NEFS -İ EMMARE

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Martı Köyü’ndan iktidarın soğuk zirvesine uzanan Aziz’in hikâyesi; masumiyetin hırsla nasıl yozlaştığını, vicdanın 'Nefs-i Emmare'nin karanlığına gömülüşünü ve dünyanın tüm gücüne sahip olunsa dahi kendi özünü kaybetmenin getirdiği o uçsuz bucaksız yalnızlığı sarsıcı bir dille gözler önüne seriyor

17 Temmuz 2026 - 10:11
17 Temmuz 2026 - 10:11 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 1  34
NEFS -İ EMMARE
Martı Koyu’nun canlı yeşil doğasından iktidarın gri ve soğuk saray mimarisine evrilen görsel bir tezatlık üzerinden; Aziz’in saf ve doğayla bütünleşmiş gençliğinin, kışın beyaz sessizliğinde hırsla nasıl karardığı işlenmelidir. Yedi katlı sarayların ihtişamına rağmen Aziz’in yüzünde beliren derin pişmanlık ve yalnızlık ifadesi, elinde tuttuğu solmuş bir dal parçasıyla birleşerek kaybettiği insani değerlerin ve zirvedeki o uçsuz bucaksız ıssızlığın güçlü bir metaforu olarak resmedilmelidir

Nefs-i Emmare

Martı Köyü'nün hırçın dalgaları ile Gümüşgöl’ün huzurlu sessizliği arasında Aziz adında bir çocuk büyürdü. Aziz, toprağa dokunduğunda ağaçların dilini, göğe baktığında kuşların rotasını anlardı. "Ben asla o kötü insanlar gibi olmayacağım," diye yemin eder, Bilge Öğretmen Elvan’ın dizinin dibinden ayrılmazdı. Üstadı ona sadece harfleri değil; karıncanın hakkını gözetmeyi, suyun akışına hürmet etmeyi öğretmişti. Babası Han Bey, abileri Selçuk ve Batur ile Kızıltepe’nin eteğinde adil bir düzen kurmuşlardı. O günlerde Feride ve şanlı savaşçı Akın ile bir elmanın iki yarısı gibiydiler; birlikte toprağı işler, kederi ve neşeyi bölüşürlerdi.

Ancak zaman, Kızıltepe’nin yamacındaki ağaçları nasıl değiştirirse, Aziz’in içindeki nefsini de öyle dönüştürdü. Han Bey büyük bir devlet kurup adaleti tesis ettiğinde, Aziz o gücün gölgesine sığındı. Bilge Elvan artık tüm diyarlarda ismi hürmetle anılan bir münevverdi; Aziz ise bu bilginin arkasındaki kudrete göz dikti. İçindeki hırs, kökleri toprağın derinliklerine inen bir sarmaşık gibi kalbini sardı. Babasının kurduğu o nizamı, kendi ihtiraslarına basamak yapmak için fırsat kollayan o karanlık kapıyı, yani nefsini araladı.

Bir kış günü, yeryüzünü beyaz bir sessizlik kapladığında Aziz, beklediği anı buldu. Kendi abilerini bertaraf edip tahtı zorla ele geçirdi. Hırsı onu öyle kör etmişti ki; kendisini yetiştiren, hayatın sırlarını fısıldayan hocası Elvan’ı, nefsine düşen o gölgeyi bertaraf etmek için katletti. Yetmedi, dostu Akın’ın eşini de bu uğurda feda etti. Akın, hançerini kuşansa da Aziz’in kurduğu o zorba düzen karşısında çaresiz kaldı. Feride ise bu kanlı gidişata yüreği dayanmayarak, izi sürülmez bir yalnızlığa, uzak diyarlara sürüldü.

Aziz, artık yedi katlı saraylarda, sahip olduğu her şeyin üzerinde tek başınaydı. Bahçesindeki ağaçlar solmuş, kuşlar gökyüzünü çoktan terk etmişti. Penceresinden içeri sızan güneş, artık ona huzur değil; ihanet ettiği insanların gölgelerini taşıyordu. O an, kendi nefsine köle oluşunun ağırlığı çöktü üzerine. Ellerinin ne kadar yabancılaştığını, toprağa ve merhamete ne kadar uzak düştüğünü dehşetle fark etti.

İnsanoğlu unutmasın ki; gökyüzüne hükmetmek isteyen, önce kendi kalbindeki o karanlık fırtınayı dindirmelidir. Toprak tohumunu sadakatle taşıyorsa, insan da özüne sadık kalmalıdır. Keskin sirke küpüne nasıl zarar verirse, nefs-i emmare de insanı kendi içinde öyle öğütür. Bir çiçeğin dalını izinsiz kıran, kendi bahçesinin kuruyacağından korkmalıdır. Dünya, başkalarının hakkı üzerine değil, adalet ve sevgi üzerine kuruludur. Bugün tüm dünya senin olsa, bir avuç toprakla yetinmeyi bilmeyen, her şeyini kaybetmeye mahkûmdur.

Aziz, dünyayı ele geçirdi ama kendini kaybetti. Zirve, aslında insanın nefsine en yakın, kendine ise en uzak olduğu yerdir.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Umran Tezcan Ümran Tezcan:Yazar ve öğretmen .2015 yılında Uşak Üniversitesi-Fen Edebiyat Fakültesi-Matematik bölümünü bitirdi.Şuan öğretmenlik yapıyor. Çocukluğundan beri yazmayı seviyor.Cocuk kitapları öyküler romanlar her yaş grubundan yazmaya çalışıyor.Çocuk romani ,roman ,öykü ,hikaye yazmaya devam ediyor.