O Adam

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Gizem, gerilim, dram

19 Aralık 2025 - 09:01
19 Aralık 2025 - 09:01 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 0  78
O Adam

Rüzgârın yalayıp geçtiği saçları yüzüne çarpıp geçerken oturduğu koltuğa daha çok sindi. Başını yanındaki cama yaslamış zaman kadar hızla geçip giden ağaçları izlemeye dalmıştı ki yanındaki adamın horultularına kulaklarını tıkamak istedi. Lâkin ne mümkün, küçücük otobüste huzurun esamesi bulunmuyordu. Sarı uzun saçlarını kulaklarının arkasına atıp ayağının altındaki çantasına uzandı. Ön cebinden kulaklığını çıkarıp telefonundan rastgele bir müzik açarken başını geriye yaslayıp sadece müziğin sesine kulak verdi. Ailesi geldi aklına; şimdiden deli gibi özlemişti. Annesinin keşkeği, kız kardeşinin cıvıl cıvıl sesi ve en sadık dostları. Özlemediği tek kişi babasıydı. Babası ona evin kapısını gösterdiğinde onun için bitmişti. Bir babası yoktu artık. Bunun sebebi de, en değerli varlığı gururuydu. Velhasıl, şimdi yollardaydı işte. Kuzeni ona başka bir ilde iş bulmuş bir süre onu idare edeceğini düşünmüştü. Bittabi öyleydi, bu iş velinimetti zira. Babasıyla arasında her zaman böyle sürtüşmeler yaşanırdı. O her zaman müzisyen olmak isterdi, lâkin babası zorla hukuk okumasını sağlamıştı. Arkadaşlarından tut, ilişkilerine kadar her şeyine karışırdı. Hatta saçını uzattığında babası öfkeden kudurmuş, gözüme gözükme demişti. Bir gün böyle olacağını bilmiyordum dese yalan olurdu. Sadece daha erken olmasını bekliyordu. Keşke babası birazcık da olsa onu anlayabilseydi. Üzerindeki yorgunluk ve gerginlikle ne zaman uykuya daldığını bilmeden telefonuna düşen bildirim ile uyandı. Yabancı bir numaradan mesaj geldiğini görüp kaşlarını çattı. Mesajı açtığında anlamayarak birkaç defa okudu. “Bu senin kaderin, kaçmak imkansız! Artık olman gerektiği yerdesin” Yanlış numara olduğunu düşünerek klavyeye parmaklarını gezdirip gönderdiğinde önündeki koltukta bir telefondan bildirim sesi geldi. Umursamazca dudaklarını büküp telefonuna dönmek üzereyken otobüsün camına yansıyan telefonun ışığıyla ekranı net bir şekilde gördü. “Yanlış numara kardeşim” yazıyordu. Kaşlarını çatarken kalbi göğsünü yumrukluyordu. Zira az önce kendi attığı mesaj ile aynıydı. 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Hanife Demir Merhaba! Ben Hanife , üç çocuklu bir anne, eş ve aynı zamanda geniş hayal dünyasını kaybetmeyi asla başaramamış bir polisiye yazarıyım. Çocukluğumdan beri hayal gücüm o kadar genişti ki, bazen gerçek dünyaya geri dönmekte zorlanıyordum. Neyse ki o dönemin izlerini hâlâ taşıyorum ve bu, polisiye yazarken fazlasıyla işime yarıyor. Tabii, geniş bir hayal dünyasına sahip olmak kadar, evde geniş bir sorumluluk alanına da sahibim: Üç çocuk! Çocuk yetiştirmek başlı başına bir dedektiflik işi zaten. Kayıp oyuncakların izini sürmek, kim odaya gizlice kurabiye götürdü gibi gizemleri çözmek derken kendimi doğal bir dedektif gibi hissetmeye başladım. Bu da beni polisiye yazmaya teşvik etti! Evde sürekli suç mahali var ama endişelenmeyin, en kötü suçluların ellerinde bir kutu boya ve masum gülümsemeleri oluyor. Eğitim hayatım boyunca hayal gücüm sınır tanımadı ve gerilim dolu hikayeler kafamın içinde bir yerde kendi hikâyesini yazdı. İlk başta gerçek dünyada suçları çözmek için dedektif olmayı düşünsem de, daha sonra kağıt üzerinde suç işlemeyi daha cazip buldum. Polisiye romanlarımda, karakterlerim sürekli karanlık sokaklarda, gizemli olayların peşinde koşarken ben de okuyucularıma hep en iyisini sunmaya çalışıyorum. Başarılarıma gelirsek, henüz Nobel almadım ama üç çocuğu aynı anda ilgilenip bir bölüm yazmak, bence takdir edilmesi gereken bir başarı. Her kitabımda biraz daha derinlere inerek okurlarıma, her sayfada “katil kim?” dedirtmeyi seviyorum. Boş zamanlarımda (ki gerçekten var mı, emin değilim), hayal gücümdeki sınırsız dünyalarda dolaşmayı ve yeni hikayeler yaratmayı sürdürüyorum. Polisiye yazarlık benim için sadece suçları çözmek değil, aynı zamanda okurlarımı beklenmedik sürprizlerle şaşırtmak demek. Başa dönecek olursak; İlk kitabım biraz sürpriz oldu. Sadece kafamın içinde dönüp duran olayları kağıda döktüğümde farkına vardım kalemimdeki cevheri. Sonunda amacımı ve beni ben yapan o hayali bulmuştum. İlk kitabım (Konuşan Gözler )2023 yılının Mart ayında Flora yayınlarında ücretsiz olarak basıldı. Konuşan Gözler hikâyesi olan bir roman. Yazılırken çok büyük bir yol kat etti diyebiliriz. O yüzden ben de yeri bambaşkadır. Zaten beni yazar yapan kitaptır, ötesi yok. İçindeki karakterleri de hâlâ yaşatıyorum. En son, Dark Polisiye’nin altıncı kitabında “Galata Canavarı” adlı bir öyküde yeniden yazıldı. Şimdi de Dark Kadın adlı kitapta “Sinderalla’nın kayıp ayakkabısı “ ismiyle anıldı. Her geçen gün yazdıklarım ile büyüyorum. Yazabilir miyim, merakıyla başladığım bir aşk romanı da ücretsiz onay alınca ve basılınca daha büyük beklentiler içine girdim. Şimdilerde Kâbus adlı romanımı yayınevine göndermiş onay bekliyorum. Poyabir gibi büyük bir suç örgütüne üye olduğumu da unutmamak lazım. Ama aramızda kalsın. Gelecekteki planım mı? Suç dünyası durmuyor, benim de yazacak daha çok cinayetim ve çözecek daha çok gizemim var. Eşim ve çocuklarım bu maceraya biraz şaşkın, biraz da sabırla eşlik ederken, ben kapalı bir perdenin arkasında, başka suçlarımı hikayeleştirip yazmaya devam edeceğim. Ve kim bilir, belki bir gün dünya literatürüne adımı kazıyacağım... Hayaller büyük ama imkansız değil!