ALMANYA TRENİ 28.Cİ BÖLÜM -  İLK MESAİ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

“Bir gün onları da buraya getireceğim.”

24 Ağustos 2026 - 21:54
24 Ağustos 2026 - 21:54 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 1  45
ALMANYA TRENİ 28.Cİ BÖLÜM -   İLK MESAİ

ALMANYA TRENİ 28.Cİ BÖLÜM - 

İLK MESAİ

Henüz hava aydınlanmamıştı.

Heim’in uzun koridorunda yankılanan zil sesiyle herkes bir anda uyandı.

Demir ranzalar gıcırdadı.

Birbiri ardına kapılar açıldı.

Uykulu gözlerle koridora çıkan işçiler, sessizce hazırlanıyordu.

Kimisi yüzünü soğuk suyla yıkıyor…

Kimisi aceleyle gömleğini ilikliyordu.

Memduh da yatağından kalktı.

Şakire’nin bohçasından çıkardığı temiz gömleğini giydi.

Aynaya baktı.

Yorgundu…

Ama gözlerinin içinde hâlâ umut vardı.

Yemekhanede kahvaltı hazırdı.

Sert ekmek…

Tereyağı…

Reçel…

Peynir…

Ve sıcak kahve.

Memduh, kahveyi ilk yudumladığında yüzünü buruşturdu.

Tadı alışık olduğu hiçbir şeye benzemiyordu.

Yanındaki Kayserili işçi gülümsedi.

“Bizim çayın yerini tutmaz.”

Masadakiler hafifçe güldü.

O kısa kahkaha, gurbet sabahının sessizliğini biraz olsun dağıttı.

Bir süre sonra fabrikanın servis otobüsü geldi.

İşçiler sırayla bindiler.

Otobüs ilerledikçe devasa bacalar görünmeye başladı.

Gökyüzüne yükselen dumanlar…

Demir yolları…

Bitmek bilmeyen fabrika binaları…

Memduh böyle büyük bir sanayi tesisini hayatında ilk kez görüyordu.

Otobüs fabrikanın önünde durdu.

Kapıda yüzlerce işçi vardı.

Almanlar…

İtalyanlar…

Yunanlar…

İspanyollar…

Türkler…

Hepsi aynı kapıdan içeri giriyordu.

İçeri girdiklerinde önce soyunma odasına götürüldüler.

Her işçiye bir dolap verildi.

Mavi renkli iş tulumu…

Koruyucu ayakkabı…

Eldiven…

Ve numaralı bir yaka kartı…

Tercüman herkesin anlayacağı şekilde konuştu.

“Bu kartı üzerinizden hiç çıkarmayın.”

“Kaybederseniz fabrikanın içine giremezsiniz.”

Memduh kartını tulumuna dikkatlice iliştirdi.

Artık burada adı kadar numarası da vardı.

Biraz sonra orta yaşlı Alman ustabaşı içeri girdi.

Sert bakışlıydı.

Ama konuşurken bağırmıyordu.

Tercüman yanına geçti.

“Ustabaşı hoş geldiniz diyor.”

“Kurallara uyarsanız hiçbir sorun yaşamazsınız.”

Alman ustabaşı elindeki parçayı kaldırdı.

Birkaç hareketle nasıl takılacağını gösterdi.

Sonra saatini işaret etti.

Tercüman çevirdi.

“Burada zaman çok önemlidir.”

“Bir dakika bile gecikmeye tahammül yok.”

Memduh dikkatle izliyordu.

Ayakkabı tamirciliğinde her işi kendi başına yapardı.

Buradaysa herkes yalnızca tek bir parçadan sorumluydu.

Yüzlerce insan, tek bir otomobili birlikte üretiyordu.

Bu düzen ona şaşırtıcı gelmişti.

Siren çaldı.

Bant hareket etmeye başladı.

Demir parçalar ağır ağır önlerinden geçiyordu.

Memduh’un görevi, önüne gelen parçayı birkaç saniye içinde yerine yerleştirmekti.

İlk denemesinde eli titredi.

Vida yere düştü.

Ustabaşı uzaktan baktı.

Bir şey söylemedi.

Sadece parçayı tekrar gösterdi.

Memduh derin bir nefes aldı.

Bu kez dikkatlice yerleştirdi.

Ustabaşı başını hafifçe salladı.

İlk kez yüzünde belli belirsiz bir memnuniyet ifadesi oluştu.

Saatler ilerledikçe zaman kavramı kayboldu.

Siren…

Makine sesleri…

Çekiçler…

Motorlar…

Hiç durmadan çalışan bant…

Memduh sadece önüne gelen işe odaklanıyordu.

Öğle molası verildiğinde ellerine baktı.

Avuçlarının içi yağ olmuştu.

Parmakları sızlıyordu.

Ama içinden tek bir cümle geçti.

“Bugün kazandığım her kuruş, Şakire’nin ve çocuklarımın geleceği olacak.”

O gün akşam Heim’e döndüğünde yorgunluktan konuşacak hâli kalmamıştı.

Demir ranzaya uzandı.

Tavanı seyrederken cebinden küçük mendili çıkardı.

Şakire’nin işlediği mavi çiçeklere dokundu.

Gülümsedi.

“Dayan…” dedi kendi kendine.

“Bir gün onları da buraya getireceğim.”

Ve o gece, gurbetin ilk iş günü sessizce geride kaldı.

Devam edecek…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.