SIĞINAK

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Ailesinden sevgi görmediği için sevdiklerine zarar veren Poyraz pişmanlığıyla yüzleşerek kendisine sunulan sığınağı kabul etmeyi öğrenir Kırılan ahşap çerçeve sahnesi ve sade diyaloglarla işlenen hikayede sevginin ailede başladığı teması kurguya doğal biçimde işlenir

14 Ekim 2026 - 08:26
14 Ekim 2026 - 08:26 ⏱ 7 dk Okuma Süresi
 0  3
SIĞINAK
Soğuk tonların hakim olduğu yalnız bir kasaba atmosferinde kırık bir ahşap çerçeveye pişmanlıkla bakan genç adamın içsel sığınak arayışını yansıtan edebi bir görsel konsepti

Sığınak

Kayalı Dere; etrafı yüksek tepelerle çevrili, kışları sert geçen, insanın yalnızlığını yüzüne vuran sessiz bir kasabaydı. Bu kasabada yaşayan Poyraz’ın içindeki yalnızlık da çocukluğunda başlamıştı. Annesi Ayla ile babası Bahri, bitmek bilmeyen kavgalarından sonra Poyraz henüz küçük bir çocukken onu bırakıp başka şehirlere gitmişlerdi. İkisi de kendi derdine düşmüş, evlatlarını unutmuştu. İnsanın ilk sığınağı kendi evidir; ilk sevgiyi orada görmeyen bir çocuk, dünyayı da soğuk bir yer sanır. Poyraz’a sahip çıkan teyzesi Aslı da ona sevgisini vermemiş; sırf vicdan azabından kaçmak için evinde sadece başını sokacak bir yer ve bir kap yemek vermişti. Ne bir gün başını okşamış ne de içini ısıtacak güzel bir söz söylemişti.

 İşte bu sevgisizliğin ortasında büyüyen Poyraz, kasaba çarşısındaki küçük bir mobilya atölyesinde çalışıyordu. İş yerinde onu öz kardeşi gibi gören mesai arkadaşı Aylin, hemen yan taraftaki emniyet amirliğinde çalışan babacan Kemal Amir, bir de Poyraz’ı her şeyine rağmen seven sevgilisi Deniz... Bu üç insan Poyraz’a hep destek olmak istiyordu. Fakat o sıcaklığı ilk önce kendi evinde, ailesinin yanında görmeyen Poyraz, bu yakınlığa nasıl karşılık vereceğini bilemiyor; bir gün onlar da çeker gider korkusuyla etrafındaki herkese sert davranıp sevdiklerini kendinden uzaklaştırıyordu.

O günün sabahında Poyraz Poyraz başını öne eğip çenesini sıktı. "Ben kimseden sığınak istemedim Aylin," dedi. "Annem Ayla da babam Bahri de beni bir kenara attı. Teyzem Aslı’nın evinde de sığıntı gibi kaldım. Ben sevmeyi bilmem. Benim yanımda duran zarar görür."

"Biz sana zarar vermek için değil, yaranı sarmak için buradayız abi," dedi Aylin sesi titreyerek. "Ama sen kırmaktan vazgeçmiyorsun."

O sırada atölye kapısının önünden geçen ve kasabada herkese babalık eden emniyet amiri Kemal Amir içeri girdi. Poyraz’ın omzuna elini koydu.

"Evlat," dedi Kemal Amir. "Etrafındakilere iyi davran ki iyilik bulasın. İnsanların içi birbirine ısınır, birbirine yaklaşır. Sabahki öfkeni de gördüm, söylediğin lafları da. Sana uzanan elleri itme; geçmişte o yuvayı yıktılar diye sana sunulan bu sıcak sığınağı da kendi elinle bozma."

 "Beceremiyorum amir," dedi Poyraz alçak bir sesle. "İçimdeki o öfke çıkınca gözüm hiçbir şeyi görmüyor."

 "Öğreneceksin evlat," dedi Kemal Amir. "Yeter ki o gururu bırakıp özür dilemeyi bil."yine içindeki öfkeye yenilmişti. Atölyeye girer girmez Aylin’in haftalardır uğraşıp hazırladığı ahşap çerçeveyi bir anlık öfkeyle yere fırlatıp kırmıştı. Üstelik bununla da kalmamış, gürültüyü duyup yanlarına gelen Kemal Amir’in kendisini yatıştırma çabalarına sert bir yanıt vermiş, akşam için sözleştiği Deniz’e de bağırıp yanından kovmuştu. Gün boyu atölyede tek başına kalıp o kırık parçalara baktıkça içindeki pişmanlık büyüdü.

 Bir akşamüstü iş çıkışı atölyeden çıkarken, iş yerinde onu öz kardeşi gibi gören Aylin onun yolunu kesti. Gözleri dolmuştu, yüzünde derin bir kırgınlık vardı.

