BAYRAM ZİYARETLERİ: MEZARLIKLAR

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
29 Mayıs 2026 - 16:23
29 Mayıs 2026 - 16:23 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 0  24
BAYRAM ZİYARETLERİ: MEZARLIKLAR

Bayramlar herkes için mutluluk, huzur, birlik beraberlik anlamına gelmez. Aileler veya insanlar için önceki zamanlarda tam iken sonrasında kayıp vermenin acısıyla yarım kalmışlık, eksiklik hissettirir. Şehit aileleri, evladını kaybetmiş aileler, anne veya babasını kaybetmiş aileler, dedesini, ninesini, amcasını, teyzesini, arkadaşını, patili dostunu kaybetmiş insanlar için çok başkadır. Artık bayramlar, bayram değildir. Çünkü ailelerin, akrabaların bir arada olması ve mutlulukla zaman geçirmesi gereken bayramlar artık acıyı hatırlatan hatta daha çok acı veren zamanlara dönüşür.

Benim için bayramlar böyledir. Babamı kaybettikten sonra tüm bayramlar artık anlamsız. Çünkü bayram tam olmaktı, ama artık eksik, sıradan aynı zamanda babasızlığımı daha çok hatırlatan günlerdir. Babamı kaybetmeden önce çevremdekilerin kayıp verdikleri acılarından dolayı bayramı buruk mutlulukla ya da büyük mutsuzlukla geçirmeleri elbette doğal. Çünkü her insan yaşadığından pay biçer ve hayat tecrübelerine göre davranır. Elbette ben mutsuz geçiriyorum diye kimse bana göre yaşamaz. Ancak bunu yaşamayanlar, böyle acısı olduğunu bildiğiniz insanlara sanki geçilmesi, unutulması kolay bir anı ya da yaptığı bir şeyi, söylediği şeyi kendi üzerinize alıp başka yönlere çekmeyin. Çünkü o kişinin acısı ağır ve onla kendi içinde ayrı savaş veriyor. 

Ayrıca benim gibilerin ilk gideceği yer evler değil, fırsatı varsa ve mümkünse mezarlıklardır. En sevdiğini toprak altında canla başla görmeye gidip, taşıyla, toprağıyla konuşup geri dönmektir bayramlar. Ölümle yaşamı ayıran ve buluşturan çizgi olan mezarlıklar, sadece bir ölümü değil yaşanmışlıkları ve yaşanamayacakları da içinde barındırır. 

Babamı kaybetmeden önce de sonra da çok mezarlık ziyaret etmiş, mezarlık kültürü olan biriyim. Sadece babamın ya da akrabalarımın mezarlarını değil, Edirnekapı Şehitliğini, Kilyos mezarlığında arkadaşımı, çocuk mezarlarını ve nicelerini bayramlarda ziyaret etmiş, ailelerle konuşmuş, şahsen acılarını görmüş biriyim.

Yaşları gereği zor yürüdükleri için bastonlarıyla kendilerince hızlı yürümeye çalışarak şehit oğlunun mezarına giden anne, baba; birkaç ay yaşabilip küçücük bedeniyle mezarında uyuyan evlatları için bayram ziyaretine giden anne ve baba... Onlar benim acılarını gördüğüm, konuştuğum insanlardan bazıları. 

Kayıplar ve yaslar her zaman bizim parçamız ve her kayıp insanda mezarlıkta başka anlam taşıyacaktır. O parça eksik olsa bile anlamlıdır. Şu gerçek ki, ne kadar eksik ve tamamlanamayan hissetsek, özlesek de anılarımızda olmaları, bizimle yaşamış ve bizim onların can parçası olarak yaşamış olmamız her şeye rağmen mutluluk veren ve rahatlatandır.

Bayramlarda uzakta olduğu için telefondan arayarak sevdiklerinin seslerini duyanlar ve aynı şehirde olduklarından dolayı ziyareti için eve gidebilenler şanslısınız ve bunun kıymetini bilin. Ölümsüzlük olmadığı için maalesef bu durum yaşanacak ama ne kadar geç yaşanırsa o kadar güzeldir, özeldir.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

SERÇİN ÇELİK 13 Aralık 1987 yılında Kayseri'de doğup, İstanbul'da yaşayan bir Artvinliyim. Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı, İstanbul Aydın Üniversitesi pedagojik formasyon eğitimi aldıktan sonra öğretmenlik yaptım. İkinci üniversitemi felsefe üzerine okumaktayım. İstanbul Havalimanı'nda farklı birimlerde çalıştım. Alfabesiz, Çağsızım, Deniz Kabuğu Yüzemez edebiyatta yer alan şiir kitaplarımdır. Yazarlar ve Şairler Dayanışma Derneği tarafından yapılan 2026 Edebiyat Ödülleri'nde "Edebiyata Yükselen Kalem Ödülü"nü aldım. Hem çocuklara hem yetişkinlere yazdığım eserlerimle antolojilerde yer aldım. Çocukluğumdan itibaren yazmaya başlayıp şiir, deneme, aforizma, öykü gibi farklı türlerde eserlerim vardır.