Eyvah, Karneme Geç Kalıyorum!

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
3 Haziran 2026 - 17:10
3 Haziran 2026 - 17:10 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 0  41
Eyvah, Karneme Geç Kalıyorum!

Alper o akşam yatağında heyecanla dönüp duruyordu. Dile kolay, yarın hayatının ilk karnesini alacaktı! Annesi odasına girip saçlarını okşadı, yanağına kocaman bir öpücük kondurdu.

"Hadi bakalım güzel oğlum, uyu artık. Yarın büyük gün," dedi gülümseyerek.

Alper merakla sordu: "Anneciğim, öğretmenimiz bu tatilin çok uzun süreceğini söyledi. Cumhuriyet Bayramı’nda, 23 Nisan’dan sonra hemen okula dönmüştük. Bu yaz tatili neden bu kadar uzun?"

Annesi Alper’in yanına oturdu: "Çünkü bütün yıl çok çalıştınız, yoruldunuz bir tanem. Yazın güneş kemiklerinizi ısıtacak, doğa canlanacak. Sizin de dinlenmeniz, bol bol oynamanız ve büyümeniz için upuzun bir zamana ihtiyacınız var."

Alper rahatlamış bir şekilde gözlerini kapattı. Ama rüyasında işler hiç de öyle rahat gitmedi!

Birden kendini sabahın köründe, odasının ortasında buldu. Saat çok geçti! "Eyvah, karne gününe geç kalıyorum!" diye bağırdı. Hemen kırmızı okul tişörtünü aradı ama yoktu! Çorapları sanki saklambaç oynuyordu. Tam kapıdan çıkacakken sol ayakkabısının yerinde yeller esiyordu! Tek ayak üstünde zıplayarak evin içinde döndü durdu. "Yetişemeyeceğim, ilk karnemi kaçıracağım!" diye ağlamaklı oldu. Büyük bir koşturmaca, tam bir telaş dalgası...

"Alper, uyan tatlım..."

Alper sıçrayarak gözlerini açtı. Başucunda annesi duruyordu. Hemen üstüne başına baktı; pijamaları sapasağlam üstündeydi. Odası sessiz, kıyafetleri ise sandalyenin üzerinde ütülü bir şekilde onu bekliyordu. Derin bir "Ooooh!" çekti. Meğer o büyük koşturmaca, o telaşın hepsi kocaman bir rüyaymış!

Alper neşeyle yataktan fırladı. Bugün ne geç kalmıştı ne de ayakkabısı kayıptı. Yepyeni maceralarla dolu o upuzun yaz tatiline ve ilk karnesine kavuşmak için harika bir sabahtı!

Tuğba Akın

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Tuğba Akın Yazarlık benim için bir hevesle başlamadı. Daha küçük yaşlarda sevgiyi, öfkeyi, nefreti, merakı günlüğüme dökerdim. Yağmur yağdığında cama vuran su yansımaları en güzel yağmur şiirlerini yazdırırdı, bana. Bu arada yazarlık atölyesi falanda bilmem, hiç gitmedim ya da gerek duymadım. Kendimi yazar olmak için belki de hiç yarım hissetmedim. Bilmiyorum. Bugüne kadar yazamayacağım bir konu olmadı, bir yazı beni asla eksik hissettirmedi. Tabi ki zaman zaman bende yoruldum. Birçok siteye yıllarca makale, söz, deneme ve şiir yazdım. Katkıda bulunduğum sitelerden geri dönüşleri büyük bir heyecanla bekledim. Onların övgüleri, herhangi olumsuz bir geri dönüşün olmaması belki de beni kitap yazmaya kadar sürükledi. Yazma azmime azim kattı. Yazmayan bilemez bu bir heves değil büyük bir tutku. Eğer duyguları kaleme dökmeye başlamışsan bir daha asla yazmadan duramazsın. Biliyorum kolay değil "YAZAR" olmak. Uzun ve makaşetli bir yol ve ben bu yolda yürümeyi hiçbir şeye değişmem...