HAYIRLISI

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
18 Nisan 2026 - 14:11
 0  20
HAYIRLISI

Candide'i okuyan vardır, olması lazım zira bu eseri siz polyanacılar! okumadan geçmemişsinizdir. 

Candide’i okumak, aslında insanın hayata karşı (delice) attığı kocaman bir kahkahadır. Hani bazen her şey üst üste gelir, hayat sizi oradan oraya savurur ama siz yine de "Vardır bir hayrı" dersiniz ya? (İki cümlenizden biri budur) 

İşte Candide o teslimiyetin ve o bitmek bilmeyen iyimserliğin en trajikomik halidir.

​

Voltaire, zavallı kahramanımızın başına öyle felaketler sarar ki (ve size göre sizin de başınıza gelenler de öyledir.) —depremler, savaşlar, engizisyon işkenceleri—okurken bir noktadan sonra "Daha ne olabilir?" dersiniz.

​Candide, şatosundan kovulduğunda sadece evinden değil, o toz pembe hayallerinden de kovulur. Ama o, bir türlü uyanmak istemez. Çektiği her acıda, kaybettiği her sevgilide yine de o eski ezberi mırıldanır.(hayrlısı)  

Bu aslında hepimizin hikayesidir; gerçekler suratımıza bir tokat gibi çarpana kadar sığındığımız o konforlu yalanların hikayesi.

​Kitap da bir yerden sonra; o kusursuz ütopya ülkesine gider. Orada her şey mükemmeldir, yerlerde mükemmeliyet yuvarlanır. Ama ne yapar bizimki? Orada kalmaz. Çünkü insan ruhu, huzursuzluğu ister. Başına felaketleri getirir, yukarıyı suçlar sonra da hayrlısı der. (Yukarıya ben güçlüyüm mesajı verir) 

Biz aslında mutluluğu değil, peşinden koşacak bir 'şey' arıyoruz. Ulaşınca kıymetini yitireceğimiz, ama yolunda perişan olmayı sevdiğimiz o büyük arzuyu... ulaşılmazı... 

​Kitap bizi oradan oraya atarken; farklı duyguları yüzümüze çarparken bir bakıyoruz ki güzeller çirkinleşmiş, bilgeler susmuş, zenginler her şeyini kaybetmiştir. İşte tam o noktada yazar, edebiyat tarihinin en sarsıcı tavsiyesini verir:(ben mesaj vermem, direkt söylerim, Çünkü bir Voltaire değilim) 

Dünyanın kötülüğünü değiştiremeyebiliriz, büyük felsefi tartışmalar karnımızı doyurmaz, siyasetin kirliliği bitmez... Ama kendi küçük alanımızda, kendi ellerimizle ektiğimiz o fidanın büyümesini izleyebiliriz. 

​Kitap bize şunu fısıldar: Hayat bazen çok saçma, bazen çok zalim; ama elimizde küreğimiz olduğu sürece umut halen vardır. o küçük bahçede hala bir umut var. Samimiyet tam da bir fidan büyütmektir, belki de içindeki umudu. 

Yazıyı okuduktan sonra; nasıl olsa bahar da kapımızdayken gidip ufak bir tohum ek veya bir fidan dik. O zaman hayata karşı bir umudun ve beklediğin bir şey olur. (İyimserlik) 

Ya da boşver bu topraklar da zaten yeşermez diye bir küfür savur ! (Bize yakışan budur) 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Erdal Burak Okur dinler yazar... 1989 Ağrı'da doğdum, eğitim hayatını Ağrı ve Kayseri illerinde tamamladım. Erciyes Üniversitesi lisans mezuniyetinin ardından, şu an Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde lisansüstü eğitimine devam etmekteyim. 2012-2019 yılları arasında öğretmenlik mesleğini icra ettim, halihazırda kamu görevini sürdürmekteyim. Edebiyata olan tutkumu dijital mecralara da taşıyarak farklı platformlar da blog yazarlığı yapmaktayım, dijital ve basılı dergilerde yazılarım sıklıkla yayımlanmaktadır. Gölge, On İki Sırrın Muhafızı, Kayıp Ferman ve Liman isimli dört kitabım bulunmaktadır.