Siyah Kuğu Teorisi

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Tek bir ihtimal, bütün ihtimallerimizi yeniden yazabilir.

28 Ağustos 2026 - 20:47
28 Ağustos 2026 - 20:47 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 10  52
Siyah Kuğu Teorisi

Yıllar önce bir yerde okumuştum; Avrupalılar yüzyıllar boyunca bütün kuğuların beyaz olduğuna öyle yürekten inanmışlar ki aksini düşünmek akıllarının ucundan bile geçmemiş. Çünkü gördükleri, duydukları, bildikleri her şey bunu doğruluyormuş. Sonra bir gün Batı Avustralya’da siyah bir kuğu görülmüş. Ve bu kuğu, yüzlerce yıllık kabulü saniyeler içinde çöp etmeye yetmiş. Nassim Nicholas Taleb bu hikâyeyi önümüze koyduğunda aslında kuğulardan bahsetmiyordu. Bize, hayatı anladığımızı sanırken ne kadar büyük bir yanlışın içinde yaşadığımızı hatırlatıyordu. Gerçi uzun süre boyunca yalnızca beyaz kuğular görmüşseniz bir süre sonra bütün kuğuların beyaz olduğuna inanmak doğal karşılanır. Siyah Kuğu Teorisi tam olarak şu: Önceden öngörülmesi çok güç olan, gerçekleştiğinde ise etkisi büyük olan bir olaydır. Daha tuhaf olan kısmı, olay gerçekleştikten sonra herkesin onu açıklayacak bir neden bulabilmesidir. Sonradan bakınca her şey daha anlaşılır görünüyor olsa gerek.

​Sonuçta sonucu bildikten sonra geçmişi yeniden düzenlemek kolay. Birinin gideceğini öğrendikten sonra, daha önce söylediği bazı cümleleri hatırlıyoruz. Bir işin biteceğini öğrendikten sonra, aylar önce yaşanan küçük bir aksaklığı buluyoruz. Bir şeyin değişeceğini bilmediğimiz günlerde üzerinde durmadığımız ayrıntılar, sonradan büyüyüp bütün geçmişi kaplıyor.

​"Zaten belliymiş."

​Bunu kaç kez söyledik?

​Belki de hiç belli değildi.

​Geleceğin en rahatsız edici tarafı bize ait olmaması bence. Plan yapıyoruz. Tarihler koyuyoruz. Bir şeylerin aynı kalacağına güveniyoruz. Sonra o planların arasında kendimize fark etmeden bir gelecek kuruyoruz. Daha yaşanmamış günlerin içine eşyalarımızı yerleştiriyoruz. Bir evin içinde hangi koltuğun nereye konacağını düşünmek gibi... Hem de hâlen o evin gerçekten var olup olmayacağını bilmeden. Bazı kayıplarımız bu yüzden olduğundan daha büyük geliyor bana. Giden şeyin kendisinden önce, onunla birlikte düşündüğümüz gelecek gidiyor. Bir insanın yokluğu kadar, onunla konuşulacak cümlelerin artık hiç kurulmayacak olması da ağır geliyor. Siyah Kuğu Teorisi'nin ucu, belki de biraz böyle bir yere dokunuyordur. Beklemediğimiz bir şey oluyor ve yalnızca bugünü değiştirmiyor; daha önce mümkün olduğuna inandığımız yarınları da değiştiriyor. Haklısınız, kabullenmek pek de kolay değil. Çünkü geleceği bilmediğini söylemek başka, geleceğin düşündüğünden daha farklı olabileceğini gerçekten kabul etmek başka. Bir şeyin uzun süredir devam etmesi, devam edeceği anlamına gelmiyor. Bir insanın hep aynı yerde durması, orada kalacağı anlamına gelmiyor. Kendimizi yıllar sonra da aynı kişi olarak düşünmemiz bile tuhaf aslında. Bugünkü kararlarımızın yarınki hâlimiz tarafından aynı şekilde savunulacağının hiçbir garantisi yok. Bunu biliyoruz. Yine de unutuyoruz.

​Kim bilir, belki de unutmak zorundayız. Her ihtimali aynı anda düşünerek yaşamak mümkün değildir. Sabah evden çıkarken akşama geri dönememe ihtimalini, sevdiğimiz birinin bir gün yabancılaşabileceğini, sağlığın değişebileceğini, alıştığımız düzenin birkaç saat içinde bozulabileceğini sürekli hesap ederek yaşamak insanı yaşamaktan çok hesap yapmaya götürür. Bu yüzden insan geleceğe inanıyor. Yani demek istediğim, biraz mecburiyetten.

​Siyah kuğuların varlığını bilmek de geleceğe güvenmeyi bırakmaktan ziyade güvenilen şeyin aslında ne kadar değişken olduğunu fark etmektir bence. Her an her şeyin değişebilir olduğunu bilmek, ona daha dikkatli bakmayı sağlayabilir: Bir konuşmayı hemen bitirmemek, bir insanın yanında olduğunu sıradanlaştırmamak, ertelenen bir şeyi sürekli ertelenebilir sanmamak... Lakin bunların hiçbirini yapacağımızın da garantisi yok ki. Bildiğimiz şeyi bile unutabiliyoruz. Siyah kuğu gördüğümüzde şaşırmamızın sebebi de bu galiba: Bilmediğimiz için değil, bildiğimizi sandığımız düzenin bir anda elimizden alınabileceğini unutmuş olduğumuz için. Sonra geriye bakıp parçaları toplayarak bir anlam arayışına giriyoruz. Ve geçmiş, artık yaşandığı zamandan biraz daha düzenli görünüyor.

​Bazı şeyler gerçekten önceden görülemez. Bazı günlerin sabahında, o günün hayatımızdaki yerini bilemeyiz. Çünkü dünyanın en zeki insanları bir araya gelse bile geleceğin getireceği ilk siyah kuğuyu tahmin edemiyor. Hiç beklenmedik anda başımıza gelen tek bir olay, yolumuzu bambaşka bir yöne çevirebiliyor.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Sahra Demirer İnsanlar tutarsızken, cümleler nasıl tutarlı olabilir ki zaten?