NASIL DENİZ OLUNUR?

Mart 26, 2025 - 23:04
Mart 28, 2025 - 21:15
 0  721
NASIL DENİZ OLUNUR?

NASIL DENİZ OLUNUR? Sevimli mi sevimli Megule, rengarenk bir hayal dünyasında yaşıyordu. Her akşam olduğu gibi dişlerini özenle fırçalayıp, bambaşka hayallere dalabilmek için, heyecanla yatağına yattı. Heyecanlıydı çünkü, uyumanın büyümek için ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyordu. Başını yastığına koyduğu anda, yarın hangi maceraya atılacağını düşündü.”Yarın ne olsam, ne olsam?” diye düşünürken, her zaman olduğu gibi uyuya kaldı. Sabah alarmın çalmasıyla, heyecanla gözlerini açtı. İki kolunu iki yanına açarak kocaman gerindi. Megule, “Harika bir sabah. Yaşasııın, ne olacağımı buldum! Bugün uçsuz bucaksız bir deniz olacağım. Evet evet kocaman masmavi bir deniz. Peki ama denizler ne işe yarar? Acaba deniz olabilmem için neler yapmam gerekir?” dedi heyecanla. Tüm bunları öğrenebilmek ve uçsuz bucaksız bir deniz kılığına girebilmek için yatağından fırladı. Elini yüzünü yıkayıp dişlerini fırçaladı. Dolabındaki mavi renkli tüm eşyalarını yatağının üzerine çıkardı. Ve aralarından seçim yaptı. Deniz mavisi tişörtünü giydi.Tişörtünün üzerinde büyük köpüklü bir dalga ve o dalgada sörf yapan gülümseyen bir çocuğun resmi vardı. Altına giydiği, her yeri rengarenk balık desenleriyle kaplı şortu, uzun mavi çorapları ile, pırıl pırıl bir denize benzetti kendini. Aynanın karşısına geçip kendine baktı. Megule, “ Harikaaaaaa! Artık uçsuz bucaksız bir deniz olmanın zamanı geldi.Peki ama kocaman bir deniz neler yapar? Bunu hemen öğrenmem gerekiyor,” dedi. Koşarak mutfağa girdi. Megule, “Anneee, anneciğim!” diye seslendi heyecanla. Mamiş anne, “ Günaydın Megule, dur bir bakayım, sen ne olmuşsun bu sabah böyle?” Megule her zamanki gibi sözünü kesip yerinde heyecanla zıplamaya başladı. Megule, “Bul bul bul! ” Mamiş anne gülümseyerek cevap verdi. Mamiş anne,“ Sen bir deniz mi oldun yoksa?” Ellerinden tutup Megule’yi kucakladı. Megule,” Evet anneciğim, her zamanki gibi bildin. Ama nasıl oluyorda her şeyi biliyorsun anlamıyorum?” dedi annesine sarılarak. Mamiş anne, sevgiyle baktı oğlunun gözlerine. Mamiş anne, ” Sana leziz krepler pişirdim. İstersen kahvaltını yaparken denizler hakkında öğrenmek istediklerini de konuşuruz, ne dersin?” dedi. Megule her sabah olduğu gibi masanın başına oturdu. Yerinde duramıyordu. Kahvaltısını büyük bir keyifle yemeye başladı. Kahvaltı günün en önemli öğünüydü. Mamiş anne, Megule’nin yanına oturup deniz hakkında sorduğu bütün sorulara cevap verdi. Megule’nin kalbi heyecan doluydu. Kahvaltısını bitirip, annesinin yanağına kocaman bir öpücük kondurdu. Arkadaşları Esoş ve Mamuş’u arayıp onlara bugün ne yapacakları hakkında bilgi verdi. Megule hazırlıklarını bitirip, evlerinin arkasındaki gizli karargaha gitti. Büyük ağacın dibinde, kutulardan yaptıkları gizli karargahın penceresinden bakıyordu ki, Mamuş çıkageldi. O da ne? Gözleri kocaman açıldı Megule’nin. Mamuş, üzerinde onlarca renkli balığın olduğu harika bir elbise giymişti. Ayaklarında, bir çift mavi terlik vardı. Başına bir tac takmış, tacın üzerine ise dört kırmızı yengeç figürü yapıştırmıştı. Parlak bir deniz, nasıl olması gerekiyorsa, öyle olmuştu. Mamuş karargaha girdi. Mamuş,” Günaydın Megule, nasıl güzel bir deniz olmuş muyum?” Megule,” Tabiki olmuşsun. Bayıldımmm!” dedi hayranlıkla. Mamuş,” Sen de harika bir deniz olmuşsun.” dedi utanarak. O sırada Esoş