CESARET BİR TAVŞANIN ÜRKEK YÜREĞİNDE SAKLIYDI

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Kaybolmuştum. Korkuyordum... Ama korkularımla savaşmayı ürkek bir tavşandan öğrendim.

9 Ekim 2026 - 06:45
9 Ekim 2026 - 06:45 ⏱ 6 dk Okuma Süresi
 0  2
CESARET BİR TAVŞANIN ÜRKEK YÜREĞİNDE SAKLIYDI
Korkmamayı korkaklardan öğrendim.

Bir gün bir düş gördüm:

​Bir ormanın ortasındaydım. Etrafım gökyüzüne uzanan, yemyeşil, çok uzun ağaçlarla çevriliydi. Ağaçların arasından yer yer süzülen güneş ışıkları gölgeleri aydınlatıp ışın kılıcı gibi bana kadar ulaşıyordu. Kuş sesleriyle cırcır böceklerinin sesleri birbirine karışmıştı; bir koro gibi ahenkle ötüp duruyorlardı. Her yer kurumuş yapraklar ve dalından dökülen kozalaklarla doluydu. Bastığım her yerden hışır hışır ezilen yaprak seslerinin arasında bir ara su sesi bile duydum. Yakınlarda bir yerlerde bir dere olmalı diye düşündüm. Nerede olduğumu bilememenin endişesi olmasa kendimi huzurlu hissedebilirdim. Endişeli yürüyüşüme devam ederken belki tanıdık bir şey görürüm diye etrafı inceleyip duruyordum. Sonunda bir derenin kenarına geldim. Su bulanık akıyordu. Çok kirli olduğunu düşünüp dokunmadım. Yine de suyun şırıl şırıl akan sesi kulağıma ninni gibi geldi. Kendimi çok yorgun ve bitkin hissediyordum. Bir ağacın altına oturup suyun ve kuşların sesini dinleyerek gözlerimi kapatıp dinlenmek istedim ama kendimi güvende hissetmediğim için dere yatağını takip ederek yürümeye devam ettim.

​Aniden bir çığlık duyarak ürperdim. Baykuş olabilir mi diye düşündüm önce ama hava aydınlık olduğu için ihtimal vermedim. Sesin kimden geldiğini düşünüp derin derin nefesler alarak yoluma devam ettim. İyice yorulmaya başlamıştım ve nerede olduğum hakkında hiçbir fikrim yoktu. Birden karşıma bir tavşan çıktı. Tam önümde dikilmiş öylece bana bakıyordu. Bembeyaz tüyleriyle çok sevimli görünüyordu. Benden kaçmadığını fark ettiğimde şaşırdım. Beni görünce kaçması gerekmez miydi? Cevap almak için değil, sırf laf olsun diye, "Hey, merhaba sevimli tavşan!" dedim. Kafamın içinde "Merhaba insan." diye bir ses duydum. Etrafıma bakındım ama bugüne kadar kimse bana "insan" diye seslenmemişti. Allah’ım, galiba aklımı kaçırıyorum! Hem tavşanlar konuşmazdı ki. "Deliriyor olmalıyım." diye düşünürken bir ses daha geldi:

​— Hayırdır, selam verip sonradan şaşırmak neden? Siz insanlar ilginç yaratıklarsınız.

​— Ama hayvanlar konuşamaz ki...

​— Madem böyle düşünüyordun, neden "merhaba" dedin?

​— Haklısın, kusuruma bakma lütfen, ben öylesine söylemiştim. Cevap vermeni beklemiyordum. Bu ıssız ormanda kayboldum. Belki yalnız olmadığımı bilmek için çaresizce şansımı denedim.

​— Aldırma, herkese olur bazen. Biliyor musun, ben bütün hayatımı insanlardan korkup kaçarak geçirdim. Yalnızlığı iyi bilirim. Korkarak yaşamak yorar insanı.

​— Korkma lütfen benden, sana zarar gelmez.

​— Yok, yok, rahat ol. Gördüğün gibi artık kaçmıyorum. Hâlâ korkuyorum ama korkuyla yaşanmayacağını biliyorum.

​— Nasıl yaptığını bana da anlatır mısın? Şu anda çok yalnız hissediyorum ve deli gibi korkuyorum.

