Denizi Göremeyenler

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
28 Mayıs 2026 - 10:21
28 Mayıs 2026 - 10:21 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 1  24
Denizi Göremeyenler

DENİZİ GÖREMEYENLER

Deniz bazı insanları sakladı o kıyıda,
Tuz kokan sessiz sokakların içinde.
Rüzgâr eski acıları dolaştırdı geceleri,
Ve lambalar korkuyla yandı evlerde.

Costa Perdida yorgun bir limandı.
Kırık kayıkların, suskun adamların limanı.
İnsanlar birbirine bakar ama konuşmazdı,
Çünkü bazı yaralar isim verilince kanardı.

Bir sabah deniz geri verdi kaybolanı.
Diego Vargas döndü yıllar sonra.
Arkasında karanlık, gözlerinde fırtına vardı,
Ve geçmiş, yeniden kıyıya vurdu onunla.

Mateo Alvarez sustu uzun süre.
Çünkü bazı insanlar acıyı konuşamazdı.
Bir çocuğun sesiyle hayata tutundu yalnızca,
Bir kızın gözlerinde yeniden insan kaldı.

Gece büyüdü.
Silah sesleri geçti denizlerden.
Korku dolaştı sokaklarda
aç bir hayvan gibi.

Ama sonra insanlar birbirine yaklaştı.
Bir çorba tenceresinin etrafında,
Bir yaralının başında,
Bir çocuğun ağlayışında.

Ve anladı kasaba:

İnsan bazen
silahla değil,
yalnız kalınca yenilirdi.

Lucia ışık yaktı karanlığa.
Rafael korkusunu saklayarak güldü.
Salazar geçmişinin ağırlığını taşıdı.
Ve deniz, hepsini aynı kıyıda topladı.

Çünkü bazı insanlar
en karanlık geceden geçse bile
birbirinin elini bırakmazdı.

Sonra fırtına geldi.

Dalgalar yükseldi.
Motor sesleri böldü sabahı.
Ve Esteban Rocha
korkunun yüzü gibi yürüdü kıyıya.

Ama bu kez kasaba kaçmadı.

Çocuklar sustu.
Kadınlar bekledi.
Balıkçılar denize karşı durdu.

Ve ilk kez korku,
karşısında eğilmeyen insanlar gördü.

O gece deniz başka vurdu kayalara.
Sanki yıllardır taşıdığı karanlığı bırakıyordu.
Çünkü umut küçük şeydi bazen:

Bir omza yaslanan çocuk,
Bir geri dönüş,
Bir “buradayım” sesi.

Yıllar geçti sonra.

Ama Costa Perdida unutmadı.
Deniz unutmadı.
İnsanlar unutmadı.

Çünkü bazı hikâyeler kitapta bitmezdi.

Dalga gibi yaşardı.

Ve hâlâ rüzgâr sert estiğinde
yaşlı balıkçılar aynı cümleyi fısıldar:

“Deniz kaybolanları sever…”

Sonra uzaklara bakıp eklerler:

“…ama bazen geri de verir.”

 

Gece iner eski limanlara,
ahşap kapılar yavaşça kapanırken
bir martı çığlığı kalır yalnız
karanlığın üstünde.

Ve deniz…

Hiç uyumaz.

Çünkü deniz her şeyi hatırlar.

Kaybolan tekneleri,
yarım kalan vedaları,
dönemeyen insanları.

Bir annenin kıyıda bekleyişini,
bir çocuğun pencereye yaslanan yüzünü,
bir adamın içinden hiç çıkmayan suçluluğu.

Hepsini taşır derinlerinde.

Diego Vargas bazen geceleri uyanırdı hâlâ.
Eski silah sesleri girerdi rüyalarına.
Pas kokusu, zincir sesleri, karanlık koridorlar…

Ama sonra küçük ayak sesi duyulurdu evin içinde.

Tomás.

Ve adam yeniden nefes alırdı.

Çünkü bazı insanlar
geçmişten değil,
sevilmekten korkardı en çok.

Mateo Alvarez ise
sabahları denize bakmayı sürdürdü.
Sanki ufkun ardında hâlâ eksik bir şey vardı.

Belki kaybettiği yıllar.
Belki affedemediği kendisi.

Ama zaman insana garip merhamet bırakır bazen.

Acıyı silmez.
Sadece taşınabilir hâle getirir.

Ve bir gün,
rüzgâr hafif eserken
Mateo gözlerini kapatıp şunu düşündü:

“İnsan bazen kurtulduğunu geç fark ediyor.”

O sırada El Faro’dan kahkaha yükseliyordu.

Lucia yine birine bağırıyordu.
Rafael kötü şarkı söylüyordu.
Çocuklar koşuyordu meydanda.

Hayat…

Sessizce devam ediyordu.

Ve belki mutluluk buydu.

Büyük,
kusursuz,
ışıltılı şey değil.

Korkudan sonra gelen huzur.

Bir masanın etrafında toplanmak.
Birinin geri dönmesi.
Bir ışığın sönmemesi.

Deniz kıyıya vururken
Costa Perdida’nın üstünde yıldızlar açıldı.

Yorgun kasaba uykuya daldı sonunda.

Ama dalgalar hâlâ aynı cümleyi fısıldıyordu geceye:

“Kaybolan herkes gitmiş sayılmaz.”

Çünkü bazı insanlar
yolunu şaşırsa bile
bir gün mutlaka eve dönerdi.

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow