UMUT

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Yorulur insan. Sadece bedeni değil, ruhu yorulur.

2 Eylül 2026 - 06:53
2 Eylül 2026 - 06:53 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 1  26
UMUT

Bazen en ağır yükleri göğüs kafesimizin hemen altında taşırız. Dışarıdan
bakıldığında kalabalıklar akar, hayat kendi telaşında dönmeye devam eder. Fakat; insanın kendi içindeki o koca şehrin çöküşünü, sokakların birer birer ıssızlaşmasını kimse görmez.

Yorulur insan.

Sadece bedeni değil, ruhu yorulur.

Umut her zaman göğsümüzü kabartan, bizi havalara uçuran o aydınlık his değildir.
Bazen sadece ağır bir sorumluluktur. Bütün rüzgarlar tam tersi yönden eserken, o cılız ışığı hayatta tutmak için çırpınmak, aslında umudun ta kendisinden daha çok yakar canımızı. İnsan bir süre sonra neyi koruduğunu bile unutur; sadece karanlığa
yenilmemek için direnir.

Vazgeçmek, bir anda olan bir şey değildir zaten. İnce ince sızan bir suyun, taşı yıllar içinde oyması gibidir. Önce direncini kaybedersin, sonra inancını, en sonunda da bekleyişini.

Çünkü bir şeyin düzeleceğini beklemek, iyileşmeyen bir yarayı sürekli kanatmaktır bazen.

İnsan, sırf o kanamayı durdurmak için beklemekten yani umut etmekten vazgeçer. Kendini hissizliğin o güvenli ama soğuk kucağına bırakır.

Belki de umut, kışın biteceğine inanmak değil; dondurucu soğuğa, çıplak kalan
dallara rağmen köklerin hala toprağın derinliklerinde suya tutunmaya devam
etmesidir.

Toprağın altındaki tohum, güneşi göreceğinden emin olduğu için çatlama, kendi doğasında büyümek olduğu için karanlığı yarar.

İnsan da böyledir. Başka çaresi olmadığı için değil, ruhu yaşamaya programlandığı için yeniden ayağa kalkar.

Küle dönmüş bir inancın ardından, o küllerin bıraktığı minicik ısıyla bile yeni bir ateş yakmaya çalışmak...

Sislerin içinde kaybolduğunu bile bile, ayağının altındaki toprağı hissederek bir adım daha atabilmek...

İşte en büyük zafer budur. Düşmemek, hiç yara almamak ya da hiç yanılmamak
değil; dizleri kanaya kanaya, kalbi kırıla kırıla yeniden sevebilmek, yeniden
güvenebilmek ve yeniden bekleyebilmektir.

“Ben hâlâ buradayım, hâlâ hissediyorum ve yeniden deneyeceğim” diyebilmek... 
insanın kendi kaderine karşı atabileceği en soylu adımdır.

Çünkü yaşamak, sadece nefes almak değil her bitişin ardından o incecik umut dalına tutunup, inadına yeniden
çiçek açmayı seçmektir.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Erdal Burak Okur dinler yazar... 1989 Ağrı'da doğdum, eğitim hayatını Ağrı ve Kayseri illerinde tamamladım. Erciyes Üniversitesi lisans mezuniyetinin ardından, şu an Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde lisansüstü eğitimine devam etmekteyim. 2012-2019 yılları arasında öğretmenlik mesleğini icra ettim, halihazırda kamu görevini sürdürmekteyim. Edebiyata olan tutkumu dijital mecralara da taşıyarak farklı platformlar da blog yazarlığı yapmaktayım, dijital ve basılı dergilerde yazılarım sıklıkla yayımlanmaktadır. Gölge, On İki Sırrın Muhafızı, Kayıp Ferman ve Liman isimli dört kitabım bulunmaktadır.