Ah Çocukluğum

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
5 Nisan 2026 - 10:40
5 Nisan 2026 - 10:40 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 5  57
Ah Çocukluğum

Ah Çocukluğum…

Ah çocukluğum…

Bir avuç toprak kokusu hâlâ avuçlarımda,

Sokak lambasının altında uzayan gölgem

Sanki orada,

hâlâ seksek çizgisinin başında bekliyor beni.

Biz o zamanlar

Dünyayı büyükler gibi değil,

Dizlerimizdeki yara kabuklarıyla ölçerdik;

Koştukça iyileşen, düştükçe olgunlaşan yaralar…

Bir de,

Bir türlü pes etmeyen merakımız vardı.

Köşe kapmaca oynarken

Köşe köşe büyürdü kalbimiz,

Saklambaçta sakladığımız;

aslında kendimizdi.

“Ebe!” diye bağıran seslerimiz,

Bina duvarlarına çarpa çarpa çoğalırdı.

Ya tasolar?

Rüzgârın önünde dönerken

Bizim çocukluğumuzun kaderi gibi

düz, saf, pürüzsüz…

Biriktirdikçe zengin değil,

Mutlu olurduk sadece.

Kutu kolaların üstüne lastik geçirip,

Topaç gibi çevirirdik geleceği,

Hiçbir şeyden yorulmayan bileklerimiz vardı.

Bir de,

Her akşam “Biraz daha oynayayım ne olur?”

diye yalvaran seslerimiz…

Akşam ezanı,

Annemizin terlik sesi,

Toz içindeki yüzümüzde biriken tebessüm…

Hepsi şimdi,

Yavaşça solan bir nostalji fotoğrafı gibi,

Kalbimin çekmecesinde duruyor.

Ah çocukluğum,

Sen benim unutulmuş masalım,

Kırık tebeşirlerinle gökyüzüne çizdiğim

O kocaman hayalin adısın.

Sokak aralarında büyüyen bir rüzgâr

Adımı hâlâ fısıldıyor belki…

Kim bilir,

Belki de hâlâ oynuyoruz bir yerlerde,

Zamanın unuttuğu bir sokakta

Taşlar yerli yerinde,

Gökyüzü mavi,

Biz yine çocuktuk…

Ve yine dünyamız kocamandı.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Mehmet Kurtar Ben Mehmet Kurtar. Uşak’ta yaşıyorum; evliyim, iki çocuk babasıyım. Hayatım bir yandan ailemin sıcaklığıyla, bir yandan sınıfın içindeki seslerle akıp gidiyor. Coğrafya öğretmeniyim. Yeryüzünü anlatıyorum ama aslında insanı, zamanı ve mekânın ruhunu anlatmaya çalışıyorum. Coğrafya alanında yüksek lisans yaptım. Bununla yetinmedim; Coğrafi Bilgi Sistemleri ve İlahiyat önlisans programlarını da bitirdim. Bilgi benim için sadece meslek değil, anlam arayışının bir parçası. Haritalar kadar sorular da ilgimi çekti; dağların oluşumu kadar insanın bu dünyadaki hikmeti… Yazmak ise hayatıma çok daha erken girdi. Çocukluğumdan beri şiir yazarım. Şiir, kendimi en sahici hâlimle ifade ettiğim ilk dil oldu. Zamanla hikâyeler yazmaya başladım. Kelimeler benim için hep bir yolculuktu; bazen içime, bazen geçmişe, bazen de çocukların hayal dünyasına doğru. Çocuk hikâye kitabı yazarıyım. Yayınlanmış bir eserim var: “Asaf – Adaletin Peşinde: Zamanda Yolculuk Ertuğrul Gazi.” Bu kitapta hem tarihi hem de değerleri, çocukların kalbine dokunacak bir dille anlatmaya çalıştım. Amacım öğretmekten çok, sevdirmekti. Ben yazarken iz bırakmayı değil, anlam taşımayı dert ediniyorum. Coğrafya sınıfta, edebiyat satırlarda; ama yolculuk hep aynı: İnsana, hakikate ve adalete doğru.