Kasabadan Gelen Öğretmen - Polisiye Hikaye

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
31 Ekim 2025 - 20:28
31 Ekim 2025 - 20:28 ⏱ 10 dk Okuma Süresi
 1  71
Kasabadan Gelen Öğretmen - Polisiye Hikaye

Kasabadan Gelen Öğretmen

 

Mezuniyet sonrası sınavı da başarıyla geçen Nazan Öğretmen, doğup büyüdüğü Sakarya şehrinin Karasu ilçesine bağlı Darıçayırı kasabasından ilk görev yeri olarak Diyarbakır’ın merkez ilçesine atandı. Atanma haberini ilk aldığında, sevinci yerini hüzne bırakmıştı. Eski erkek arkadaşı Salih, Diyarbakırlıydı ve onunla pek de iyi bir sonla ayrılmamışlardı. İhanetle sonuçlanan bir ilişki idi aralarındaki ve bir dönem ayrılığı kabullenemeyen Salih, tehdit ediyordu Nazan’ı. Nazan’ı aldatmıştı ve buna rağmen Nazan’ın onu terk etmesini hazmedememişti.

Salih’in, Nazan’ın tayininden haberinin olmasını istemiyordu.

Tüm bu yaşananları bir kenara bırakıp Nazan yine de birçok kişi arasından öğretmen olarak atandığı için mutluydu. Belli bir zaman geçtikten sonra ne de olsa tayinini başka istediği bir yere aldırabilecekti.

Ailesiyle birlikte kiralık daire tuttular. Diyarbakır’a alışmaya çalışıyordu. Hem okula, hem şehre, hem insanına alışmak biraz zor olacaktı kendisi için. Neticede bilmediği bir şehre taşınmıştı ve üniversite haricinde çok fazla şehir görme fırsatı olmamıştı.

Babası o kadar üzerine titriyordu ve ona baskı yapıyordu ki annesi arada olmasa Nazan’ı üniversiteye bile göndermeyecekti. Kaldı ki şimdi başka bir şehre tayin olmuştu. Nasıl tedirgin olmasın?!

Alımlı ve güzel bir kızdı. Arkadaş ortamında ilk dikkat çeken kişi genelde Nazan olurdu.

Çok fazla yer görmemişti belki ama çok kitap okurdu. Lisede de üniversitede de dersleri hep iyiydi. Derslere olan azminden ve disiplininden çok fazla ödün vermezdi. Eski erkek arkadaşı ile birlikte bir ilişkiye başladıklarından beri ruh hali biraz değişmişti haliyle. Bu da gayet normaldi.

Günler birbirini kovalıyor ve zaman çok çabuk geçiyordu. Okuldaki öğrencilerle de iyi bir iletişim kurmaya başlamıştı.

Bir sabah gittiği okulun sınıfında kalabalık toplandı. Sorumlu olduğu sınıf öğrencileri ders zili çalmadan defter ve kitaplarını hazır etmişlerdi. Derken ders zili çaldı. Diğer sınıfın öğrencileri öğretmenleriyle birlikte sınıflarına girdiler ve bir sessizlik kapladı okulu. Herkes okuldaydı, fakat Nazan Öğretmen o sabah okulda yoktu. Gelmemişti ya da gelememişti. Sınıf sözcüsü ve birkaç arkadaşı toplanıp okul müdürünün kapısını tıklayıp içeri girdiler ve durumu anlattılar. Okul Müdürü Tahsin Bey, öğrencilere sakin olmalarını söyleyip Nazan Öğretmen’e telefon etti. Telefonu kapalıydı. Birkaç defa daha aramayı tekrarladı. Fakat yine telefonu kapalıydı. Ev tutmasında ona yardım ettiği için okul müdürü Tahsin Bey, Nazan Öğretmen’in evini biliyordu. Önce bir kendisi bizzat gidip bakmak istedi. Belki yolda kaldı, belki trafikte başına bir şey geldi. İnsanlık hali başına birçok şey gelmiş gelebilir.

Apartmanın önüne geldiğinde evin kapısına kadar gitti ve kapının ziline bastı. Bir müddet bekleyip kapının ziline telaşeyle uzun uzun bastı. Kapıyı açan olmayınca, iyice endişeye kapılıp kapıyı yumrukladı. Baktı ki bu iş böyle olmayacak, polisi aramaya karar verdi. Polisler evin önüne geldiğinde, amirlerine durumu anlatarak çilingir yardımıyla kapıyı açtılar ve müdür de dahil hep birlikte içeri girdiler ve Nazan Öğretmen’i salonda yerde hareketsiz biçimde yatar vaziyette gördüler.   

