Hayat Üzerine İmza

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Yaratılışın Mucizesini Görebilmek. Her gün gördüğümüz için sıradan sandığımız hayat, aslında yaratılışın en büyük işaretlerinden biri olabilir mi? Hayatın içindeki görünmez imza üzerine bir deneme...

24 Ağustos 2026 - 13:12
24 Ağustos 2026 - 13:12 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 7  50
Hayat Üzerine İmza

Bazen mucize denildiğinde gözümüz gökyüzüne gidiyor. Olağanüstü bir şey arıyoruz. Daha önce hiç görmediğimiz, aklımızın sınırlarını zorlayan bir şey…

​Oysa belki de mucize; her gün gördüğümüz için artık şaşırmayı bıraktığımız şeylerin içinde saklıdır.

​Bir elmayı düşünün mesela. Elmayı yiyorsunuz. Bir süre sonra o elma artık elma değil. Kanınıza karışıyor, hücrelerinize ulaşıyor, bedeninizin bir parçası oluyor. Ondan enerji üretiliyor; belki yürürken attığınız bir adıma, belki düşündüğünüz bir cümleye, belki de kalbinizin bir sonraki atışına vesile oluyor.

​Üstelik yalnızca elma değil; ekmek, su, zeytin, peynir, meyve, sebze… Rengi başka, kokusu başka, tadı başka, yaratılışı başka nice şey aynı bedene giriyor ve bütün bu farklılıkların içerisinden tek bir insan bedeninin ihtiyacı olan şeyler çıkarılıyor.

​İnsan biraz durup düşününce şu soru kendiliğinden geliyor: Bunu kim yapıyor?

​Çünkü biz yiyoruz ama dönüştüren biz değiliz. Lokmayı ağzımıza götürebiliyoruz fakat onun hangi hücreye ulaşacağını bilmiyoruz. Kalbimizin ne kadarına, kaslarımızın ne kadarına, beynimizin hangi ihtiyacına cevap vereceğini hesaplamıyoruz. Hatta çoğu zaman içeride neler olup bittiğinden haberimiz bile yok. Biz hayatımıza devam ederken bedenimizde sessiz ve kusursuz bir düzen işlemeye devam ediyor.

​Belki de insanın en büyük yanılgılarından biri burada başlıyor: Alıştığımız şeyi sıradan zannediyoruz.

​Güneş her sabah doğduğu için şaşırmıyoruz. Kalbimiz sürekli attığı için onu düşünmüyoruz. Bir tohum toprağın altında parçalanıp bambaşka bir şeye dönüştüğü için artık bunu olağan kabul ediyoruz. Yediğimiz şeylerin bedenimize dönüşmesine de aynı gözle bakıyoruz.

​Oysa tekrar etmesi, bir şeyin mucize oluşunu ortadan kaldırmaz. Belki tam tersine… Her defasında aynı kusursuzlukla gerçekleşmesi, üzerinde düşünülmesi gereken asıl şeydir.

​Bir tohumdan dallar, yapraklar, çiçekler ve meyveler çıkıyor. Tek bir hücreden gözleri, elleri, kalbi, damarları ve zihni olan bir insan meydana geliyor. Sonra birbirinden tamamen farklı nimetler aynı bedenin içinde bir araya geliyor ve tek bir hayatın devamına hizmet ediyor.

Birden çok şey çıkıyor; çok şey ise bir şeye dönüşüyor.

​İşte insan burada yalnızca maddeyi değil, maddenin üzerindeki manayı da görmeye başlıyor. Bir sanat eserinin üzerindeki sanatçı imzası gibi… Varlığın üzerinde de onu kimin yaptığını gösteren işaretler var. Fakat bu imza bir köşeye yazılmış değil: Elmanın içinde, tohumun içinde, bir bebeğin oluşumunda, kalbin atışında, nefesimizde ve belki de en açık biçimde hayatın kendisinde.

​Çünkü hayat öyle bir şey ki insan baktıkça çoğalıyor, düşündükçe derinleşiyor. Sonra fark ediyor: Mesele Allah’ın varlığına dair uzaklarda bir delil aramak değilmiş. Bazen insanın aradığı delil, tam da kendisinin içindeymiş.

​Belki soru şu değildir: “Mucize nerede?”

​Belki asıl soru şudur: Her gün mucizenin içinde yaşarken biz ona bakmayı ne zaman bıraktık?

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Ramazan Turhan Yazar | Oyuncu | İçerik Üreticisi “Gerçekten Ne İstediğini Biliyor Musun?” kitabının yazarı Instagram üzerinden kitap ve düşünce içerikleri üreticisi Okuma kültürü ve bireysel gelişim üzerine çalışmalar yapan biri Tiyatro Oyuncusu 1994 doğumluyum, evli ve 3 çocuk babasıyım. Denizli’de yaşıyorum. Radyo Televizyon Programcılığı okudum, bir dönem medya sektöründe çalıştım ama hayat beni başka yerlere de götürdü. Bazen elimde kamera vardı, bazen çekiç. Kimi zaman masa başında, kimi zaman beden gücüyle çalıştım. Ama içimde hep bir şeyler yazma isteği vardı. Yazmak bana iyi geliyor… İlk kitabımı yazdım, şimdi yeni cümlelerin peşindeyim. Burada hissettiklerimi, düşündüklerimi, içimden geçenleri paylaşmak istiyorum. Kimi zaman bir deneme, kimi zaman bir hikâye, bazen de sadece bir cümle… Okursan ne mutlu, okurken kendinden bir şey bulursan daha da güzel. Ben yazarken iyileşiyorum, belki sen de okurken rahat bir nefes alırsın. İLGİ ALANLARIM * Kitap ve edebiyat * Yazarlık ve düşünce üretimi * Kültür ve insan psikolojisi * Tiyatro ve sahne çalışmaları