SESSİZ ÇIĞLIKLARIN ARDINDA KALAN EMEK

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Kadınların emeği, sabrı, sevgisi bir haber cümlesine sığmasın.

18 Nisan 2026 - 01:00
18 Nisan 2026 - 01:00 ⏱ 1 dk Okuma Süresi
 12  65

SESSİZ ÇIĞLIKLARIN ARDINDA KALAN EMEK 

Bir kadının hayatı, çoğu zaman dışarıdan göründüğünden çok daha fazlasıdır. O; sabahın ilk ışığında uyanıp evin yükünü omuzlayan, işine koşarken aklını evde bırakan, yorulsa da belli etmeyen, kırılsa da susan bir emek hikâyesidir. Kimse görmese bile o, her gün yeniden toparlanır; dağılanı toplar, eksileni tamamlar, incineni sarar.

Kadın dediğin sadece bir beden değil, bir sabırdır aslında. Günlerce, aylarca, yıllarca içinde büyüttüğü umutlarıyla ayakta kalmaya çalışan bir direniştir. Çoğu zaman bir “iyi misin?” sorusuna bile hasret kalan, buna rağmen başkalarının iyi olması için kendini unutan bir kalptir.

Ama ne acıdır ki, bu sabrın, bu emeğin, bu görünmeyen mücadelenin sonu bazen bir haber başlığına sığdırılıyor. Bir kadının hayatı, birkaç satırla anlatılıyor. Oysa o satırların ardında yarım kalan hayaller, büyüyemeyen çocuklar, suskun kalan hikâyeler var. En çok da görülmeyen bir emek var.

Kadın cinayetleri sadece bir canın yitirilmesi değildir. Aynı zamanda bir annenin şefkati, bir evladın sığınağı, bir insanın hayata tutunma mücadelesinin koparılmasıdır. Bir kadını öldürmek, onun yıllarca biriktirdiği sabrı, verdiği emeği, taşıdığı sevgiyi de yok etmektir.

Ve belki de en ağır olanı şu:

Bu kadınlar, en çok sevdikleri, en çok güvendikleri eller tarafından hayattan koparılıyor. Oysa bir kadının ihtiyacı olan şey korkmak değil, güvende hissetmektir. Susmak değil, anlaşılmaktır.

Bugün konuşulması gereken sadece kaybedilen hayatlar değil, o hayatların içindeki görünmeyen emeklerdir. Çünkü her kadın, yaşadığı sürece bir şeyleri güzelleştirmeye çalışır. Bir evi, bir kalbi, bir hayatı…

Artık bu çığlıkların duyulması gerekiyor. Çünkü sessizlik, en çok adaletsizliği büyütür.

Kadınlar ölmesin.

Kadınların emeği, sabrı, sevgisi bir haber cümlesine sığmasın.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.