ISLAK İZ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
11 Nisan 2026 - 13:43
11 Nisan 2026 - 13:43 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 9  367
ISLAK İZ

ISLAK İZ

Gece, şehrin üstüne ağır bir yorgunluk gibi çökmüştü. Sokak lambaları titrek birer vicdan gibi yanıyor, her biri bir köşede unutulmuş hayatları aydınlatmaya çalışıyordu. Yağmur, kaldırımlara usulca vururken, insanlar çoktan evlerine çekilmişti. Ama bazıları için gece, saklanmak değil; yüzleşmek demekti.

Mahir, eski bir apartmanın üçüncü katında, sararmış duvarların arasında oturuyordu. Elindeki bardakta ne olduğunu kendisi de bilmiyordu artık. İçki mi, alışkanlık mı, yoksa sadece zamanın ağırlığını taşımak için bir bahane mi… Pencereden dışarı baktı. Aynı sokak, aynı sessizlik, aynı iç sıkıntısı. Değişmeyen tek şey buydu.

Bir zamanlar yazardı Mahir. Kelimeler onun için kaçış değil, anlamdı. İnsanların söyleyemediklerini yazıya döker, başkalarının hayatlarına dokunurdu. Şimdi ise kendi cümlelerini bile tamamlayamıyordu. Çünkü insan, bazen başkalarını çok iyi anladığı için kendine yabancılaşır.

Masasının üstünde yarım kalmış bir defter duruyordu. İlk sayfasında tek bir cümle yazılıydı:

“İnsan en çok kendine geç kalır.”

Kalemi eline aldı, uzun süre baktı. Yazmak istiyordu ama kelimeler gelmiyordu. Sanki içindeki her şey susmuştu. O an kapı çaldı.

Bu saatte kim olabilirdi?

Kapıyı açtığında karşısında genç bir kadın duruyordu. Üstü başı ıslaktı, gözleri ise garip bir şekilde sakindi.

“Affedersiniz,” dedi kadın, “ışığınız yanıyordu… Birine ihtiyacım var gibi hissettim.”

Mahir bir an durdu. Hayat bazen böyle olurdu; en hazır olmadığın anda birinin hikayesine dahil olursun.

“Gir,” dedi kısa bir tereddütten sonra.

Kadın içeri girdi, etrafa baktı. Eski kitaplar, dağınık masa, susmuş bir hayat.

“Yazar mısınız?” diye sordu.

Mahir hafifçe gülümsedi. “Eskiden.”

Kadın, pencerenin kenarına oturdu. Yağmuru izledi.

“Benim hikayemi yazar mısınız?” dedi.

Bu soru, Mahir’in içinde unutulmuş bir kapıyı araladı. Uzun zamandır kimse ondan bir şey istememişti. Hele ki böyle bir şey…

“Anlat,” dedi.

Kadın konuşmaya başladı. Kayıplardan, yanlış seçimlerden, sevdiği halde kalamadığı insanlardan… Anlatırken sesi titremiyordu ama kelimelerin arasında derin bir yorgunluk vardı. Mahir dinledikçe, aslında onun hikayesinin tekil olmadığını fark etti. Hepimizin içinde biraz o kadından vardı.

Saatler geçti.

Kadın sustuğunda, odada sadece yağmurun sesi kalmıştı.

“Yazabilecek misiniz?” diye sordu.

Mahir, masaya yürüdü. Defteri açtı. İlk cümlenin altına yeni bir satır ekledi:

“Ve bazen, başka birinin hikayesinde kendini bulur.”

Kadın hafifçe gülümsedi. “Artık yalnız değilim,” dedi.

Mahir başını kaldırdığında kadın gitmişti.

Kapı kapalıydı. Ayak sesi yoktu. Sanki hiç gelmemişti.

Ama masanın üstünde, ıslak bir iz duruyordu.

Ve Mahir o gece anladı: Bazı insanlar gerçekten gelir, bazıları ise sadece içindeki boşluğu doldurmak için var olur.

Kalemi eline aldı ve yıllar sonra ilk kez durmadan yazmaya başladı.

Çünkü artık biliyordu—

İnsan bazen kaybolarak değil, bir başkasının hikayesinde kendini bularak kurtulur.

DERYA YAĞMUR

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Derya Yağmur Araştırma Yazarı ⭐ Editör ⭐ Şair ⭐ Muhabir Yazarı ⭐ Roman Yazarı ⭐ Köşe Yazarı ⭐ Çocuk Edebiyatı Yazarı ⭐ İç Dönüşüm ve Başarı Yazarı ⭐ Sosyal Medya ve İletişim Uzmanı