Adresi Olmayan Bir Yeri Unutmak

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bazen geri dönmek istemediğimiz bir yeri özlemeye devam ederiz. Adresi olmayan bir küreden, anlaşılmaktan, farklı pencerelerden bakmaktan ve unutmanın zorluğundan açılan bir kapı... İnsan, bir yeri bütün kalbiyle özlerken aynı kalple ondan uzak durmak isteyebiliyormuş.

27 Ağustos 2026 - 14:02
27 Ağustos 2026 - 14:02 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 1  38
Adresi Olmayan Bir Yeri Unutmak

Beni yakından takip edenler, sosyal medyamda paylaştığım yürüyüş videolarından birinde adresi olmayan bir küremden bahsettiğimi hatırlarlar. Haritalarda bulamayacağınız, yol tarifi isteseniz tarif edemeyeceğim ama benim yolunu çok iyi bildiğim bir küreydi bu. Ne bir sokağa açılırdı kapısı ne de üzerinde numarası vardı. Yine de ne zaman gitsem kapısı açılır, içeride bir yerlerde kendime oturacak bir köşe bulurdum. Bugünlerde ise o kürenin kapısı kapalı. Üstelik uzun zamandır.

İşin garip tarafı şu ki ben o küreyi dünyadan kaçmak için inşa etmemiştim. Derdimi alıp saklanabileceğim bir sığınak değildi orası. Hayattan yorulduğumda kapısını kapatıp herkesi dışarıda bırakmak gibi bir niyetim de olmadı. Aksine, hayatı daha iyi görebilmek için girerdim içeri. Çünkü kürenin pencereleri vardı. Birinden baktığımda kendimi görürdüm, diğerinden yaşadıklarımı. Bir başkasından baktığımda haklılığım küçülür, başka birinden baktığımda haksız yere kendime yüklendiğimi fark ederdim. Bazen hiçbir pencere bana istediğim manzarayı göstermezdi. Yine de bakardım. Çünkü insanın her zaman güzel bir manzaraya değil, başka bir manzaraya ihtiyacı oluyor.

Belki hepimizin böyle bir küreye ihtiyacı vardır. Bizi her söylediğimizde onarmaya çalışmayan, kırıldığımız yeri hemen tamir etmeye kalkmayan, önümüze reçeteler koymayan bir yere. Çünkü insan her derdini çözmek için anlatmıyor. Bazı cümlelerin çözüme değil, yalnızca duyulmaya ihtiyacı var. Bazı yaraların üzerine nasihat koydukça iyileşmiyor insan. Bazen birinin karşımızda sessizce durması, bizim göremediğimiz bir pencereyi aralaması ve aynı hadiseye başka bir yerden bakmamıza yardım etmesi yetiyor. Belki insanın insana yapabileceği en güzel şeylerden biri de budur: Birbirimizin hayatını düzeltmek değil, birbirimize yeni pencereler açmak.

Şimdi benim pencerelerim hâlâ orada mı bilmiyorum. Çünkü onlara ulaşabilmek için önce kapıdan geçmem gerekiyor ve o kapı uzun zamandır kapalı. Bu yüzden bazı günler aynı düşüncenin etrafında dönüp duruyorum. Aynı hadiseye aynı yerden bakıyor, aynı soruyu başka kelimelerle tekrar tekrar kendime soruyorum. İnsan kendi zihninin içinde fazla uzun süre kalınca bütün pencerelerin aynı yöne baktığını zannediyor. Oysa bazen değişmesi gereken hayat değildir. Yalnızca baktığımız pencerenin değişmesi gerekir. Bunu bana vaktiyle o küre öğretmişti.

