YÜKLER

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bir kız ile annesinin hayatından kesit

29 Nisan 2026 - 15:04
29 Nisan 2026 - 15:04 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 4  53
YÜKLER
YÜKLER

                    YÜKLER

Çığlık çığlığa susuyorum. Dile getirilemeyen, üstü örtülen, görülmeyen bir haykırış bu. Dıştan bir ağaç gibi heybetli, ayakta dimdik duruyorum. İçimde ise neler kırılıp dökülüyor, neler dağılmış, neler yok olmuş belli değil. Bir yük daha saplanırsa sırtıma un ufak olacağım. Yükün ağırlığı önemli değil, bir tüy daha taşımaya takatim yok. 

Ancak her gün büyük bir gayret içinde uyanıyor, somurtkan yüzümü odama asıp gardrobumdan neşeli ve tatlı bir yüz seçip onun yanına gidiyorum. Daha uyanamadıysa belki de yakın zamanda hayatımdan yitip gidecek bu yüzü ezberlemeye çalışıyorum. Eğer bütün gece olduğu gibi uyanıksa da gidip ona sımsıkı sarılıyorum.

"Annem... Günaydın! Bugün ağrın var mı?"

Yok derse şanslı günümüz olduğunu içimde ilan ediyor, şenlik havasına giriyorum. Başlıyorum mahallenin tüm dedikodularını ona vermeye. Gülümsüyor, hiç olmadığı kadar iyi hissediyor ya da hissetmiş gibi yapıyor. 

Eğer cılız bir "var" cevabı duyarsam içimde kendi kendime teselli arıyorum, çabucak buluyorum ve doğru ilacı hemen veriyorum artık hemşire beyni gibi çalışan zihnimle ona. Ağrısını ne kesiyor, hangisi midesini bulandırıyor, hangisi ağır geliyor, hangisi ne zaman ve ne sırayla verilmeli? Her biri ezberimde. 

"Olsun anne." diyorum hemen "Bu ilacı iç, çabucak geçer." 

Onun ağrısı geçer miydi tamamen asla bilemiyorum ama bende başlayan yürek ağrısının geçmeyeceğini adım gibi biliyorum.

Ona bakabilmenin hafifliğini taşımak ve ona yoldaş olabilmek için evden çalışıyorum. O kadar da kötü değil, evi çekip çevirecek ve annemi hastaneye götürüp getirecek parayı kazanıyorum. Hastalığın bizi yıkıp geçmediği iyi akşamlardan birinde yaraları olmasın ve rahat etsin diye aldığım hasta yatağında yan yana film izlediğimiz annem soruyor:

"Ölürsem ne yapacaksın?"

"Anne! Nereden çıktı şimdi bu? Ölüm kelimesi ağzına bile yakışmıyor. Yapma, hadi filme devam edelim."

Kumandayı alıyor ve televizyonu kapatıyor.

"Ben senden razıyım kızım, bana çok güzel bakıyorsun. Sakın benden sonra kendini herhangi bir konuda suçlama. İyi ol, kalbinin doğrultusunda gitmeyi bırakma. Canım kızım benim, seni çok seviyorum. Sana güveniyorum, kendi başının çaresine bensiz de bakacaksın. Ben huzurla gideceğim, bunu bil yeter."

Gözyaşım kirpiğime tutunmuş, kendini aşağı atmasına izin vermiyorum.

"Ben sensiz olmayı bilmiyorum anne. Bunu bana öğretmeni de istemiyorum. Doğduğum günden beri senin kokun, senin ellerin, senin omzun ayakta tuttu beni. Sen olmazsan yıkılırım."

"Hayır yıkılamazsın."

"Neden?"

"Çünkü benim için yaşayacaksın. Eğleneceksin, güleceksin, düşüp yeniden kalkacaksın. Bir çocuğun olacak belki, beni ona anlatacaksın. Yaşa güzel kızım, yaşamanın bir yolunu bul. "

"Ama... Hiç ayrılmadık seninle daha önce, ayrılık yabancı bana. Hele sonsuz ayrılık... Allah korusun."

"Ayrılmayacağız ki. Kalbim senin kalbinde atacak sadece. Sesimi kuşlardan duyacaksın, sarılmamı sevgi dolu kucaklaşmalarda bulacaksın. Sen benim kızımsın. Sen yaşadığın sürece ben de yaşayacağım. İçin daraldığı zamanlarda elini kalbine koy ve 'Gülüyorum anne.' de. Sonra da gülümse ve devam et. Karşına ne çıkarsa çıksın elini tutuyor olacağım, sen görmesen de."

Gözyaşlarım artık dayanılacak gibi değil. Bırakıyorum ve özgürce ağlıyorum. O gün bir tüy değil bir kaya saplanıyor sırtıma. Saatlerce annemin eli elimde hıçkırıyorum. Ve anlıyorum ki yükler biri için taşındığı zaman anlamlı. 

Derya BALLI 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Derya BALLI Psikolog / Yazar Kalbimin Son Notası / Siyah ve Beyaz: Mısra'nın Yolculuğu kitaplarının yazarı.