Olay yeri ekibi, kafasından kan akmış, yerde hareketsiz yatan Nazan Öğretmen’in nabzını ve şah damarını kontrol etti. Maalesef nabız alamadılar. Hemen ambulans çağırdılar.

Olay Yeri Ekibi’nin, Nazan Öğretmen’in kafasından akan ve yerde birikinti oluşturan kanın neyden kaynaklandığını araştırırken kalorifer peteğinin sivri ucunda da kan olduğunu fark etmeleri uzun sürmedi. Yerde kırılan bir su bardağı ve etrafa dökülen su birikintisi de vardı.

Bu iş nasıl olmuştu peki?!

Salonda yürürken dengesini kaybedip kafasını kalorifere çarpıp yere mi düşmüştü acaba?! Yoksa eve gelen birisi ile tartışırken Nazan Öğretmen’i itmesi sonucu kafasını kalorifere çarpıp yere mi düşmüştü?!

Başkomiser Bilal ve Komiser Turhan kendi aralarında bu şekilde konuşuyorlardı. Ailesine de haber vermeleri gerekirdi.

Daha Diyarbakır’a geleli ne kadar olmuştu ki hemen kendisine düşman edinsin? Eski erkek arkadaşı Salih olabilir miydi ki bunu yapan?

Esasen apartman bir site içinde olmadığından etrafta kamera da yoktu ve bu da polislerin işini daha da zorlaştırıyordu.

Başkomiser Bilal, Olay Yeri İnceleme Ekibi’ne her şeyi detaylıca incelemelerini ve başkası ya da başkalarına ait parmak izlerinin olup olmadığına iyice bakmalarını emretti.

Detaylı inceleme sonucu Nazan Öğretmen’in evinde iki kişinin parmak izine rastlandı. Birisi Nazan Öğretmen’in eski erkek arkadaşı Salih, bir parmak izi daha bulunmuştu ki o da yine Nazan Öğretmen’in kendisine “Sırdaşım” diye hitap ettiği biricik arkadaşı Sibel’e aitti.

Bir yandan polisler Nazan Öğretmen’in ailesine ulaşıp durumu kendilerine bildirdiler ve apar topar ailesi Diyarbakır’a geldi. Cenazeyi asıl memleketleri olan Sakarya’ya götüreceklerdi. Nazan Öğretmen’in babası, polislere bu işin nasıl olduğunu sorduğunda, polisler, olayı araştırdıklarını ve olayın nasıl olduğunu bulduklarında kendilerini haberdar edeceklerini söyleyip onları memleketlerine gönderdi.

Başkomiser Bilal ve ekibi, olayı iyice araştırmaya koyuldu. İlk iş olarak parmak izi bulunan Salih’i ve Sibel’i Emniyet’e çağırıp ifadelerini alacaklardı.

Salih, sorguya alındı.

Başkomiser Bilal, sorguda Salih’e birtakım sorular sormaya başladı.

“Nazan Öğretmen’in evinde bulunduğunuzu fark ettik. Evinde ne işiniz vardı? O’nu nereden tanıyorsunuz?” diye sorduğunda, Salih:

“Evet, doğru. Nazan’ın evine gittim. Diyarbakır’a atandığını da ortak arkadaşımız Sibel’den öğrendim esasen. Eski günlerin hatırına onunla konuşmak ve hoş geldin demek için ziyaret etmek istedim. Nazan üniversiteden eski kız arkadaşımdı. Bir dönem ilişki yaşamıştık. Fakat sonradan ayrıldık. ” şeklinde cevapladı.

“Peki neden ayrılmıştınız? Kötü mü bitti sonu?” diye sordu.

“Uzun mesele. Biraz fazla kıskançtı ve anlaşamadık.” diye cevapladı.

“Peki ne konuştunuz?”

“Başta beni evine almak istemedi. Ben de birkaç şey söyleyip onu bir daha rahatsız etmeyeceğimi söyleyip evden ayrıldım.” dedi.

“Emin misin? Aranızda bir tartışma olmadı mı yani?”

“Biraz sesimiz yükseldi karşılıklı olarak tabii. Ama sonra uzatmak istemediğimden evden kısa süre sonra ayrıldım.” dedi.

“Sen öldürmedin yani Nazan’ı?

“Ne? Ne öldürmesi?! Nazan öldü mü?” diye soruya soruyla karşılık verdi.

“Haberin yok yani? Neden burada olduğunu bilmiyor musun sanki? Bizimle dalga mı geçiyorsun sen?!” şeklinde sert bir dille çıkıştı Başkomiser Bilal.

“Beni polisler apar topar buraya getirdiler ve ifademe başvuracaklarını söylediler. İnanın bilmiyordum. Kaldı ki ben Nazan’ı hep sevdim. Bazı hatalarım olmuştu geçmişte sadece.” dedi. Yüzünde gerçekten samimi bir ifade vardı.

