileri, beyazların olduğu gür ve sert kirli sakalları kısacası kederli çehresi; yaşadığı acıdan ötürü son kez kasılacak ve kalbinden vurulması sonucu yere yığılacaktı. 

Kurşunun isabet ettiği yere istemsiz eli gidecek. Son bir gayret ile eline bulaşan kırmızı sıvıyı görmek için elini havaya kaldırdığında ise parmaklarının arasından süzülen kızılca güneşi gördüğünde anlayacak. Gökyüzünün sadece mavi olmadığını. Gün doğumlarında ve batımlarında kırmızı olduğunu.

Az önce ‘Anı yaşamak’ kısmından başlayabilirsen çok sevinirim.’ derken iç sesi; muhakkak bu andan bahsetmemişti. 

Demek ki insanın mutlu olabilmesi için anı yaşamak yetmiyor. Önce iç sesiyle tüm sorunları halledip, barışması gerekiyor! 

               Vesselam.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Osmanaydogdu OSMAN AYDOĞDU Bir kış mevsiminin Şubat ayının ilk pazar günü dünyaya gelmişim. Annemin anlatmasına göre; doğum sancıları başladığında o zamanlar oturduğumuz gecekondunun kapısında diz boyu kar varmış.Muhtemelen herkes gibi 4 yaşıma kadar neler yaptım, hiç hatırlamıyorum. Okula başladığım ilk günü ise yıllar geçmiş olsa da hatırlıyorum ve lavaboya gitmek için sınıftan çıkıp sınıfı tekrar bulamadığımı daha net hatırlıyorum. O yüzden kızmayın ilk kez sizden ayrı kalan çocuklara kaybolduklarında çünkü çok korkuyorlar zaten.Sonrası malum işte. Uzun bir okul dönemi, ortaöğretim yıllarımda tanıştım birine âşık olmayla. Çok başarılı olan okul hayatım ilk aşkımla beraber vasat bir performans sergiledi. Hayalini kurduğum edebiyat fakültesini bir türlü kazanamayınca bir an önce işimi gücümü elime almak için teknik bölüm bitirdim. Bir kaç sene özel sektörde çalıştıktan sonra kamuda çalışmaya başladım. Hayatımın 36. baskısındayken hâlâ orada çalışmaktayım. Hayat denen seyrüsefer bundan sonrası için ne gösterir bilmiyorum. Bekleyip göreceğiz hep beraber.Çok gevezeyimdir. Konuşmaya başladım mı kolay kolay susmam ama çok konuşmamdan boş konuşmadığım için rahatsızlık duymadıklarını söylerler. Ne kadar sahiciler merak ediyorum. İnsanlarla kalıcı dostluklar kurmak, hayata karşı kötülükleri belki bitirebilme ümidiyle iyi bir insan olabilmek adına savaşlar veriyorum diyebilirim. Başarılı olup olamadığımı onlara sormak lazım. Çok uzun zamandır hayalini kurduğum ilk romanımı siz değerli okurların takdirlerine susmanın bahtiyarlığı içerisindeyim. Umarım beğenirsiniz; sağlıcakla kalın, Allah’a emanetsiniz.