Tanımsız sızı

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

İnsanın sebepsiz gibi görünen acılarıyla yüzleşmesi ve bu acıların içindeki umudu keşfetmesidir.

11 Nisan 2026 - 23:18
11 Nisan 2026 - 23:18 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 27  86
Tanımsız sızı
Tanımsız sızı

Gözümün ucunda asılı duran o tek damla...

Nedenini sorma, çünkü ben de bilmiyorum bu ağır yükün adını.

İçimde kimsesiz bir sızı, faili meçhul bir ağırlık.

Derken, hiç umulmadık bir tebessüm dokunuyor ruhuma;

O damla, kendi kederinden utanıp bir yıldıza dönüşüyor sessizce...

"Sebepsiz" diyorlar akan yaşlara, oysa toprak bilir gerçeği.

İçimizde biriken sessiz çığlıkların tahliye yoludur bu.

Tıpkı çatlamış toprağa düşen yağmur gibi;

Gözyaşı, yüzeyde fırtına kopsa da derinde umut büyütür..

Gece, insanın kendiyle en çok tartıştığı o mahkemedir.

Gözyaşı, o vakitlerde en dürüst tanık olarak gelir.

Yıldızlara bakarsın; bir şeyler eksik, bir şeyler yarım...

"Sabah olunca geçer" dersin ya hani;

Geçmez aslında, sadece gün ışığı yaraları makyajlar.

Mutluluk, devasa sarayların değil, minik anların kiracısıdır.

Bazen bir sesin yankısında, bazen bir bakışın şefkatinde saklanır.

Ve asıl ironi şudur ki;

Gökkuşağı ancak fırtına bittikten sonra görünür;

İnsan, en çok ağladıktan sonra anlar gülmenin kıymetini..

Ayrılıklar, gözyaşının alfabesini öğretir bize;

Kavuşmalar ise o alfabeyi unutturan kısa birer uykudur.

Fakat ne tuhaftır ki; her iki nehir de aynı kaynaktan beslenir:

Kalbin o en derin, en dokunulmaz merkezinden ..

Bazen aynadaki o yorgun yüze uzun uzun bakarım;

Gözler kızarmış, hatlar yenilmiş, ruh hırpalanmış...

Ama içimde bir yerlerde o kadim bilgi yankılanır:

"Bu da geçer..." Zamanın tek doğrusu budur; her fırtına elbet yorulur...

Hayat dümdüz bir yol değil, nefes nefese bir tırmanıştır.

Bazen taşarsın bentlerinden, bazen çekilirsin kabuğuna.

O an ne hissediyorsan, osun.

Ne bir eksik, ne bir fazla; sadece kendin kadar...

Neşet Ertaş derki; 

Hepimiz önce insanız sonra İnsanoğlu ..

Şimdi anlıyorum ki;

Gözyaşı, mutluluğun dilini çözmek için bir anahtarmış.

Biri gölgeyi temsil eder, diğeri ışığı.

İnsan kalabilmek, o ince çizgide hem ağlayıp hem gülebilmekmiş..

Eser sahibi; Zübeyde BAYIK 

Telif hakkına sahiptir 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Zübeyde Bayık Cehenneme Düşen Melek yazarı Zübeyde Bayık, yaşam mücadelesini kalemiyle anlatan engelli bir yazardır. Küçük yaşta geçirdiği hastalık sonucu serebral palsi ile tanışmış, buna rağmen eğitim hayatından vazgeçmeyerek azmiyle dikkat çekmiştir. Yazılarında genellikle hayata tutunma, içsel mücadele ve umut temalarını işler. Cehenneme Düşen Melek adlı eseriyle okuyuculara güçlü ve duygusal bir anlatım sunmuştur.