Salih’in ifadesini aldıktan sonra sıra Sibel’e gelmişti.

Sibel de Nazan’ın öldüğünü sorgudayken öğrendi. Şok içindeydi. Göz yaşlarını tutamadı.

Bir yandan ağlayıp bir yandan da anlatmaya başladı:

“İnanmıyorum. Ben eve gittiğimde salondaki sehpanın üzerinde yarıya kadar su dolu bir bardak gördüm. Hatta misafirin mi vardı diye sordum kendisine. Benden önce evinde Salih’in olduğunu söyleyince, ne konuştuklarını sordum ve Salih’in artık gönlünün başkasında olduğunu ve onu unutması gerektiğini söyledim Nazan’a.”

Başkomiser Bilal: “Nazan’ın tayininin Diyarbakır’a atandığını Salih’e siz mi haber verdiniz?”

Sibel: “Evet, ben haber verdim. Ne var ki bunda?!” şeklinde karşılık verdi.

Başkomiser Bilal: “Peki sonra başka ne konuştunuz? Evde neler oldu?” diye sorunca,

Sibel: “Salih’in artık başkasını sevdiğini duyduğunda açıkçası biraz sinirlenmişti. Ağlamaklı oldu hatta. Sonrasında ne zaman istersen benimle dertleşebilirsin dedim kendisine ve biraz daha oturduktan sonra evden ayrıldım.” seklinde cevap verince iyice şaşırmıştı Başkomiser Bilal.

İyi de bu iş nasıl olmuştu o zaman? Yoksa Nazan Öğretmen intihar mı etmişti?

Komiser Turhan, bir çelişkiden bahsetti Başkomiser Bilal’e:

“Salih, Nazan’ı sevdiğini söylüyor, Sibel ise Salih’i unutmasını ve artık başkasını sevdiğini söyledi Nazan’a. Sibel, bir iş çeviriyor olabilir mi acaba?”

Başkomiser Bilal: “Ben de aynı şeyi düşünüyordum. Sibel’i sıkı takibe alın bakalım. Salihle birlikte görüşecekler mi? Aralarında bir duygusal bağ mı var? İkisi bir olup bir iş çevirmiş olabilirler” dedi.

Her ikisini de sıkı takibe aldılar. Sivil olarak takip ediyordu polisler. Bir ara bir kafede buluştuklarını gördüler. Hemen yan masada oturan Komiser Pelin, ne konuştuklarını dinliyordu.

Salih, Sibel’e:

“Yakında nişanlanacağımız için aslında tek amacım Nazan’ı kendimden soğutmaktı. Evden ayrılırken de biraz sinirli bir hali vardı. Kim öldürmüş olabilir ki Nazan’ı?”

Sibel, Salih’e:

“Ben de anlamadım. Eve girdiğimde haliyle biraz gergin bir hali vardı. Senin başkasından hoşlandığını söyledim. O kadar! Sonra da çok kalmadan vedalaşarak evinden ayrıldım. Kim öldürmüş olabilir sence?”

Salih: “İnan hiç bilmiyorum. Yoksa sen aramızdaki ilişkiden mi bahsettin? Belki de kendi canına kıydı? Olamaz mı yani?” diye sorunca,

Komiser Pelin, kafeden ayrılıp durumu Başkomiser Bilal’e bildirdi.

Başkomiser Bilal, ekiplerine Nazan’ın kaldığı apartmandaki komşularıyla konuşmalarını istedi. Kendisi de bizzat ekibine katıldı.

Komşularıyla konuşurlarken, içlerinden birisi çanak antenin kablosunu tamir etmek için çatıya çıktığı sırada kapüşonlu deri mont giyen birisinin apartmandan hızlı adımlarla çıktığını gördüğünü, ayağında da galoş, elinde de eldiven olduğunu söyledi. Hatta dışarıda çok soğuk bir hava olmamasına rağmen eldiven takmasını şaşırdığını da ekledi.

Başkomiser Bilal, komşulara teşekkür etti ve ifadeleri alındı. Akabinde Nazan’ın evinde yeniden geniş ve detaylı inceleme başlatıldı.

Yapılan incelemede, evde delinmiş eldiven parçasına ve ter izine rastlandı.

Bunun üzerine Başkomiser Bilal, olaya açıklık getirdi:

“Belli ki evine hırsız girdi ve polisi aramak için telefona sarılacağı sırada hırsız onu itti ve kafasını kalorifere çarparak can verdi.”

Bazen büyüttüğümüz ve işin içinde kaos olarak düşündüğümüz şeyler daha basit olayların içindedir.

 

 

Dosyalar

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow