ELA'NIN GÜNCESİ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Mardin'in tarihi dokusunda ümitle yeniden doğan bir aile hikâyesi... Minik bir bebeğin gelişiyle neşelenen taş konak, sevginin gücüyle imkânsızı başaran bir asker ve yarım kalan vuslatın görkemli bir düğünle tamamlanma mücadelesi.

7 Eylül 2026 - 19:34
7 Eylül 2026 - 19:34 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 0  27
ELA'NIN GÜNCESİ

​I. Bebek Sesi ve Yeni Bir Başlangıç

​Altay ve Aysima’nın evliliği, taş evin odalarını neşeyle doldururken sonbaharın ilk serinliğinde kapılarını çalan mucizeyle taçlandı. Aysima Öğretmen, Nur adını verdikleri minik kızını kucağına aldığında kışlanın çelikten komutanı Altay’ın gözlerinden süzülen yaşları kimse saklayamadı.

​Altay, kızını kucağına alıp doğruca Alper’in yanına koştu. Onu tekerlekli sandalyesinde oturan devresinin kucağına bıraktı.

​"Bak devre... Harbiye ranzalarında iki yetim gibi birbirimize sarılırken bir gün kucağımda kızımla sana geleceğimi söyleseler inanmazdım. Nur’un amcası sensin. Ona bu vatanı ve dik durmayı sen öğreteceksin."

​Alper, minik bebeğin yumuk ellerini tutarken gözleri doldu. O küçük can, sadece Altay ile Aysima’nın değil, bu dört kişilik büyük ailenin yeni neşesi, umudunun simgesi olmuştu.

​II. Adım Adım İyileşen Bir İrade

​Minik Nur’un gelişi, Alper’in içindeki o gizli direnci yeniden ateşledi. Ela’nın hiç tükenmeyen inancı ve her gün elinden tutup verdiği güçle Alper zorlu bir fizyoterapi sürecine girmeye karar verdi.

​Askerî hastanenin fizyoterapi salonunda geçen aylar, cephedeki en çetin operasyonlardan bile daha zorluydu. Yıllarca dağlarda rüzgâr gibi koşan o bacaklar, şimdi paralele yakın barlara tutunurken titriyordu. Her düşüşünde, her canı yandığında yanında iki kişi vardı: Bir elini tutan Ela ve diğer yanında terini silip "Kalk devre, daha operasyona gideceğiz!" diye bağıran Altay.

​Aylar süren ter, acı ve inatçı bir iradenin ardından o mucizevi an geldi.

​Bir öğleden sonra Mardin’e bakan terasta Ela elinde çaylarla içeri girdiğinde Alper tekerlekli sandalyesinde değildi. Paralel barlara ihtiyaç duymadan bastonuna hafifçe dayanarak ayakta duruyordu. Ela’nın elindeki tepsi neredeyse düşecekti. Alper, titrek ama kararlı iki adım attı ve Ela’ya doğru yürüdü. Ela sarı örgülü saçlarını onun göğsüne bastırıp gözyaşlarına boğulurken Alper başını onun saçlarına gömdü:

​"Sana söz vermiştim, Ela... Seninle o nikâh masasına yürüyeceğim demiştim. Bak, ayaktayım."

​III. Mardin’de Davul Sesleri: Düğün Hazırlıkları

​Alper’in ayağa kalkmasıyla birlikte taş evde tatlı bir telaş başladı. Yarım kalan o vuslat tamamlanacak, Ela ve Alper görkemli bir düğünle hayatlarını birleştirecekti.

​Düğün hazırlıkları tam anlamıyla imece usulü ilerliyordu:

​Aysima Öğretmen, bir yandan kucağındaki minik Nur’u emzirirken bir yandan da Ela’nın gelinlik detaylarıyla ilgileniyor, beldedeki kadınlarla birlikte düğün yemeklerinin planını yapıyordu.

​Altay Üsteğmen, kışladaki görevinden arta kalan her anı Alper’in yanında geçiriyor, davetiyelerden düğün alanının kurulmasına kadar her ayrıntıyı bizzat koordine ediyordu.

​Ela, bir yandan hayatlarının en mutlu gününe hazırlanırken bir yandan da kitabının ikinci cildini, bu iyileşme ve yeniden doğuş hikâyesini kâğıda döküyordu.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Mihriban Börklüoğlu İnstagram:@mihriban_brkl16