Kavramlar'ın Bize Öğrettiği Şeyler

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Kavramlar'ın Bize Öğrettiği

15 Şubat 2026 - 19:40
15 Şubat 2026 - 19:40 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 1  48
Kavramlar'ın Bize Öğrettiği Şeyler

Zahmetsiz rahmet olmaz,derlerdi eskiler.Bir erek,bir gâye,bir emel veya hayale ulaştıran şey o uğurda çaba sarf etmektir,tabi bu sanıldığı kadar kolay bir iş değildir, bunun için gösterilen fedakârlığın içinde zahmet dediğimiz bir kavram çıkıyor ortaya.Yemeği bile çiğnemeden yiyemiyoruz mesalâ.

Rahmet ve zahmet arapça kelimelerden oluşur.Arapça'daki RÂ harfinin üzerine nokta getirilince ZE'ye dönüşür,yani rahmet olur sana zahmet.Rahmet insanın içini ferahlatan bir kavram iken,zahmet insanı tembelliğe, karamsarlığa düşüren bir hâl alıyor.

Peki, gerçekten gayet kolay bir şekilde rahmete, huzura,maddî manevî zenginliklere ulaşmak mümkün müdür!

Zahmetsiz üniversite okumak,meslek sahibi olmak,para kazanmak,çoluk çocuk sahibi olmak,mutlu bir yuva kurmak,ev,araba almak,birilerinin yarasına merhem sürmek,hayır ve hasenât peşinden koşmak...

Sabırlı,iyimser,doğru,dürüst, başarılı,imanlı,ilim ve irfân sahibi bir insan olmak için bazı eleklerden geçmemiz gerekiyor: Acılar,açlık ve yokluklar, ayrılıklar, yorgunluklar,hastalıklar birer imtihandır ve her ne kadar sabretmemiz gerekiyorsa da çoğu kez içinde rahmet barındıran bu zahmet bazen bizi biz yapan değerlerimizden uzaklaştırabiliyor.Bu durum da aslında imtihanın bir parçasıdır,zira eğer dünya güllük gülistanlık olsaydı,imtihanın bir anlamı kalmazdı.Buraya kadar herşey tamam.Peki neden bazen altından çıkamayacağımız hissine kapılarak isyân ediyoruz!?

Bir sınav kağıdı düşünün, önünüze bırakıldı ve cevaplayın,denildi.Eğer ben yapmak istemiyorum deyip kâğıdı öğretmene bomboş verirseniz,o dersin sınavında ya başarı notunuz düşer ya da o öğretmenin dersinden kalırsınız.Seçim ve sonuç size bağlı,sizin eseriniz olacaktır.Aynen bunun gibi dünya imtihanları da bir emek,gayret gerektiriyor.Emek olmadan ekmek olmaz derler ya...Birşeyler elde etmek için mutlaka bir zahmet'in olması gerekir:Sabah işe veya okula saatinde gitmek için erken uyanmak gerekir,uykunun en tatlı geldiği anlar'da üzerindeki sıcacık battaniye'yi kenara atıp uyanmak,uykulu hâlde kalkıp yüzünü yakamak...

Yazın bunaltıcı sıcağın altında tarla sürmek,kışın yola çıkmak için aracı geceden çalıştırmak,ateşi yakarak motorun ısınmasını beklemek...Geceleri uykusuz kalarak iş veya okul ödevlerini hazırlamak,bir toplantıya,seminer veya konferansa gitmek için dakikalarca aynanın önünde durmak,giyinmek,süslenip püslenmek'te bir çeşit zahmet'tir.Peki özellikle iyi diye tabir edilen insanlar neden daha çok zahmetlerden sonra bir yere varabiliyor?

Ayet'ten biliyoruz ki:"Allah hiç kimseye taşıyamacağı yük vermez."(Amenerrasulü)

Peki bu zahmetler silsilesinden sadece bizim gibi insanlar mı geçiyor?