bahçeye girdi. Mamuş ve Megule, karargahın penceresinden bakarken ağızları açık kalmıştı. Esoş, üzerinde kocaman bir köpekbalığı resimli tişörtü, mavi çizmeleri ve mavi camlı gözlükleriyle muhteşem görünüyordu. Neşe ile karargaha girdi. Esoş, “Günaydın arkadaşlar, bakalım beni beğenecek misiniz?” dedi sevinçle. Megule ve Mamuş hep bir ağızdan “Günaydın!” dediler. Hepsi çok mutluydu. Megule hemen söze girdi. Megule,” Arkadaşlar bugün söylediğim gibi kocaman birer deniz olacağız. Ve bu çok eğlenceli olacak.” dedi. Mamuş,” Ben çok merak ediyorum, bu kadar büyük denizler nasıl oluştu, yani bu kadar suyu kim gelip döktü oraya?” Megule ve Esoş kahkahalarla güldüler. Megule,” Yağan yağmur suları, zaman içinde, dünya yüzeyindeki çukurlarda birikti. Milyonlarca yıl yağan yağmurlar o kadar çok birikti ki, ortaya bugünkü denizler çıktı.” dedi bilmiş bilmiş. Mamuş,” Neee milyonlarca yıl mı? Bu kadar zaman mı geçmiş, inanamıyorum! Demek ki denizler de çok yaşlıymış.” dedi şaşkınlıkla. Esoş,” Peki denizlerin neden tuzlu olduğunu hiç düşündünüz mü?” Megule,” Yağmur yağdığında kayaları aşındırdı ve kayalardan gelen bazı maddeler nehirlere, akarsulara sızarak denizlere aktı. Böylece denizlerin tuzlu olmasına sebep oldu.” diye anlattı. Mamuş ve Esoş merakla soru sormaya devam ettiler. Esoş,”Bizim ülkemizin üç tarafı denizlerle kaplıymış ve ağabeyim ülkemizdeki en tuzlu denizin, Akdeniz olduğunu söyledi.” Mamuş,” Diğer denizleri de söyler misin?” dedi merakla. Esoş,” Tabiki söylerim. Ege Denizi, Kara Deniz ve en küçüğü Marmara deniziymiş.” dedi. Mamuş bunları öğrendiği için çok mutlu oldu. Megule,”Arkadaşlar deniz içinde yaşayan canlılar denizin tuzlu olmasından dolayı bu kadar zenginmiş. Denizler tuzlu olmasaydı, o canlıların çoğu bugün yaşamazdı.” Esoş,” Peki su renksiz ise, denizler neden mavi görünür?” dedi şaşkınlıkla. Mamuş, “ Güneşten gelen rengarenk ışınlar suya vurur. Su bu renkleri kolayca emer, ama mavi rengi daha az emdiğinden denizin mavi görünmesine sebep olur. İşte bu yüzdende su renksiz olduğu halde mavi görünür.” dedi heyecanla. Megule,” Arkadaşlar denizlerde birçok canlı yaşar ve bu canlıların yenilebilir olanları biz insanlar için çok faydalı bir besin kaynağıdır.” dedi iştahla. Mamuş,” Ben balığı çok severim. Annem balık yersem beynimin çok daha iyi çalışacağını söyledi.” dedi kikirdeyerek. Esoş,” Denizlerde yaşayan en büyük balığın mavi balina olduğunu duydunuz mu?” Megule,” Denizlerde sadece balıklar değil, bitkilerde vardır ve bunlar tamamen su altında yaşarlar. Bu bitkiler deniz altında yaşayan canlıların korunma ve beslenmesi için çok önemlidir.” dedi. Tam o sırada, dışarıdan birinin onlara seslendiğini duydular ve gelen sese dikkat kesildiler. Esoş,” Bu Neçko dayımız değil mi? Hadi çıkıp bakalım arkadaşlar.” Hep birlikte karargahtan çıktılar. Az ileride Neçko dayı, kocaman gülümsemesiyle onları bekliyordu. Neçko Dayı,” Günaydın çocuklar. Bugün buralarda üç büyük deniz olduğunu duydum. Bende bu denizlere yakışır bir hediye getirmek istedim.” dedi. Çocuklar heyecandan yerlerinde duramıyorlardı. Koşarak, Neçko Dayının yanına gittiler. Neçko Dayı arkasına sakladığı büyük kutuyu çıkardı ve heyecandan yerinde duramayan çocuklara gösterdi. Üç küçük turuncu süs balığı, pırıl pırıl suyun içerisinde bir o yana bir bu yana yüzüyordu. Çocuklar o kadar sevinmişti ki dayılarının bacaklarına sarıldılar. Neçko Dayı,” Çocuklar bu balıklara