ÇORAPLAR EŞLEŞMEZKEN HAYAT

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Belki de hayat, eşleşmeyen çoraplar gibi değildi sadece. Belki de hayat… aynı anda farklı olup yine de aynı şeye gülebilmekti.

27 Nisan 2026 - 11:13
27 Nisan 2026 - 11:13 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 6  45
ÇORAPLAR EŞLEŞMEZKEN HAYAT

          ÇORAPLAR EŞLEŞMEZKEN HAYAT

Bu gece, sanki “bugün biraz eğlenelim” der gibiydi. Sokak lambaları biraz daha parlak, rüzgâr biraz daha oyunbazdı. Sokağın köşesindeki eski kabare yine canlıydı. Tabelası eğriydi, bazı harfleri eksikti, ama içeriden taşan kahkahalar “biz hâlâ buradayız” diyordu. Kapı açıldığında içerisi sıcaktı. İnsanın içine işleyen, yargısız bir sıcaklık. Masaların çoğu doluydu. Kimse kimseyi tanımıyordu ama herkes birbirine tanıyormuş gibi gülümsüyordu. Garson tepsiyi taşırken küçük bir dans yapıyor, kimse buna şaşırmıyordu. Çünkü burada kimse normal olmak zorunda değildi. Sahneye ilk çıkan kişi Tarık oldu. Öyle bir çıktı ki, sanki yanlışlıkla gelmiş ama kalmaya karar vermiş gibiydi. Üzerindeki ceket biraz büyüktü, kolları uzun, omuzları boldu. Ama onu öyle bir taşıyordu ki, sanki yeni bir akım başlatacak gibiydi. Mikrofonu eline alıp.. “Ben bugün çok önemli bir karar verdim,” dedi ciddi bir yüzle. Salonda herkesin gözü sahnedeydi. “…çoraplarımı eşleştirmemeye karar verdim.” Bir anlık sessizlik oldu ardından kahkahalar patladı. Tarık ayağını kaldırdı. Gerçekten de biri çizgili, biri puantiyeliydi. “Hayat zaten yeterince karışık,” dedi, “bir de çoraplarla uğraşamam.” Kısa bir duraklama. “Bir gün bütün çoraplarım kayboldu… ben de aramayı bıraktım.” Arka masadan biri “haklısın!” diye seslenirken. Bir başkası, “ben yıllardır böyleyim!” dedi. Kabare bir anda kolektif bir rahatlama yaşamıştı. Sanki herkes içinden aynı anda “oh be” diyordu. Tam o sırada sahneye Asya çıktı. Elinde bir defter vardı. Saçlarını gelişi güzel toplamıştı o dağınıklık ona öyle yakışıyordu ki, sanki bilerek yapılmış bir şey gibiydi. Defteri havaya kaldırarak “ben,” dedi, “insanların saçma anlarını yazıyorum.” Tarık tek kaşını kaldırıp.. “O zaman benim hayatım bestseller olur” dedi. Asya gülümseyerek “zaten ilk bölüm sensin.” Salon yine kahkahaya boğuldu. Asya defteri açıp “bir gün biri, markette karpuz seçerken karpuza ‘bizi mahcup etme’ dedi.” Salon kahkahadan kırılıyordu. Asya salona göz gezdirerek seyircilerden birine “bu sen olabilir misin?” dedi. Tarık elini kaldırdı. “Ben yapmış olabilirim.” Kahkaha yeniden yükseldi. Asya bir sayfa daha çevirdi. “Biri… mesaj yazdı, sildi. Yazdı, sildi… Hiç göndermedi. Ama üç gün boyunca o mesajı düşündü”. Bu kez gülüşler daha yavaştı. Daha tanıdıktı. Sahnenin köşesinde eski bir sandalye vardı. Tarık gidip oturdu. “Ben bu sandalyeye güveniyorum,” dedi. Asya şaşırdı. “Neden?” “Çünkü hiçbir beklentisi yok” dedi Tarık. Ve devam etti “insanlar biraz sandalye gibi olsa keşke.” Bu kez salon sadece gülmedi. Bazıları hafifçe başını sallıyordu. Bu sırada müzik başladı. Hafif, oyunbaz bir melodiyle. Tarık ayağa kalktı. “Şimdi size bir soru!” diyerek. Salon hazırdı. “Hayatınızdaki en saçma ama en sevdiğiniz şey ne?” “Gece dolabı açmak!” dedi biri. “Asansörde aynaya bakıp kendime selam vermek!” dedi bir başkası. “Mesaj yazıp silmek…” “Yağmur yokken şemsiye taşımak…” Cevaplar çoğaldıkça kahkahalar büyüyordu. Ama bu kez herkes sadece gülmüyor aynı zamanda kendini de yakalıyordu. Asya'nın gülmekten gözlerinden yaşlar gelirken silerek “bak,” dedi, “hepimiz biraz tuhafız.” Tarık başını sallayarak“İyi ki” dedi ve mikrofona yaklaştı. Bu kez sesi daha sakindi. “Bence en güzel şey ne biliyor musunuz?” Salon sessiz bekliyordu. Tarık insanlara tek tek baktıktan sonra “hiç tanımadığın insanlarla aynı şeye gülmek…” “ve artık o kadar da yabancı olmamak.” dedi. Salonda yumuşak bir sessizlik oldu insanlar birbirine baktı. Gerçekten yabancı mıydılar? Işıklar yavaşça kısılırken perde kapanmaya başladı. Ama içeride hâlâ bir şey kalmıştı kahkahadan biraz daha derin, sessizlikten biraz daha hafif. Belki de hayat, eşleşmeyen çoraplar gibi değildi sadece. Belki de hayat… aynı anda farklı olup yine de aynı şeye gülebilmekti.

                             DİLEK SARIKAYA

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow