Yağmur tanesi

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
10 Eylül 2025 - 21:25
10 Eylül 2025 - 21:25 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 0  69
Yağmur tanesi

İNSANLIK HALLERİ

YAĞMUR TANESİ

“BOŞLUĞA KOŞMAK, BOŞA SERZENİZLER”

 METEHAN ERYILMAZ

 

 

2022

İçimi irkilten bir yağmur tanesi düştü tenime, ayak parmağımdan başlayıp saç diplerime kadar irkiltti beni.

Altı üstü bir yağmur tanesiydi hâlbuki.

Nasıl kuvvetli vurmuştu tenime.

Kaldırdım başımı ve döndüm yüzümü gökyüzüne. "Kaçmıyorum buradayım dedim."

Bu kadar savaştan sonra pes edecek değildim, bir yağmur tanesine.

Tüm cesaretimi toplayıp açtım gözlerimi gökyüzünden gelen hüzünlere.

Özgürlüğü tattım o kadar sağanak içinde.

Derin bir nefes çektim yağmurun kokusuna.

Biraz acı ama huzur veren kokusuyla.

Tüm bedenimi bir bulutun altında yıkadım, o kadar ıslandıktan sonra, sanırım birazda hasta oldum.

Bir şeylerin doğru ve yanlış oluş biçimini gördüm. Bir yağmur tanesiydi beni ürperten. Tüm bedenimi tenime değdiği an kontrol eden.

Bir su damlası bir insanı ne kadar yorabilirdi ki.

Tenime düştüğü noktada yara mı vardı da acıttı canımı bu kadar.

Ama ben... Evet, yine ben... Yıllarca pes etmediğim bu yolda bir yağmur tanesine boyun eğemezdim.

Ve ben bu kadar çabuk pes edemezdim.

 

Eğdim başımı asfalt kenarına dizilmiş çakıl yola.

Günlerce belki de aylarca, kimi yerde durarak, kimi yerde koşarak yürüdüm.

Bazen başımı sağa döndürdüm. Yüzüme tebessüm düşüren mutluluklar gördüm.

Bazen de sola döndürdüm. Yüzüme acı tebessüm yerleştiren kayıplar, hatta hatalar gördüm.

Hiçbirinde bir ömür takılı kalamadım.

O beni irkilten yağmur tanesine hesap sorup, meydan okumak için yüzümdeki acınası tebessüm ile yoluma devam ettim.

 En çok düştüğü yere gidip ona meydan okumak istedim.

"Bak geldim. Senin evindeyim. Bak burası senin mahallen ve tüm sevdiklerin de yanında. Tek değilsin. Senden ve sizden korkmuyorum." diyecektim.

 

Güneşe de rüzgâra da aldanmadım. Hiç biri beni, bir tanesiyle irkiltmemişti.

Yoluma devam ettim.
Bazen topraktan yollar ç
ıktı önüme, üstü yağmur taneleri ile kaplı. Sert olan toprağı bile cıvık cıvık etmişti. Formunu değiştirmiş ve onu çamur yapmıştı.

Eğildim…
Avu
cumu dolduracak şekil de uzattım elimi, eskiden toprak, ama şimdi çamur olan yere.
Avucumu kald
ırıp yükselttim elimi yağmura doğru. " Bak bozdun. Beni yoracaksın diye onu yordun." diye sitemler ettim saatlerce.
İnsanın yaratılışındaki çamura bata çıka devam ettim. Her adımımda beni yerin içine çekmeye çalıştı.

Bu toprak yağmur taneleri ile mi anlaştı ne?
Daha fazla ilerlememi istemiyordu sanki topraktan kalan çamur. Tüm mücadelemi "beni oldu
ğum yere çakılı bırakmak isteyen çamura" verdim.

Yoruldum ama direndim.

Belki bir adım daha atacak mecalim kalmamıştı. Lakin pes edemezdim. O kadar kayba, o kadar acıya dayanabilmişken; Bir yağmur tanesine yenik düşemezdim.

Gücümün son damlasını asfalt yolu kesen kızgın kumlara sakladım.
Lakin ya
ğmur o kızgın kumları da sakinleştirmişti. Mücadele etmeyi beklediğim yerde, sanki bana meydan okumuştu yağmur taneleri.

"Gel, sen benden korkmuyorsan. Ben de senden korkmuyorum" demişti bana adeta.

Meydan okumasına karşılık verdim. Serinlemiş kumlara ayak basarak ilerledim... Belki aylar, belki de yıllar...

Kumun bittiği yerdi, dalgaların kumu dövdüğü. Onlarda kendi aralarında veriyorlardı savaşı.

Sesimin avazı çıktığı kadar bağırdım "Hah işte... Buldum lan sizin topladığınız yeri, hanginizdi lan beni korkutup, ürküten " dedim, ucu bucağı olmayan deniz adındaki topluluğa.

Dalgalar hırçınlaştı.
Kuma sert
çe çarpan dalga sesleri bastırdı sesimi. Onlardan korkmadığımı göstermek için yürüdüm üstlerine. Dalgalara daldım. Yumruklarımı konuşturdum sesimi kesmeye çalışan dalgalara.

Belki aylarca... Belki yıllarca...

Gücüm bitene kadar mücadele ettim onlarla.

"Tamam, pes, ben bittim." dediğim yerde geri dönemeyecek kadar açıldığımı fark ettim kıyıdan.

Bir kulaç daha atacak gücüm kalmamıştı.
Kıyıyı arayan g
özlerimi hüzün taneleri kapladı bu sefer.

Bir yağmur tanesine kafa tutacağım diye. Bir ömrümü hiçe harcadığımı fark ettim. Fark etmelerin en geçinin olduğunu fark ettim. Bir hiçlik içine düştüğümü fark ettim.

Yağmurun peşine aldandığımı fark ettim. Hâlbuki " Aman ya boş ver" diyebilseydim. O asfalt olan yoldan çıkmasaydım.

Durup kalmam gereken mutluluklarda kalabilseydim.
Ac
ı gördüğüm noktalarda dinlene bilseydim.
O ac
ıyı en derinden yaşayıp, iyileştire bilseydim.
Şimdi burada olmazdım.

Ama yok.
Huyumda vard
ı bana meydan okuyana meydan okumak.

 

Şimdi ben bir hiçlikteyim ve sen olman gereken yerdesin.
Sen suyun suya kavuştuğu yerdesin. Ben olmam gereken yerde değilim…
Sen kazand
ın yağmur tanesi…
Ben koca bir hayat kaybettim…

 

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Metehan Eryılmaz Toprak kokusu romanının yazarı