Şimdilerde onu özlediğimi itiraf etmek biraz zor geliyor. Çünkü bir yanım kapının yeniden açılmasını isterken başka bir yanım o kürenin adresini tamamen unutmak istiyor. İnsan dönmek istemediği bir yeri özleyebilir mi, bilmiyorum. Meğer özleyebiliyormuş. Çünkü bazen bir yeri özlemek, oraya yeniden gitmek istemek değildir. Oradayken kim olduğumuzu, nasıl düşündüğümüzü, nasıl görüldüğümüzü ve dünyaya hangi pencerelerden baktığımızı özlemektir. Belki de bazı kapıların kapalı kalması gerekir. Fakat bunu bilmek, insanın kapının ardındakileri özlemesine engel olmuyor.

O yüzden siz siz olun, hayatınızda size başka pencereler açan insanları ve yerleri kolay harcamayın. Sizi hemen değiştirmeye çalışmadan dinleyenleri, derdinizi küçültmeden yanınızda durabilenleri, haklı olduğunuzda alkışlamak yerine gerektiğinde başka taraftan bakmanızı sağlayanları önemseyin. Ve mümkünse kendinize de böyle bir küre kurun. Çünkü hayat bazen insanın bütün pencerelerini aynı anda kapatıyor. O gün geldiğinde insan, bir çözümden önce kendisine başka bir yerden bakabileceği küçücük bir açıklık arıyor.

Benim küreme gelince, kapısı hâlâ kapalı. Belki bir gün açılır, belki de hiç açılmaz. Açılırsa içeri girer miyim, onu da bilmiyorum. Çünkü özlemekle dönmek istemek aynı şey değilmiş, bunu öğrendim. İnsan bazen bir yeri bütün kalbiyle özlerken aynı kalple ondan uzak durmak isteyebiliyormuş. Belki unutmak istememin sebebi de budur. İnsan ulaşamadığı bir yere bakmaktan yorulunca, oraya dönmekten önce artık orayı özlememeyi diliyor.

Fakat unutmak, insanın kendisine verebildiği bir emir değil.

Bazı kapıları kapatabiliyoruz. Bazı yolları yürümemeye karar verebiliyoruz. Bazı adresleri hayatımızdan silebiliyoruz. Ama bir zamanlar bize başka pencerelerden bakmayı öğreten yerleri zihnimizin hangi sokağından çıkaracağımızı kimse öğretmiyor.

Ben artık o kapının açılmasını mı istiyorum, yoksa bir sabah uyandığımda kürenin yolunu tamamen unutmuş olmayı mı, gerçekten bilmiyorum.

Belki de insanın en zor vedası, geri dönmek istemediği hâlde özlemeye devam ettiği yerlere oluyor.

Adresi olmayan küreme selam.

Ben Ramazan.

Bu defa kapının hangi tarafında olduğumu ben de bilmiyorum.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Ramazan Turhan Yazar | Oyuncu | İçerik Üreticisi “Gerçekten Ne İstediğini Biliyor Musun?” kitabının yazarı Instagram üzerinden kitap ve düşünce içerikleri üreticisi Okuma kültürü ve bireysel gelişim üzerine çalışmalar yapan biri Tiyatro Oyuncusu 1994 doğumluyum, evli ve 3 çocuk babasıyım. Denizli’de yaşıyorum. Radyo Televizyon Programcılığı okudum, bir dönem medya sektöründe çalıştım ama hayat beni başka yerlere de götürdü. Bazen elimde kamera vardı, bazen çekiç. Kimi zaman masa başında, kimi zaman beden gücüyle çalıştım. Ama içimde hep bir şeyler yazma isteği vardı. Yazmak bana iyi geliyor… İlk kitabımı yazdım, şimdi yeni cümlelerin peşindeyim. Burada hissettiklerimi, düşündüklerimi, içimden geçenleri paylaşmak istiyorum. Kimi zaman bir deneme, kimi zaman bir hikâye, bazen de sadece bir cümle… Okursan ne mutlu, okurken kendinden bir şey bulursan daha da güzel. Ben yazarken iyileşiyorum, belki sen de okurken rahat bir nefes alırsın. İLGİ ALANLARIM * Kitap ve edebiyat * Yazarlık ve düşünce üretimi * Kültür ve insan psikolojisi * Tiyatro ve sahne çalışmaları