El cevap:En büyük zahmetleri peygâmber ve dostları çekmiştir.Burdan şunu çıkarabiliriz: Demek ki Allah en çok sevdiğine en çok sıkıntılar yaşatmış.Allah sabredenlerle beraberdir müjdesi bu zahmet'in uzun sürmemeyeceğini,kendisine rahmet olarak döneceğini bildirmiştir:"Onlara tek bir söz vardır,hadi cennetime girin."Burdan şunu anlıyoruz,demekki bu imtihanlar biz insanlara eziyet ve zahmet olsun diye değil,olgunlaşıp kemâle ererek Allah'ın rızasını kazanmak ve nihayetinde sonu cennet olan bir mükâfata kavuşmak içinmiş.Bu müjdeye nâil olmak için üzerimize düşen vazifeleri yerine getirmek,sabretmek,şükretmek,inançla,azimle mücadele ve mücahede etmektir.Bu güzel hasletleri kazanır koruyabilirsek eğer bizleri sonsuz bir rahmet bekliyor,demektir.İnsanlık varolduğu günden beri zahmet çekmeden bir şeyler elde edememiştir,buna peygâmberler dahil.İnsanlık olarak bize düşen zahmet'in derecesi ne olursa olsun rahmetin kapısını sürekli çalmaktır.O rahmet ise eninde sonunda bize kapısını açıp buyur diyecektir.Yeterki umut'la o rahmetin tecelligâhını unutmayalım ve izinde yürüyelim.

Ve yine eskiler,Bu da Geçer ya Hû!der,öyle avuturlardı kendilerini.Emin ol hiçbir şey sonsuza kadar canınızı sıkmayacak,yüreğini yaralamayacak.

Unutmayın,zor ve zahmetli günler insanın gerçek kalitesini ortaya çıkarır.

Emin olun,bu zahmetli günler de geçecek tıpkı diğerleri gibi.Az önce alıp verdiğimiz nefes gibi...

Ne mutlu o insana ki gülü dikeniyle sevebilsin!

Ne mutlu o insana ki kahrın da hoş lütfun da diyebilsin

Güzel yüreğine son bir söz: Hiçbirimiz kalıcı değiliz,ama kalıcı dertler biriktiriyoruz!.

Sevgi, iyilik ve umut'la....

Abdulaziz ADAKAN 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Abdulaziz ADAKAN Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrasında Yeşeren Ümitler adlı eserlerin müellifi. Abdulaziz Adakan, 1985 yılında Van’ın Gevaş ilçesinde, sert bir Şubat soğuğunda dünyaya geldi. Eğitim hayatına Gevaş’ta başlayan Adakan, lise öğrenimini Van Mehmet Akif Ersoy Lisesi Yabancı Dil (İngilizce) bölümünden mezun olarak tamamladı. İlk ÖSS sınavında iki yıllık İlahiyat Fakültesini kazanmasına rağmen, maddi ve manevi imkânsızlıklar nedeniyle bu hayalini gerçekleştiremedi. Çocukluğundan beri yakasını bırakmayan sağlık sorunları nedeniyle eğitimine uzun bir ara vermek zorunda kalan Adakan, içinde ukde kalan üniversite hayalini yıllar sonra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Turizm Rehberlik bölümünü okuyarak gerçekleştirdi. Birden fazla ajanstan farklı diziler için oyunculuk teklifi almasına rağmen manevî sebeplerden ve bu sektörün ahlâkî değerlerden gün be gün uzaklaşması nedeniyle bu teklifleri reddedip sektörden uzak durmayı tercih etti. Şu anda memleketinden uzakta, inşaat sektöründe çalışmakta olan Adakan, zorlu çocukluk, gençlik ve evlilik dönemlerine rağmen sevgi, umut ve mücadeleyle dolu yaşamından ilham alarak kalemini edebiyat dünyasına adadı. Hem yaşadığı feci bir kaza nedeniyle ulaşamadığı çocukluk ve gençlik hayallerini hem de gerçek yaşam öyküsünü eserlerine yansıtan Adakan, yazın dünyasına güçlü bir giriş yaptı. 2025 yılında yayımladığı ilk romanı Uzun Bir Hikâye ve ilk hikâye kitabı Hayallerinin Peşinden Koş ile edebiyat dünyasına adım atan yazar, kalemiyle ilham vermeye devam etmektedir. Ayrıca, yazmakta olduğu yeni eserleriyle de edebiyat yolculuğunu sürdürmektedir. Yazdığı eserler'le gönül'den gönüle köprüler kurmayı hedefleyen Adakan,Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrası'nda Yeşeren Ümitler adlı kitaplarla Manevî Edebiyat'a Katkı ödülüne layık görülmüştür. Hâlâ yazmaya devam ettiği eserlerle edebiyat yolculuğuna kararlılıkla devam etmektedir. Abdulaziz Adakan, 2025 yılı itibarıyla Fikirizleri.com platformunda köşe yazarı olarak yer almakta ve yazılarıyla okurlarına dokunmaktadır. Son olarak Adakan, hayatını özetlerken şu sözleri dile getirmektedir: "Hâlâ nefes alıp verebiliyorsam, bunu sevgiye ve inanca borçluyum."