Hayatın Yankısı

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
28 Mart 2025 - 12:09
 1  786
Hayatın Yankısı

Minibüsün dar koridorlarında yankılanan bebek sesi, uykunun sıcak örtüsünü sıyırıp attı mı üstünden? Bir çığlığın, farkında bile olmadan ruhunun derinliklerine dokunduğu oldu mu hiç? Yoksa ben mi edebiyatseverliğime fazla güvenip, her sese bir anlam yüklüyorum? Belki de yalnızca çıplak gerçeğin ta kendisidir bu; serin bir esinti gibi içime işleyen, beni kendimle yüzleştiren, unuttuğum bir hakikati fısıldayan…

Doğduk. Bilinmezliğe koca bir “merhaba” dedik hıçkırıklarla. İlk nefes, ilk ağlayış… Dünyanın bizi fark ettiği an, bizim de kendimizi fark etmeye başladığımız andı belki de. Sonra büyüdük. Ama yankılarımız dinmedi. Her çığlık biraz daha derinden geldi, biraz daha genişledi, biraz daha duyulmak istedi. Önce küçük isyanlarımız oldu, sonra büyük öfkelerimiz… Derken bir noktada, sustuk.

Ama bir bebek, bir minibüsün içinde ağlamaya başladığında, içimizde bir yer hâlâ titredi. Belki o yüzden irkildik. Belki de o yüzden, yıllar sonra bile o sesi duyduğumuzda, içimizde hiç büyümeyen çocuğun yankısını işittik.

Minibüs ilerledikçe bebek sesi de yankılanmaya devam etti. Ön koltukta oturan yaşlı bir adam, gözlerini cama dikmiş, belli belirsiz gülümsüyordu. Genç bir kadın kulaklıklarını takıp sesi bastırmaya çalıştı, yanında oturan adam ise rahatsızlığını belli eden kısa bir homurtu çıkardı. Bense yalnızca dinledim.

Belki de büyümek, bu sese nasıl tepki verdiğimizle ilgiliydi. Bir zamanlar hepimiz o bebek gibi ağlamıştık; acıkınca, korkunca, yalnız kalınca. Ama büyüdükçe, çığlıklarımızı içimize gömmeyi öğrendik. Ağlamanın zayıflık sayıldığı bir dünyada, sessizlik en büyük güç haline geldi. Oysa kimse bize sustukça kaybolacağımızı söylemedi.

Bebekse kaybolmayı bilmiyordu. İçinde bir şey sıkıştığında, onu serbest bırakıyordu. Anlaşılmak için, duyulmak için, var olduğunu göstermek için ağlıyordu. Bunu yapabildiği için şanslıydı belki de. Çünkü bizler büyüdükçe, içimizde yankılanan o sesi duymamaya yemin etmiş gibiydik. Oysa insanın gerçek sesi, sustuklarında bile içinde yankılanan çığlıklardı.

Minibüs bir virajı döndü, bebek bir an sustu. Sessizlik, üzerine çekilmiş ince bir battaniye gibi dolandı her yana. İşte tam o anda anladım: Hayat dediğimiz şey, o battaniyenin altına saklanan, sonra en beklenmedik anda tekrar yankılanan çığlıklardan ibaretti.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Sude Arslan Sosyal Çalışmacı - Köşe Yazarı