MEVSİMLERDEN OLUŞAN İNSAN

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
3 Haziran 2026 - 17:00
3 Haziran 2026 - 17:00 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 2  42
MEVSİMLERDEN OLUŞAN İNSAN

Ey insan! Mevsimlerden oluşan insan...

Söyle bana, senden ayrı olan nedir?

Bir düşün... Doğadan, zamandan, mevsimlerden gerçekten ayrı mısın?

İlkbaharda bebektin. Yazın büyüdün, gençleştin. Sonbaharda olgunlaştın, yaş aldın. Kışın yaşlandın ve toprağa geri döndün.

İlkbaharda çiçekler filizlenir; tıpkı bir bebeğin dünyaya alışması gibi. Hayata gözlerini açar, ilk nefesini alır ve sessizce "merhaba" der.

Yaz geldiğinde çiçekler açar, ağaç dalları meyvelerle dolar. Güneş tam tepede, hayat bütün canlılığıyla akmaktadır. Bu, insanın gençlik çağına benzer. İçindeki enerji, heyecan, cesaret ve tazelik... Her şey mümkün görünür. İnsan koşar, düşer, kalkar, öğrenir ve yaşamı bütün gücüyle hissetmeye çalışır.

Sonbahar geldiğinde yapraklar yavaş yavaş dökülmeye başlar. Hava ne sıcaktır ne de soğuk. Tıpkı insanın olgunlaştığı dönem gibi... Artık her şey hızla yaşanmaz. İnsan hayatı daha dikkatli, daha anlamlı ve daha kıymetli yaşamaya başlar. Sakinleşir. Dinginleşir. Görmeyi öğrenir.

Kış geldiğinde ise yapraklar dökülmüş, dallar kurumuş görünür. Dışarıdan bakıldığında ağaç yalnızca bir gövde ve birkaç kuru daldan ibarettir. Tıpkı yaşlandığımızda bedenimizde meydana gelen değişimler gibi... Sanki hayatın sonuna yaklaşmışız, sanki artık beklenmesi gereken tek şey veda etmekmiş gibi görünür.

Fakat tam da burada fark etmemiz gereken bir şey vardır.

Sonbaharda yapraklarını döken, kışın kurumuş gibi görünen ağaç aslında ölmemiştir. O, bir sonraki baharda yeniden çiçek açabilmek için dinlenmektedir.

Belki insan da böyledir.

Belki yaşlılık sandığımız şey yalnızca başka bir başlangıcın eşiğidir.

Belki ölüm bir son değil, yeni bir baharın habercisidir.

Bu konuda sayısız teori var. Sayısız inanç, sayısız düşünce... Bilimsel açıklamalar, felsefi yaklaşımlar, spiritüel öğretiler...

Araştırsan belki de on milyar insandan on milyar farklı cevap alırsın.

Peki, asıl gerçek hangisi?

Bence asıl gerçek insanın kendi içinde saklıdır.

Nasıl ki başkalarının düşüncelerine saygı duyuyorsak, kendi iç sesimize de saygı duymalıyız. Bazen onu duymalı, onu dinlemeli ve her his için mutlaka bir kanıt aramamalıyız.

Bir düşüncenin doğru kabul edilmesi için çoğu zaman onu söyleyen kişiye bakılır. Bilim insanı mı? Profesör mü? Araştırmacı mı? Spiritüel bir rehber mi?

Peki bu insanların ortak olduğu şey nedir?

Onlar da senin gibi insan değil mi?

Benzer bedenlerde yaşayan, benzer sorular soran, benzer bilinmezliklerin içinde yol arayan insanlar...

Peki ya sen?

Sen ne zaman kendi varlığını ciddiye alacaksın?

Kimliklerinden, unvanlarından, başarılarından ve başkalarının sana verdiği tanımlardan bağımsız olarak; düşünebilen, hissedebilen ve sorgulayabilen bir varlık olduğunu ne zaman hatırlayacaksın?

Belki de asıl soru şudur:

İnsan ömrü yalnızca ilkbahar, yaz, sonbahar ve kıştan ibaret değildir.

Belki bu döngüyü bir ömür boyunca değil, bir gün içinde bile defalarca yaşarız.

Bir sabah umutla doğarız.

Öğle vakti güçleniriz.

Akşam olgunlaşırız.

Gece ise içimizdeki bazı şeyleri uğurlarız.

Yılların geçmesine gerek kalmadan, mevsimler değişmeden, zihnimizde yüzlerce kez doğup yüzlerce kez ölmüş olabiliriz.

Olamaz mı?

Bu sözlerin yetkili mercii ben değilim.

Kaynağım yok. Kanıtım yok. Bir iddiam'da yok.

Ama belki de bazı soruların değeri, cevaplarından daha büyüktür.

Yaşa. Hisset. Oku. Gör. Bak. Sor.

Kendi sorularını üretebildiğin gün, kendi cevaplarının içinde kaybolmaktan korkma.

Çünkü insan bazen kendini bulmak için önce kendinde kaybolmalıdır.

İşte o an, en zevkli kısım… Kendi dünyanı yaratmış olursun.

Hoş geldin kendine.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Burçak Sorhun Kaldırımda Açan Çiçek ve Sevgiyle Değişen Dünya adlı kitapların Yazarı...