Bir Avuç Sessizlik

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Modern dünyanın bitmeyen telaşı ve tüketim hızı ortasında aşkı birini kurtarmak değil, onunla birlikte dünyanın gürültüsüne karşı aynı sessizlikte durabilmek ve bir zihinde sakin bir iz bırakabilmek üzerine içsel bir sorgulama.

2 Haziran 2026 - 14:15
2 Haziran 2026 - 14:15 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 1  589
Bir Avuç Sessizlik

İnsan, hayatı boyunca hep bir başkasına çarparak durabileceğine inanır. Kalabalıkların, koşturmacaların ve bitmeyen iddiaların ortasında, ruhun o keskin hızını yavaşlatacak bir sığınak ararız. Aşk, modern dünyanın bize unutturduğu o yavaşlama anıdır; bir başkasının gözlerinde kendi hızını kaybetmektir.

Oysa şimdilerde her şeyi çok hızlı tüketiyoruz. Kelimeleri, bakışları, yan yana geçen zamanları... Eskiden bir fincan kahvenin demlenmesini bekler gibi beklerdi insan sevdiğini. Soğumasına izin vermeden, o sıcaklığın kıymetini bilerek. Şimdi ise her duygu, bir sonraki ana yetişme telaşıyla harcanıp gidiyor. Birinin elini tutarken bile zihnimiz hep bir sonraki istasyonda, hep bir adım sonrasında kalıyor.

Sahi, en son ne zaman sadece durup birinin sesindeki o ince kıvrımları dinlediniz? Haklı çıkmaya çalışmadan, bir şeyi kanıtlamaya ya da dünyayı kurtarmaya yeltenmeden, sadece orada, o anın içinde eksilmeyi göze alabildiniz mi? Yoksa sevmeyi de mi bir başarı grafiği, bir tamamlanma projesi haline getirdik?

Büyük gürültüler koparan, sahneler kuran o gösterişli duygular aşkın kendisi değil, sadece yankısıdır. Gerçek duygu, vitrinlerde sergilenen o kusursuz fotoğraflarda değil; sessizce katlanıp çekmeceye konmuş eski bir kâğıt parçasında, direksiyon başında sustuğunuz o upuzun yolda ya da kimsenin görmediği bir kırılma anında gizlidir. Sevmek, birini dünyadan kurtarmak değil; onunla birlikte dünyanın gürültüsüne karşı aynı sessizlikte durabilmektir.

Çünkü günün sonunda, bütün kalabalıklar çekildiğinde ve odanın ışıkları söndüğünde elimizde kalan tek şey, birinin zihninde bıraktığımız o sakin izdir. Diğer her şey, zamanın hızla esip geçtiği boş birer caddeden ibaret.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Ümit Oklu Ümit Oklu, 1 Ağustos 1995 tarihinde Adana’da doğdu. Kamu personeli olarak aktif iş hayatını sürdürürken, hayatının merkezinde her zaman kelimeler, duygular ve insanın iç dünyasına duyduğu merak yer aldı. İnsanların içinde sakladığı duyguları, sustuğu cümleleri ve geceye bıraktığı düşünceleri yazıya dönüştüren Oklu; yazılarında modern insanın yalnızlığını, içsel kırılmalarını, umut arayışını ve kendini bulma çabasını sade ama derin bir anlatımla ele almaktadır. Melankolik ve sinematik bir üslubu benimseyen yazar, çoğu zaman sessizlikte büyüyen duygulara, insan ruhunun görünmeyen yaralarına ve insanın kendisiyle yüzleştiği anlara odaklanır. “Bir Ümit” ve “Bir Tesadüf” adlı eserleriyle edebiyat dünyasında yer alan Oklu için yazmak; bazen anlaşılmak, bazen susulan şeyleri duyurmak, bazen de insanın kendi kalbine bakabilmesidir.