​— Tabii ki anlatırım. Bir zamanlar insanlardan o kadar çok korkuyordum ki ormanda rahatça dolaşamazdım. Arkadaşlarım eğlenirken ben hep tetikte beklerdim. Yanlış anlama, hiç kötü bir tecrübe yaşamadım. Bugüne kadar hiçbir insandan zarar görmedim.

​— Peki, öyleyse neden bu kadar korkuyordun?

​— Ben de bunu çok düşündüm. Ailemin ve büyüklerimin uyarıları, insanlara dair anlattıkları hikâyeler korkmama neden olmuş olabilir. Ama beni en çok korkutanlar, kafamda kurduğum senaryolardı.

​— Bilmediğin bir şey hakkında ne düşünmüş olabilirsin ki?

​— Gerçek tektir. Ne kadar kötü olursa olsun bir tanedir; olur ve biter. Ama olasılıklar öyle mi? Sonsuz olasılık var desem abartmış olmam sanırım. Her zaman daha beter bir şey olabilir ve sen korktukça daha kötüsünü düşünürsün; düşündükçe daha çok korkarsın. Gün geçtikçe kendi kabuğuna çekilir, yalnızlaşırsın.

​— Peki, korkunu yenmeyi nasıl başardın?

​— Aslında çok kolay olmadı; yalnız olmaktan yoruldum. Herkes mutlu mesut yaşarken uzaktan seyretmekten usandım. Böyle yaşamak istemediğimi fark ettim. Tam o günlerde senin gibi ormanda yolunu kaybetmiş birini gördüm. Onunla konuşmadık ama yürürken kendi kendine, "Cesaret hiçbir şeyden korkmamak değildir. Korktuğun hâlde vazgeçmemek, korkularınla yüzleşmek demektir. Yürümeye devam et, başarabilirsin." diye yüksek sesle tekrarlıyordu. Ben de korkularımla yüzleşmeye karar verip her gün adım adım ilerledim. En hızlı kaçabileceğim güvenli bir mesafeye kadar yaklaştım önce; etrafı kolaçan edip her an kaçmaya hazır bir hâlde bekledim. Her gün aramızdaki mesafeyi biraz daha kapattım. Artık onlarla oyunlar oynayabiliyordum. Yine korkuyordum; her zaman içimde kaçmaya hazır bir duygu vardı ama gerçekten kaçmamı gerektiren bir durum olmadığı sürece kaçmadım.

​— Bu kadar mı? Öylece kaygılarından kurtuldun mu yani?

​— Hayır, tabii ki kurtulamadım. Maalesef o kadar kolay değil. Hâlâ bazen endişeleniyorum, olasılıklar geliyor aklıma, korkuyorum. Sadece korkularımın beni kontrol etmesine izin vermiyorum. Neyi istemiyorsam onu yapıyorum mesela. Neyden korkuyorsam en çok onun üzerine gidiyorum. "Her şey olacağına varır, olduğu zaman düşünürüm." diyerek yaşadığım andan keyif almaya çalışıyorum. Elimden geleni yapıp takdiri Allah'a bırakıyorum. Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler... Değil mi ama?

​— Sence ben de korkularımı yenebilir miyim?

​— Gerçekten istersen neden olmasın? Hatta hemen şimdi başla. Korkularından kaçma. Onları kucakla ve her şeye, herkese rağmen yoluna devam et. Sen yola çık, yol sana görünür zaten. Sana düşen en önemli iş yolculuğun keyfine varmak.

​— Seni bir daha görebilir miyim? Ben seni çok sevdim.

​— Ne zaman istersen gel, ben hep buralardayım. Ama benden kimseye bahsetme sakın. Hoş, söylesen de kimse sana inanmaz. Boşuna canın sıkılmasın diye söylüyorum, dedi ve göz kırptı.

​Yüzümde bir gülümsemeyle gözlerimi açtım. Gerçekten de bir ağacın altında uyuyakalmıştım. Ama evimin bahçesinde, kendi güvenli alanımdaydım. Gördüklerimin rüya olduğundan eminim ama hâlâ korkularımla yüzleşmekte kararlıyım. Hepsini tek tek yendiğimden emin olana kadar denemeye devam edeceğim. Böylece bir gün arkadaşım tavşanı yeniden görürsem ona başardığımı söyleyip teşekkür edebileceğim.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Fatma ÇAKMAK Ben bana benzeyen biriyim.