YARIM KALAN BAVUL

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bazı bavullar gitmek için değil, geri dönmek için toplanır. 

26 Ağustos 2026 - 14:10
26 Ağustos 2026 - 14:10 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 0  46
YARIM KALAN BAVUL

1990 yılının temmuz ayının sonlarına doğru kavurucu güneşe aldırmadan kapının önünde umutla bekliyordum. İçimdeki heyecan, tenimdeki sıcaklığı hissetmeme engel oluyordu. Tepedeki güneşin umutlarımı sarartmasına asla izin vermeyecektim. Benim için yeni bir hayatın başlangıcı bugün başlayacaktı.

Üç gündür, büyük umutlarla sokaktan postacının geçmesini beklemek bir ömürden uzun gelmişti bana. Nihayet sokağın başında göründü. Omzuna astığı çantasından çıkardığı evrakları ve belgeleri sırayla kapıları çalarak teslim ediyordu. Hâliyle gözüm çantasına takılı kaldı. İçerisinde benim sınav sonuç belgemin olması umudu bile kalbimin hızlanmasına yetmişti. Bana doğru yaklaştığını görünce istemsizce ayağa kalktım. Adımı söyleyip elindeki belgeyi uzattığında heyecandan kuruyan boğazımdan ses çıkmadı. Donuk bakışlar eşliğinde elime aldığım belgeyi tutmakta zorlandım. Cevap dahi vermeden hızlıca kapıyı açıp eve girdim. Belgeyi tek başıma açmamak için doğruca salona yöneldim.

O an için hevesimin kursağımda kalacağını bilmiyordum. Sevincime ortak olacaklar ümidiyle anne ve babamın yanında bir çırpıda açtım zarfı. İçinden çıkan kâğıdın en alt bölümünde yazan, İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesini kazandığımı görünce sevinçten göz bebeklerim yerinden fırlayacak oldu. Lakin sevincim bundan öteye gidemedi. Benim aksime ailemden çıt çıkmıyordu. Sessiz bakışlar eşliğinde beni bir süre süzdükten sonra asıl gerçeği yüzüme vurdular.

Maddi durumumuz şehir dışında okumama imkân vermiyordu. İçimdeki sevinç yerini birden hüzne bıraktı. Ne yaptıysam ikna edemedim onları. Benim için yapılacak tek bir şey kalmıştı. Parasızlık, hayallerime gem vuramayacaktı. Hiç istemeseler de bunu yapmak zorundaydım.

Bana engel olamayacaklarını anladıklarında durumumu mecburen kabul ettiler. Yolculuk için kendime küçük bir çanta hazırladım. Fazla eşyaya ihtiyacım yoktu. Nasılsa hem okuyup hem de çalışacaktım. Her bir eksiğimi aileme yük olmadan karşılayacaktım.

Annem yolculuk için bana yiyecek bir şeyler hazırladı. Kendi elleriyle yaptığı böreklerin yanına bir de en sevdiğim yaprak sarmasından koydu. En çok özleyeceklerim, annemin yemekleri olacaktı. Belli bir süreliğine buna katlanmak zorundaydım. Babam ise elindeki, çok büyük sayılmayacak bir bavulu uzattı bana. Yolculuğa bununla çıkmamı istedi ancak ben kabul etmeyip kendi hazırladığım çantamla gideceğimi söyledim.

Aramıza giren soğukluk sevincimi buruk yaşamama neden olsa da gün gelecek beni anlayacaklardı. Okulumu bitirip geri döndüğümde beni affedeceklerdi. Lakin öyle olmadı. Okul bitse de iş hayatı şehirden ayrılmama engel oldu. Uzaktan geçirilen yıllar uzadıkça gönül mesafesi daha bir arttı.

Aradan tam on iki yıl geçti. Annemin verdiği acı haber sonrası dönmek zorunda kaldım. Dünya gözüyle babamı bir daha görmek yokmuş nasibimde. Bunun böyle olacağını bilemezdim elbet. Yaşarken babamın kıymetini bilememek daha çok koydu bana.

Cenaze sonrası eve geldiğimizde aklıma birden bavul geldi. On iki yıl önce üniversite için evden ayrılırken benim için hazırladığı bavul. Dolabın en üst rafında yıllarca bekleyen bavulu indirdim. Tozunu alıp fermuarını açtım, içinde sadece üç şey vardı. Giyecek kıyafetler, bir defter ve defterin arasına sıkıştırılmış bir not.. .

Bu babamın el yazısıydı. "Oğlum, gidiyorsan git ama bil ki bu bavul hep burada kalacak. Hasret dediğin şey eşya taşımaz, insan taşır. Dönmen için değil, dönmek istersen diye duruyor.’’

Bavulu kapattım. Ertesi hafta İstanbul’a o boş bavulla gittim. Tekerlekleri ilk defa ses çıkardı. Çünkü bazı bavullar gitmek için değil, geri dönmek için toplanır. 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow