Piyon

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

İleri gitmek zorundaydı çünkü geri dönmek gibi bir şansı hiç olmadı.

15 Haziran 2026 - 14:55
15 Haziran 2026 - 14:55 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 9  120
Piyon

Doğduğumuz günden itibaren adını bilmediğimiz bir oyunun parçası haline geliriz. Genelde kendimizi en önde rüzgârı göğüslemeye razı, feda edilmeye hazır pozisyonda buluruz. Gözden çıkarılan insanlar vardır. Kenara itilen, adı anılmayan, yokluğu fark edilmeyen insanlar. Onlar hiçbir zaman bir hikâyenin kahramanı veya başrolü olmaz. Çünkü kimse onların hikayesini okumaya tenezzül etmez. Sanırım o insanlar biz oluyoruz. Tıpkı bir piyon gibi. Kim piyon olmak ister, değil mi? 

Arkasındaki kalelerin, atların ve şahların gölgesinde sadece ileriye doğru adım atabilen, iddiasız ve küçük bir ahşap parçasından ibarettir piyon. Yukarıdan uzanan bir elin onu nereye süreceğini bekler sadece. Geriye dönemez, sağa sola sapamaz. Sınırları çizgilerle belirlenmiş, hamle alanı daraltılmış ve kolay harcanabilirler. 

İşte insan da tam olarak burada piyon figürüne bürünüyor. İlişkide, iş yerinde, aile içinde veya arkadaş ortamında... Birileri ilerleyebilsin diye geri planda durur, düzen bozulmasın diye kendinden vazgeçer hatta nefret eder ve ilk harcanan o olur. Aslına bakacak olursanız bunu farkındadır da insan. 'Ben sadece bir piyonum' der ve bedelleri ödemeye razı gelir. 

Fakat piyon, bu çaresiz görüntüsünün ardında muazzam bir potansiyel gizler. 

Geri dönüşü olmayan bir yolda ilerler. Arkasına bakma şansı yoktur çünkü durursa arkasından gelenin yolu kapanır. Bu yüzden attığı her adım büyük bir cesaret taşır. Korkularını, pişmanlıklarını ya da keşkelerini ardında bırakarak sadece hedefe odaklanır. Tahtanın en arkasında güvenle bekleyen şahların aksine piyon, kavganın da mücadelenin de tam göbeğindedir. Ama kimse bu bilgiyle ilgilenmez çünkü her zaman süreç yerine sonuç izlenir.  

Ve piyon, imkânsız olarak nitelendirilen yolu tamamlar. Terfi alır. 

Korumasız ve kıytırık görünen o tahta parçası her türlü zorlukla baş ederek sabırla ve inatla sınırların bittiği yere yani tahtanın en uç sırasına ulaşır. Vezir olur, kale olur ve artık oyunun akışını tek başına değiştirebilecek güce sahiptir. 

Başladığınız yer, olacağınız yeri belirlemek zorunda değildir. Yol ne kadar engebeli, imkanlar ne kadar kısıtlı olursa olsun sonuna kadar ayakta kalmayı başaran her piyon, kendi hikâyesinin hükümdarı olma şansına sahiptir. 

Bugün kendimizi birilerinin oyununda önemsiz bir piyon gibi hissedebiliriz. Attığımız adımların etkisi küçük görünebilir, zayıf görünebiliriz. Ama en heybetli şahlar bile tahtadan çekildiğinde bir hiç olur. Ezilmesine rağmen vazgeçmeden, sabırla ilerleyen piyon ise oyunun kaderini yeniden yazar. Yani hayat büyük hamleler yapanların aksine o küçük adımları kararlılıkla atabilenlerin eseridir.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Sahra Demirer İnsanlar tutarsızken, cümleler nasıl tutarlı olabilir ki zaten?