çok iyi bakacağınıza eminim. Her birine birinizin ismini koydum. Şimdi onları alıp evlerinize götürebilirsiniz. Umarım onlarla iyi anlaşırsınız.” dedi. Çocuklar hep bir ağızdan teşekkür edip dayılarına sarıldılar. Onları pencereden izleyen Mamiş anne seslendi. Mamiş anne, ”Çocuklar karnınız acıkmadı mı hala? Size en vitaminlisinden balık pişirdim. Çok daha akıllı olmak istiyorsanız, hepsini yemelisiniz. Çocuklar dikkatle Mamiş anneyi dinlediler. Mamuş,”Neee balık mı? bayılırım.” dedi iştahla. Ellerinde turuncu süs balıkları koşarak eve girdiler. Ellerinini yıkayıp masanın başına geçtiler. Mamiş anne ve Neçko Dayı kahvelerini yudumlarken, Megule pencereyi açtı ve çocuklara seslendi. Megule,” Sevgili arkadaşlar,bugün bizimle deniz olduğunuz için teşekkür ederiz. Sizlerde arkadaşlarınızla birlikte harika bir deniz olmanın yollarını bulabilirsiniz. Annelerinizi üzmeyin, yemeklerinizi bitirin ve uyumaya gittiğinizde, her sabah için yeni hayaller kurun. Çünkü, her yeni gün, harika sürprizlerle doludur, bunu sakın unutmayın.” dedi. Pencereyi kapatıp masaya,arkadaşlarının yanına döndü. Mamiş annenin hazırladığı yemekleri afiyetle yerken, şen kahkahalar arasında sohbete daldılar… 3. ATÖLYE ETKİNLİĞİ -Dünyanın en büyük denizinin içinde neler var bana anlatır mısın? -Denizin üzerinde neler var bana anlatır mısın? -Bir deniz olsan nasıl giyinirdin? -Dalgalı deniz nasıl sesler çıkarır ve nasıl davranır lütfen bana gösterir misin? -Denizler olmasa ne yapardık ?

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Selma Demir 28 Temmuz 1978 yılında İstanbulda doğdu. 1993 yılında Balkan Sanat Tiyatrosunda oyunculuk eğitimine başladı. 1993-1996 yılları arasinda birçok oyunda rol aldı. 1997 Yılında Evlendi ve 3 çocuk sahibi oldu. Eğitim hayatına 2008 yılında Anadolu Üniversi Sosyal Bilimler fakütletisinde devam etti. 2016 yılında Türkiye Bosna Sancak Derneği Kadın Kollarına dahil oldu. Buradaki görevine aktif olarak devam etmektedir Uzun zamandır amatör yağlı boya çalışmalarının devamı eğitimi için ilk adımı 2017 yılında Nepentheat art studio yağlı boya resim atölyesinde attı. Hala aktif olarak resim çalışmalarına devam etmekedir. 2019 yılında Altınbaş Üniversitesi LUSET COHEN FINS, yaratıcı yazarlık atöylesinde 1 Yıl süren ‘yazma teknikleri’ üzerine eğitim aldı. 2020-2021yılları arasında Bilginet Akademi NLP ‘beyin sinir dili programlama pratisyenlik ve master sertifika programlarını tamamladı. 2022 yılında İstanbul sinema akademisinde senaryo yazım teknikleri eğitim programını tamamladı. 2022 yılında yağlı boya çalışmalarını ilk kez sergilediği Nişantaşı Galeri Apollon bağlantı temalı karma resim sergisi sanaçları arasında dahil oldu. Aynı yıl içerisinde LUNA GRANADE ART galeride ‘bir kadının penceresinden ‘karma resim sergisinde, kadını anlatan eserleriyle, katılımcı sanatçı oldu. 2023 Esenyurt üniversitesinde ‘sürekli eğitim merkezi, yaratıcı drama eğitmenliği programını tamamladı. 2024 yılı- Minoa perada, Akgün Akova nın ‘yazmanın binbir yolu atölyesinde 2. dönemine devam etmektedir. ilk romanı olan ‘Denizin kıyısında engel-siz ve Megulenin maceraları cocuk hikaye serisini kitaplarını yazdı. Şuan derlemeleri devam eden şiir kitabı üzerinde çalışmaktadır. Halen görev yaptığı Türkiye Bosna Sancak Derneğine, yaratıcı drama eğitimlerinde eğitmen olarak çalışmalarına devam etmektedir. Hedefleri Balkan Sanat festivallerinin baslangicini burada yapmak.