SANAL DÜNYADA KAYBOLAN ÇOCUKLAR

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Çocuklar kaybolmaz… Onlar, yeterince görülmedikleri ve anlaşılmadıkları yerlere doğru sessizce uzaklaşırlar.

22 Nisan 2026 - 01:12
22 Nisan 2026 - 01:12 ⏱ 1 dk Okuma Süresi
 8  62

1. SANAL DÜNYADA KAYBOLAN ÇOCUKLAR

SANAL DÜNYADA KAYBOLAN ÇOCUKLAR

SANAL DÜNYADA KAYBOLAN ÇOCUKLAR Sanal dünyada kaybolan çocuklar, aslında fiziksel olarak aramızda olmaya devam eden ama zihinsel, duygusal ve sosyal olarak bizden uzaklaşan bir nesli anlatır. Bu kayboluş sessizdir; ne bir çığlık duyulur ne de bir iz bırakır. Ekranların ışığında büyüyen bu çocuklar, gerçek dünyanın karmaşıklığından kaçarken, dijital dünyanın sınırsız ama çoğu zaman denetimsiz alanlarında kendilerine bir yer bulmaya çalışırlar.

Bugünün çocukları için internet yalnızca bir araç değil, adeta bir yaşam alanıdır. Oyunlar, sosyal medya platformları ve dijital içerikler; onların kimliklerini şekillendiren, ilişkilerini kuran ve hatta duygularını yönlendiren unsurlar hâline gelmiştir. Ancak bu alan, her ne kadar özgürlük sunsa da, aynı zamanda ciddi riskler barındırır. Kimlik arayışı içinde olan bir çocuk, sanal dünyada kendini olduğundan farklı gösterebilir ya da başkalarının yönlendirmelerine açık hâle gelebilir. Bu da onları manipülasyona, bağımlılığa ve yalnızlığa sürükleyebilir.

Peki suçlu kim? Aile mi, eğitim sistemi mi, teknoloji şirketleri mi, yoksa çağın kendisi mi?

Bu sorunun tek bir cevabı yok. Aileler, çoğu zaman çocuklarını korumaya çalışırken dijital dünyayı yeterince tanımadıkları için geri planda kalabiliyor. Eğitim sistemleri, teknolojinin hızına ayak uydurmakta zorlanabiliyor. Teknoloji şirketleri ise kullanıcıyı platformda tutmayı hedefleyen algoritmalarla, özellikle genç zihinleri daha fazla ekran başında tutacak içerikleri öne çıkarabiliyor. Ama belki de en büyük sorun, tüm bu unsurların bir araya gelerek ortak bir sorumluluk bilinci oluşturamamasıdır.

Sanal dünyada kaybolan çocuklar, aslında yardım çağrısı yapmayan bir nesildir. Çünkü onlar kaybolduklarının farkında bile olmayabilirler. Gerçek dünyadaki bağlar zayıfladıkça, sanal bağlar daha güçlü ve vazgeçilmez hâle gelir. Ancak bu bağlar çoğu zaman yüzeyseldir ve derin bir yalnızlığı gizler.

Çözüm, yasaklamak ya da tamamen uzaklaştırmak değil; bilinçli bir denge kurmaktır. Çocuklara dijital okuryazarlık kazandırmak, onları yargılamadan dinlemek ve gerçek dünyada güçlü bağlar kurmalarına yardımcı olmak bu sürecin en önemli adımlarıdır. Çünkü bir çocuk, kendini gerçekten ait hissettiği bir dünyadan kolay kolay vazgeçmez.

Unutmamak gerekir ki, çocuklar kaybolmaz… Onlar, yeterince görülmedikleri ve anlaşılmadıkları yerlere doğru sessizce uzaklaşırlar.

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.