Çocukluğuma Mektup

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
12 Nisan 2026 - 09:37
12 Nisan 2026 - 09:37 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 12  80
Çocukluğuma Mektup

Çocukluğuma Mektup

Sevgili çocukluğum,

Sana yazıyorum, yılların gölgesinde kaybolan o saf günlerime…

Gözlerimde hâlâ senin ışığın,

Gülüşünde saklı o tarifsiz neşen…

Hatırlıyor musun?

Toprak kokan bahçelerimizi,

Çimenlerin arasında kaybolan saatlerimizi…

Saklambaç oynarken nefes nefese kalışımızı,

Ve en masum hayallerimizi paylaşışımızı…

Her akşamüstü, güneş sokak köşelerini altın rengine boyarken,

Sen elimi tutar gibi içimde geziniyordun.

Küçük düşlerimizi yıldızlara fısıldardık,

Ve gökyüzü, bizim sırdaşımız olurdu.

Bazen seni özlüyorum çocukluğum;

Yağmur altında ıslanan saçlarını,

Sıcak ekmek kokan mutfak köşelerini,

Ve annemin, babamın sessiz gülüşlerini…

Hepsi şimdi uzakta, ama ben hâlâ dokunabiliyorum,

Kalbimin en sessiz köşesinden.

Zaman geçti, biz büyüdük,

Ama sen hep benimle kaldın,

Her hüzünlü anımda,

Her kaybolan mutlulukta,

Ve en çok da düşlerimde…

Artık çocuklarım var,

Ve ben bakarken onların oyunlarına,

Sanki seni arıyorum her adımda, her kahkahada.

Senin o sınırsız merakını,

Senin gökyüzüne uzanan düşlerini,

Kimi zaman onların parmak uçlarında,

Kimi zaman gözlerindeki ışıkta buluyorum.

Ama biliyorum, sen bir kez yaşanmış bir rüya gibi;

Hiçbir ses, hiçbir bakış, hiçbir oyun

Tam olarak senin o saf varlığını yansıtamaz.

Yine de her tebessümde, her koşuşturmacada,

Sana dokunuyor, seni anıyor,

Ve kalbimde seninle buluşuyorum.

Çünkü sen, çocukluğum,

Benim bütün zamanlarımda saklı olan hazinemsin.

Geçmişin ve şimdinin arasında bir köprü,

Ve ben, seninle yeniden buluşmak için

Her gün çocukların gözlerinde seni

aramaya devam edeceğim.

Sevgilerimle,

Şimdi ben…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Mehmet Kurtar Ben Mehmet Kurtar. Uşak’ta yaşıyorum; evliyim, iki çocuk babasıyım. Hayatım bir yandan ailemin sıcaklığıyla, bir yandan sınıfın içindeki seslerle akıp gidiyor. Coğrafya öğretmeniyim. Yeryüzünü anlatıyorum ama aslında insanı, zamanı ve mekânın ruhunu anlatmaya çalışıyorum. Coğrafya alanında yüksek lisans yaptım. Bununla yetinmedim; Coğrafi Bilgi Sistemleri ve İlahiyat önlisans programlarını da bitirdim. Bilgi benim için sadece meslek değil, anlam arayışının bir parçası. Haritalar kadar sorular da ilgimi çekti; dağların oluşumu kadar insanın bu dünyadaki hikmeti… Yazmak ise hayatıma çok daha erken girdi. Çocukluğumdan beri şiir yazarım. Şiir, kendimi en sahici hâlimle ifade ettiğim ilk dil oldu. Zamanla hikâyeler yazmaya başladım. Kelimeler benim için hep bir yolculuktu; bazen içime, bazen geçmişe, bazen de çocukların hayal dünyasına doğru. Çocuk hikâye kitabı yazarıyım. Yayınlanmış bir eserim var: “Asaf – Adaletin Peşinde: Zamanda Yolculuk Ertuğrul Gazi.” Bu kitapta hem tarihi hem de değerleri, çocukların kalbine dokunacak bir dille anlatmaya çalıştım. Amacım öğretmekten çok, sevdirmekti. Ben yazarken iz bırakmayı değil, anlam taşımayı dert ediniyorum. Coğrafya sınıfta, edebiyat satırlarda; ama yolculuk hep aynı: İnsana, hakikate ve adalete doğru.