 "Poyraz abi, neden bize böyle davranıyorsun?" diye sordu Aylin, kırılan çerçeveden kalan parçayı elinde tutarak. "Biz seni ailemiz bildik, sana sığınak olmak istedik ama sen ne zaman bir adım yaklaşsak bizi tersliyorsun. Sabah o çerçeveyi değil, sanki hepimizin kalbini kırdın."

 Poyraz başını öne eğip çenesini sıktı. "Ben kimseden sığınak istemedim Aylin," dedi. "Annem Ayla da babam Bahri de beni bir kenara attı. Teyzem Aslı’nın evinde de sığıntı gibi kaldım. Ben sevmeyi bilmem. Benim yanımda duran zarar görür."

"Biz sana zarar vermek için değil, yaranı sarmak için buradayız abi," dedi Aylin sesi titreyerek. "Ama sen kırmaktan vazgeçmiyorsun."

O sırada atölye kapısının önünden geçen ve kasabada herkese babalık eden emniyet amiri Kemal Amir içeri girdi. Poyraz’ın omzuna elini koydu.

"Evlat," dedi Kemal Amir. "Etrafındakilere iyi davran ki iyilik bulasın. İnsanların içi birbirine ısınır, birbirine yaklaşır. Sabahki öfkeni de gördüm, söylediğin lafları da. Sana uzanan elleri itme; geçmişte o yuvayı yıktılar diye sana sunulan bu sıcak sığınağı da kendi elinle bozma."

 "Beceremiyorum amir," dedi Poyraz alçak bir sesle. "İçimdeki o öfke çıkınca gözüm hiçbir şeyi görmüyor."

 "Öğreneceksin evlat," dedi Kemal Amir. "Yeter ki o gururu bırakıp özür dilemeyi bil."

Poyraz daha fazla bir şey diyemedi, başını öne eğip hızla atölyeden çıktı. Kasaba meydanındaki ağacın altında kendisini bekleyen sevgilisi Deniz’in yanına gitti. Deniz’in kırgın bakışlarını görünce içi sızladı.

 "Yine mi kaçacaksın benden Poyraz?" dedi Deniz yavaşça. "Sabah söylediklerinden sonra yüzüme bakmaya bile çekiniyorsun değil mi? Sevmekten korktuğun için etrafındaki herkesi kırıyorsun. Oysa biz senin fırtınandan kaçıp sığınacağın yer olmak istiyoruz."

 Poyraz bu kez öfkelenmedi. Yaptığı hatalar, sabah kırdığı o ahşap çerçeve ve sevdiklerinin yüzündeki o kırgın ifadeler birer birer gözünün önüne geldi. İçinde büyük bir pişmanlık hissetti.

"Çok pişmanım Deniz," dedi Poyraz, sesi cılız çıkarak. "Seni, Aylin’i, Kemal Amir’i hep kırdım. Sabah Aylin’in emeğini bozdum, Kemal Amir’e saygısızlık ettim, sana ağır konuştum. Kimse bana sevmeyi öğretmedi ki... Ne zaman birine yaklaşsam içimdeki o öfke çıkıyor ve her şeyi bozuyor. Pişmanım ama bu pişmanlık verdiğim zararları siler mi bilmiyorum."

 Sevgilisi Deniz yaklaşıp Poyraz’ın elini tuttu.

 "Pişman olman güzel bir şey Poyraz," dedi. "Doğru, insan sevmeyi önce kendi evinde öğrenir ama orada öğrenemedi diye ömrü boyunca sevgisiz kalmak zorunda değil. Sabah kırdığın o çerçeveyi yeniden yapabilirsin, kırdığın kalpleri de düzeltebilirsin. Sen sevgisiz büyüdün diye hep böyle kalmak zorunda değilsin. Yeter ki o sığınağın kapısını çalmayı kabul et."

Poyraz o akşam kasabanın soğuk rüzgârı eserken ilk kez kaçmak yerine durmayı seçti. Geçmişini değiştiremezdi belki ama pişmanlığı sayesinde bundan sonra sevdiklerine zarar vermemeyi, kırdığı kalpleri düzeltmeyi öğrenecekti.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Umran Tezcan Ümran Tezcan:Yazar ve öğretmen .2015 yılında Uşak Üniversitesi-Fen Edebiyat Fakültesi-Matematik bölümünü bitirdi.Şuan öğretmenlik yapıyor. Çocukluğundan beri yazmayı seviyor.Cocuk kitapları öyküler romanlar her yaş grubundan yazmaya çalışıyor.Çocuk romani ,roman ,öykü ,hikaye yazmaya devam ediyor.