Öz Yaban

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Özleri bir olan iki çocukluk arkadaşının, kadim bir bilgenin dokunuşuyla iyilik ve karanlık arasında bölünüp birbirine yabancılaşmasını; tabiatın ise bu sessiz kopuşa şahitlik edişini anlatan derin ve sürükleyici bir hikaye.

31 Temmuz 2026 - 11:35
31 Temmuz 2026 - 11:35 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 1  25
Öz Yaban
Çocukluk dostu olan Güzin ve Hazan’ın, bir bilgenin seçimiyle iyilik ve kötülüğü temsil ederek birbirine zıt düşmesini ve doğanın şahitliğinde ebediyen yabancılaşmasını anlatan sembolik bir hikâye.

Öz Yaban

​Kasabanın kıyısındaki kadim ormanda, çocuklukları aynı çeşmenin başında, aynı ağacın gölgesinde geçmiş iki kız vardı: Güzin ve Hazan.

Güzin, sabahın ilk ışıklarıyla uyanıp kuşların şarkısına eşlik etmeyi, doğadaki her kıpırtıyı bir hikâye gibi dinlemeyi severdi. Hazan ise gün batımının mora çalan sessizliğinde, rüzgârın ağaç dalları arasındaki uğultusunu ve toprağın derinliklerinden gelen o kadim fısıltıyı dinlemekten haz alırdı. Birbirlerinin sırlarını yüreklerinde birer emanet gibi saklar, baharda açan ilk çiçeği beraber koklar, güz gelip sararan yaprakları avuçlarında biriktirip yeminler ederlerdi. Özleri birdi, yolları ortaktı.

​Bir gün, ormanın en derin köşesinde, asırlardır kimsenin ulaşamadığı bir meşe ağacının altında yaşayan bilgenin davetiyle yola düştüler. Bilge, onları karşıladığında gözleri ikisinin de ruhuna derin bir kuyuya bakar gibi daldı. Güzin’e, ormanın tüm şifasını koruması için iyiliği ve huzuru fısıldadı; Hazan’a ise ormanın gizli karanlığını, toprağın altındaki sabırsız hırsı uyandırması için gölgeyi ve öfkeyi emanet etti. Bilge, dalların arasından süzülen son ışıkla birlikte onlara baktı ve yolları orada ayrıldı.

​Güzin döndüğünde, eli değdiği her çiçeğin daha canlı açtığını, yaralı kuşların onun gölgesinde iyileştiğini gördü; o, toprağın merhameti olmuştu. Hazan ise ormanın gölgeli yanına çekildi. Onun geçtiği yollarda otlar sararıyor, ağaçlar ürperiyor, rüzgâr adımlarıyla daha sert ve keskin esiyordu. Eskiden yan yana yürürken yolları birleştiren o kızlar, artık karşı karşıya geldiklerinde birbirlerinin varlığına tahammül edemez oldular. Güzin’in bir gülü sulamak için uzattığı eli, Hazan’ın o gülü kurutmak için savurduğu soğuk rüzgâra çarptı. Dostlukları; aşılmayan bir sura, bitmek bilmeyen bir savaşa dönüştü.

​İnsan, kendi içindeki özden uzaklaştığında en yakınındakine bile yaban olurdu. Bir zamanlar bir bütün olanlar ayrılmıştı; nitekim kalp ne ile dolarsa dışarıya da onu sızdırırdı. Kötülük ise bir kuyu gibiydi; içine düşen, sadece kendini değil, en yakınındakini de dibe çekiyordu.

​Zamanla Güzin, kasabanın şifa dağıtan koruyucusu oldu. Hazan ise gölgelerin ardında, kendi yalnızlığının soğuğunda kavrulan bir yabancıya dönüştü. Aralarındaki mesafe artık sadece coğrafi bir uzaklık değil, ruhlarında açılan koca bir uçurumdu. Güzin baharın yeşilini yaşatmak için çabalarken, Hazan toprağın küle dönmüş mirasını korumaya ant içti. İkisi de biliyordu ki o kadim meşe ağacının altındaki o an, ruhlarının tek bir gövdeden beslendiği son zamandı.

​Şimdi aynı gökyüzünün altında, birbirine en uzak iki yabancıydılar. Güzin bir çiçeğin başını okşadığında çiçek ona doğru eğilir, Hazan oradan geçtiğinde ise yapraklar korkuyla bükülüp kapanırdı. Ne bir barış mümkün oldu ne de o eski, çocuksu gülüşlerin sıcaklığı geri geldi. Kendi içlerine ördükleri duvarlar gökyüzüne kadar yükseldi ve aralarındaki o kadim bağı ebediyen koparıp attı. Güzin huzuru, Hazan ise karanlığı seçmişti; öz, yabana çoktan yenilmişti.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Umran Tezcan Ümran Tezcan:Yazar ve öğretmen .2020 yılında Uşak Üniversitesi-Fen Edebiyat Fakültesi-Matematik bölümünü bitirdi.Şuan öğretmenlik yapıyor. Çocukluğundan beri yazmayı seviyor.Cocuk kitapları öyküler romanlar her yaş grubundan yazmaya çalışıyor.Çocuk romani ,roman ,öykü ,hikaye yazmaya devam ediyor.