SUBAY ALPER’İN GÜNCESİ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

"Bir subayın günü, disiplinle başlayan ve sorumlulukla sona ermeyen uzun bir nöbettir."

17 Temmuz 2026 - 10:30
17 Temmuz 2026 - 10:30 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 1  35
SUBAY ALPER’İN GÜNCESİ

Subay'ın Bir Günü

Sessizliği sadece rüzgârın uğultusu ve uzaklardan gelen nöbetçi düdüğünün böldüğü o gri saatte, Üsteğmen Alper’in gözleri çalar saatinden önce açıldı. Saat tam 05.00’ti. Yılların verdiği alışkanlıkla, yataktan tek bir hareketle kalktı. Odadaki sessizlik, onun zihnindeki mutlak disiplinle birleşti.

​Üniformasını giyerken aynadaki yansımasına baktı. Jilet gibi ütülenmiş kamuflajı, göğsündeki bröveleri ve pırıl pırıl parlayan botları... Bir subay için kıyafet sadece bir kumaş parçası değildi; taşıdığı sorumluluğun, arkasından gelen onlarca askere verilen sessiz bir mesajın simgesiydi.

​Aynadaki bakışlarını sabitleyip yakasını düzeltti. Hazırdı.

​🌅 Şafak Vakti: Toprağa Basan İlk Adım

​Kışlanın bahçesine çıktığında sabahın ayazı yüzüne kamçı gibi çarptı. Ciğerlerine çektiği o soğuk ve temiz hava, uykunun son kırıntılarını da süpürüp götürdü.

​İçtima alanına doğru yürürken, postallarının betonda çıkardığı tok sesler kışlanın duvarlarında yankılanıyordu. Karşısında, sabah karanlığında tek bir vücut gibi duran bölüğü vardı. Hepsinin gözlerinde uykunun ve soğuğun mahmurluğu vardı ama Alper Üsteğmen’in alana girmesiyle hepsi çelik gibi dikleşti.

​"Bölük, Rahat! Hazır ol!"

​Alper, sırayla askerlerin gözlerinin içine baktı. Kimin evinden kötü bir haber geldiğini, kimin uykusuz olduğunu, kimin gözünde memleket hasreti tüttüğünü o tek bakışta anlamak zorundaydı. Onlar sadece emrindeki askerler değil, canını emanet ettiği ve canlarını emanet aldığı evlatlarıydı.

​📋 Gün Ortası: Toz, Çamur ve Çelikten İrade

​Saat 10.30... Eğitim alanında barut, ter ve toz birbirine karışmıştı. Bugün taktik akın ve sızma eğitimi vardı. Alper Üsteğmen sadece kenardan emir veren bir izleyici olmadı hiçbir zaman. Telsizden gelen cızırtılı raporu dinlerken, çamurun içine ilk o bıraktı kendini.

​"Sol kanat, baskı ateşini sürdür! Sağı kapatın!" diye kükredi.

​Sürünerek hedef mevziye ulaştığında, yanındaki genç asteğmenin heyecandan titreyen elini gördü. Omzuna sert ama güven veren bir el koydu: "Sakin ol evlat, nefesini ayarla. Ben yanındayım."

​Öğleden sonra ise bu hareketli sahne yerini kağıtlara, haritalara ve bitmek bilmeyen bürokrasiye bıraktı. Masasının başına geçtiğinde, az önce çamurda sürünen adam gitmiş; yerine her detayda mükemmeliyeti arayan analitik bir yönetici gelmişti. Lojistik raporlar incelendi, nöbet listeleri titizlikle kontrol edildi. En ufak bir hata, kışlanın güvenliğinde bir açık demekti.

​🌆 Gece Yarısı: Sessizliğin Bekçisi

​Güneş çoktan batmış, kışlaya derin bir sessizlik çökmüştü. Birçok rütbeli evine, ailesinin yanına dönmüştü ancak Alper için bu gece farklıydı: Nöbetçi Subaydı. Yani güneş yeniden doğana kadar bu kışladaki her nefesten, her binadan ve sınırdaki her taştan o sorumluydu.

​Gece yarısı saat 02.00’de el fenerini alıp denetlemeye çıktı. Nöbetçi kulübesine yaklaştığında adımlarını sessizleştirdi. Nöbet tutan genç askerin uyanıklığını test etti. Parolayı sorduğunda askerin verdiği kararlı cevap içini rahatlattı.

​Nöbetçi kulübesinin yanından ayrılıp gökyüzüne, yıldızlara baktı. Cebinden telefonunu çıkarıp eşinden gelen "Çocuklar uyudu, seni bekliyoruz. İyi nöbetler" mesajını okudu. Yüzünde hafif, yorgun bir tebessüm belirdi. Mesajı cebine koyup rüzgara karşı yürümeye devam etti.

​Omuzlarındaki yıldızlar ağır gelmiyordu ona; çünkü o yıldızların, ülkenin üzerindeki karanlığı aydınlatan gerçek yıldızlar olduğunu biliyordu.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Mihriban Börklüoğlu İnstagram:@mihriban_brkl16