ESKİ GENÇLİK İLE ŞİMDİKİ GENÇLİK ARASINDA KALAN SESSİZLİK

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bir zamanlar cepheye koşan gençler vardı bu ülkede… Bugün ise hayata tutunmaya çalışan gençler var.

17 Mayıs 2026 - 16:06
17 Mayıs 2026 - 16:06 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 10  55
ESKİ GENÇLİK İLE ŞİMDİKİ GENÇLİK ARASINDA KALAN SESSİZLİK

ESKİ GENÇLİK İLE ŞİMDİKİ GENÇLİK ARASINDA KALAN SESSİZLİK 

Bir zamanlar genç olmak; hayal kurmak, mücadele etmek ve geleceğe umutla bakmak demekti.

Şimdi ise genç olmak çoğu zaman yorulmak, yetişememek ve anlaşılmamak anlamına geliyor.

Eskinin gençleri yokluk içinde büyüdü belki…

Ama birbirlerine daha yakındılar.

Bir mahalle vardı onları büyüten.

Sokakta oynanan oyunlar, akşam ezanına kadar süren kahkahalar, omuza dokunan dostluklar vardı.

Şimdiki gençlik ise kalabalıkların içinde yalnız büyüyor.

Ekran ışıkları altında sabahlıyor, kimseye anlatamadığı yorgunluklarla mücadele ediyor.

Eskiden gençler mektup beklerdi…

Şimdi mesajların içinde bile kendini yalnız hisseden bir nesil var.

Ama mesele sadece teknoloji değil.

Asıl değişen şey; insanların birbirine bakışı oldu.

Eskinin gençleri daha az şeye sahipti ama umutları daha büyüktü.

Bugünün gençleri ise her şeye yetişmeye çalışırken kendi ruhunu geride bırakıyor.

Yine de bir şeyi unutmamak gerekiyor:

Her dönemin gençliği kendi savaşını verir.

Bir zamanlar cepheye koşan gençler vardı bu ülkede…

Bugün ise hayata tutunmaya çalışan gençler var.

Ve aslında ikisinin de ortak noktası aynı:

Anlaşılmak istemeleri.

19 Mayıs sadece bir bayram değildir.

19 Mayıs; gençliğe duyulan güvenin adıdır.

Bir milletin geleceğini genç omuzlara bırakacak kadar büyük bir inancın tarihidir.

Samsun'a Çıkış ile başlayan o mücadele, bugün hâlâ gençlerin içinde yaşamaya devam ediyor.

Belki bugünün gençleri eskisi kadar sokakta büyümüyor…

Belki daha sessizler…

Belki daha kırgınlar…

Ama içlerinde hâlâ değişmek isteyen bir dünya taşıyorlar.

Çünkü gençlik çağ değiştirir;

sadece şekli değişir, yüreği değil.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.