DALINDA KALMAK

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

En küçük rüzgârdan bile şikâyet eden bu genç yaprak, bilge Sabırlı Dede ve çevresindekilerin sözleri sayesinde önemli bir ders öğrenir. Hayatın rüzgârlarını durduramayacağını fark eden Pofuduk Yaprak, zamanla onlardan korkmak yerine onlarla birlikte salınmayı öğrenir. Çünkü gerçek güç, hiç sallanmamakta değil; sallansa da dalında kalabilmektedir.

15 Haziran 2026 - 19:11
15 Haziran 2026 - 19:11 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 7  57
DALINDA KALMAK

    DALINDA KALMAK 

Bir varmış bir yokmuş…

Uzak bir köyde, dere kenarında kocaman bir dut ağacı varmış. Bu ağaç o kadar yaşlıymış ki kaç bahar gördüğünü, kaç kış atlattığını kimse bilmezmiş. Nice yağmurlar, nice fırtınalar geçirmiş; nice yapraklar büyütüp uğurlamış. En üst dalında duran genç bir yaprak yaşarmış. Adı da köylüler arasında "Pofuduk Yaprak" diye bilinirmiş. Çünkü biraz esinti olsa hemen söylenir, biraz güneş olsa yakınır, biraz yağmur yağsa şikâyet edermiş.

Bir gün sabah hafif bir rüzgâr esmiş.

Pofuduk Yaprak hemen başlamış: "Off... Yine mi rüzgâr? Hiç rahat yok şu dünyada."

Yan daldaki yaşlı yaprak gülerek, 

 "Evlat, rüzgârın işi esmek" demiş. 

Pofuduk Yaprak homurdanarak

"O zaman başka yere essin!"

Tam o sırada ağacın altından yaşlı bir kaplumbağa geçiyormuş. Sırtında küçücük bir bohçayla. Köyde ona "Sabırlı Dede" derlermiş.

Yaprak, "Dede! Bu kadar yavaş yürümekten sıkılmıyor musun? diye seslenmiş. 

Kaplumbağa, "Ben yavaş yürümüyorum evlat. Yolun tadını çıkarıyorum" demiş. 

Fakat Pofuduk Yaprak ne demek istediğini anlamamış.

Öğlene doğru rüzgâr biraz kuvvetlenmiş. Yaprak sağa sola savrulmaya başlamış.

 "Eyvah! Kesin düşeceğim! Bu rüzgâr beni seçti!" diye feryat ediyormuş. Ağacın altındaki serçe kahkahaya boğulmuş. "Kendini biraz fazla önemli görmüyor musun? Hepimizi sallıyor. Ne var bunda?"

Ama Pofuduk Yaprak dinlemiyormuş.

 "Ne zaman bitecek bu? Hemen dursun artık!" diye bağırıyormuş.

O sırada Sabırlı Dede ağacın dibine oturmuş, bohçasından ekmek çıkarmış. Yavaş yavaş yemeye başlamış.

Yaprak şaşkınlıkla bağırarak,

"Dede! Ben burada savruluyorum, sen hâlâ ekmek mi yiyorsun?"

Kaplumbağa sakin sakin cevap vermiş: "Açken telaşla yenen ekmek de boğaza takılır evlat."

Derken akşama doğru rüzgâr durmuş. Gökyüzü pembe ve altın renklerine bürünmüş.

Pofuduk Yaprak sessizce etrafına bakmış. Gün boyunca korktuğu şey gerçekleşmemişti. Hâlâ aynı daldaydı. Ama fark etmişti ki onu en çok yoran rüzgâr değil, kendi telaşıydı.

Sabırlı Dede ayağa kalkmış, bohçasını omzuna almış ve gitmeden önce yukarı bakarak.. 

"Rüzgârın işi esmek, sabrın işi beklemekmiş; en çok yorulan da ikisini karıştıranmış" diyerek yoluna devam etmiş.

Pofuduk Yaprak ne diyeceğini bilememiş.

Ertesi gün yine rüzgâr esmiş.

Bu kez pofuduk yaprak hafifçe sallanmış.Sonra gülümseyerek:

 "Es bakalım rüzgâr... Ben artık seni aceleyle kovalamayacağım."

demiş. Yaşlı dut ağacı yapraklarını hafifçe hışırdatmış. Sanki yılların bilgeliği dallarının arasından konuşuyormuş gibi

"Sabır bazen beklemek değildir evlat; rüzgâr dinerken dalından kopmamayı seçmektir."

Pofuduk Yaprak bu sözleri sessizce dinlemiş. İlk kez rüzgâr ona düşman gibi gelmemiş. Hatta onunla birlikte salınmanın da güzel bir yanı olduğunu fark etmiş. Ve o günden sonra Pofuduk Yaprak, esen her rüzgâra kızmak yerine onunla birlikte salınmayı öğrenmiş.

Çünkü hayatın rüzgârı herkese esermiş. Ama en güçlü olan, hiç sallanmayan değil; sallansa da dalında kalmayı öğrenenmiş.

       DİLEK SARIKAYA 

Menajer :ilayda Can & Dilara sarıkaya 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow