TEŞEKKÜR ETMEYİ UNUTTUĞUMUZ ŞEYLER

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Hiç elimize, gözümüze, dilimize… teşekkür ediyor muyuz?

7 Nisan 2026 - 18:28
7 Nisan 2026 - 18:28 ⏱ 1 dk Okuma Süresi
 34  107

1.

Teşekkür Etmeyi Unuttuğumuz Şeyler

Hiç elimize, gözümüze, dilimize… teşekkür ediyor muyuz?

Günlük hayatın akışı içinde çoğu zaman en büyük mucizeleri en sıradan şeyler sanıyoruz. Uyanıyoruz, gözlerimiz açılıyor, dünyayı görüyoruz. Ama bunun üzerinde pek durmuyoruz. Sanki görmek, duymak, konuşmak zaten olması gereken bir şeymiş gibi…

Oysa her biri, Allah’ın bize verdiği bir mucize.

Ellerimizi düşünelim… Bir şeyleri tutarken, yazarken, severken, üretirken hep onlar bizimle. Yoruluyorlar ama şikâyet etmiyorlar. Bir çocuğu okşarken de, bir sayfayı çevirirken de aynı sessizlikle görevlerini yapıyorlar.

Gözlerimiz… Bazen ağlıyor, bazen gülüyor. Bizi dünyayla buluşturan en sessiz köprü.

Dilimiz… Sevgiyi de onunla anlatıyoruz, kırgınlığı da. Bazen bir kelimeyle iyileştiriyoruz, bazen incitiyoruz.

Peki ya kalbimiz…

Hiç durmadan atan, bizi hayatta tutan o görünmez güç. Biz fark etmesek de her an bizim için çalışıyor.

Ya nefesimiz…

Alıp vermeyi unuttuğumuz, ama bir an eksildiğinde her şeyin anlamını değiştiren o ince çizgi.

Kulaklarımız…

Bir annenin sesini, bir dostun sözünü, bir türkünün içimize işleyen ezgisini taşıyan sessiz emanetler.

Ve ayaklarımız…

Bizi hayata götüren, yolları aşan, yükümüzü taşıyan ama çoğu zaman hatırlamadığımız sadık yol arkadaşları.

Belki de asıl mesele şurada:

Biz en çok kullandığımız şeyleri en az fark eden varlıklarız.

Bir pazar günü durup düşünmek için iyi bir zaman olabilir. Hayatın koşuşturması biraz yavaşlamışken, kendimize şu soruyu sormalıyız:

Ben bugün neye gerçekten teşekkür ettim?

Belki de şükür, sadece büyük şeylerde değil; her gün bizimle sessizce çalışan bedenimizde gizlidir. Çünkü o, Allah’ın bize sunduğu en büyük emanetlerden biridir.

Ve belki de en güzel fark ediş şudur:

Şükür, sahip olduklarımızı kaybetmeden de edilebilir.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.