Bugün Çocukluğumuzla Kahve İçeceğiz

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
12 Şubat 2025 - 00:51
12 Şubat 2025 - 00:51 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 1  779
Bugün Çocukluğumuzla Kahve İçeceğiz

Bugün, çocukluğumuzla bir masaya oturacağız. Zamanın içimizde bıraktığı izleri fark etmeden büyüdüğümüz o eski halimizle göz göze geleceğiz. Ellerimizde en sevdiğimiz içecekler… Ben sade bir Türk kahvesi alıyorum, buruk ama güçlü, aynen hatıralarım gibi. O masada, geçmişin ve şimdinin köprüleri arasında, sadece iki kişi olacağız; ama belki de aynı bedende iki ruh… Yarınlardan hallice konuşacağız, geçmişin gölgeleriyle geleceğin umutları arasında bir yerlerde. Belki sustuklarımızı anlatacağız, belki kırıldığımız yerleri göstereceğiz. Belki içimizde yıllardır yankılanan bir özrü nihayet dile getireceğiz, belki de hiç söyleyemediğimiz bir teşekkür, dudaklarımızdan dökülecek.

Çocukluğumuz gözlerimizin içine bakacak, biz de onun. Sessizlik bile konuşacak bu defa. Kahvemizin telvesinde, yıllardır içimizde taşıdığımız anılarımızı okuyacağız. Belki bir bayram sabahının burukluğundan bahsedeceğiz, öpülecek ellerin olmayaşını, ya da yeni alınan kıyafetlerin heyecanını… Saçları örgülü gelen kızların güzelliğini imrendiğimiz zamanları anlatırken, gözlerimiz dolacak. Anılarla karışmış parmak uçlarımızı saçımıza götüreceğiz. Ya da okulun en havalı kişisi olduğumuz o anlara, kahkahalarla sarılacağız. Çok güldüğümüz için kaçırdığımız altımızdan, korkudan tutamayışlarımızı konuşacağız. İlk kelebeklerin uçuşundan bahsederiz belki, içimizde anlam veremediğimiz, korkuyla karışık yaşadığımız o duygu selini. Çaydanlığa gülümseten aşkımızdan… Kimseler duymasın diye yorganı ısırarak ağladığımız ve sonsuza kadar süreceğini sandığımız ilk aşkımızdan…

Ve o eski halimize, çocukluğumuza baktıkça, yavaşça dökülürken sözler, hep bir arada yaşadıklarımızı daha derinlemesine hissedeceğiz. Zamanın en zarif oyununu oynadığımız anı, bir çocuk kadar saf, bir yetişkin kadar da kırılgan hissedeceğiz. Bu masada, her şey olduğu gibi kalacak; hem dokunduğumuz hem de zamanla kaybettiğimiz bir öykü… Gerçekleşmemiş her hayali, bastırılmış her duyguyu, bir zamanlar gözlerimizde parıldayan o saf bakışları hatırlayacağız.

Bugün, o katmanların derinliklerine inip, çocukluğumuzun masumiyetinden aldığımız gücü yeniden içimize alacağız. Ve belki de en büyük keşfimiz, yıllar geçse de, kalbimizde her zaman orada, masumca bekleyen o çocuk kalacak. Onu büyütmedik, sadece zamanın akışına bırakıp, yolculuğumuzu tamamladık. Ve şimdi, bir masada, geçmişin ve şimdinin ışığında, her şeyin olduğu gibi kalacağını fark edeceğiz: Ne zaman kaybolduğumuzu, ne zaman yeniden bulduğumuzu ve en önemlisi, kaybettiğimiz her şeyin aslında hala bizimle olduğunu…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Sude Arslan Sosyal Çalışmacı - Köşe Yazarı