Subay Alper'in Hayatı

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Küçük yaşta anne ve babasını kaybeden bir çocuk, dünyada yapayalnız kaldığında kendine nasıl bir yuva inşa eder? Alper üsteğmen, sığınacak bir aile, yere sağlam basacak bir zemin ararken şerefli Türk üniformasını giydi. Kimsesizliğin ortasından doğan, orduyu kendine aile, vatanı ise yuva belleyen bir askerin yürek burkan ama bir o kadar da dik duruşlu hikayesi...

20 Temmuz 2026 - 14:45
20 Temmuz 2026 - 14:45 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 2  60
Subay Alper'in Hayatı

Alper Üsteğmen’in o dik duruşunun, gözlerindeki o erken yaşta olgunlaşmış ifadenin arkasında, hayatın en sert rüzgarlarıyla erken yaşta tanışmış bir çocuğun hikayesi gizli.

​Kışla bahçesindeki çay ocağında, elindeki demli çay bardağını avuçlarının arasına alıp uzaklara bakarak anlatıyor Alper Üsteğmen:

​Erken Büyüyen Bir Çocukluk

​Bana neden asker olduğumu soruyorlar ya hep... Aslında bu bir tercih değil, benim için tek doğru yoldu.

​Çok küçük yaştaydım, annemi ve babamı kaybettiğimde. 'Yetim' kelimesinin ağırlığını, o yaşta omuzlarımda hissettim. Bir aileniz, sığınacak bir limanınız olmadığında dünyayı çok büyük, kendinizi ise çok savunmasız hissediyorsunuz. Sokakta yürürken başınızı okşayacak bir elin eksikliği, insanı ya tamamen içe kapatır ya da hayata karşı çelik gibi sertleştirir. Ben sertleşmeyi, dik durmayı seçtim.

​Bir gün bir başıma kalmışken memleketin askerlerini gördüm. Üniformaları jilet gibiydi, adımları toprağı titretiyordu ama en önemlisi birbirlerine bakışlarıydı. O an anladım; onlar sadece arkadaş ya da meslektaş değildi. Onlar arkalarını birbirlerine yaslayan, birbirleri için canını veren devasa bir aileydi.

Devlet Benim Babam, Ordu Benim Ailem Oldu.

​Kimsesiz kaldığım o günlerde bana bu devlet sahip çıktı, bu milletin ekmeğiyle büyüdüm. Göğsümdeki bu ay yıldızlı bayrağı her gördüğümde içimden hep aynı şeyi geçirdim: 'Bu topraklar, bu devlet senin baban oldu; şimdi sıra sende.'

​İşte bu yüzden subay oldum.

Orduya katıldığım gün, hayatımda ilk defa o büyük yalnızlığımın bittiğini hissettim. Binlerce kardeşim, abim, evladım oldu bir günde.

Beni büyüten, koruyan bu millete ve devlete ömrümün sonuna kadar ödeyemeyeceğim bir vefa borcum var. Bu üniforma, benim bu borcu ödeme şeklim.

Kendi çocukluğumda hissettiğim o çaresizliği iyi bildiğim için emrimdeki tek bir askerin bile kendini yalnız hissetmesine izin vermem. Bölüğümün karşısına geçtiğimde sadece bir komutan değil, gerekirse her birinin abisi, babası olmaya çalışmam bundandır.

​Gidecek Başka Bir Yerim Yok

​Bazıları için askerlik bir meslektir; mesai biter, eve dönerler. Benim için öyle değil. Benim sığınacak başka bir evim, arkamı yaslayacak başka bir duvarım yok. Benim evim kışla, ailem de bu üniformanın altına kalbini koymuş herkestir.

​O yüzden sahada çamura ilk ben yatarım. O yüzden gecenin ikisinde uykum kaçar da nöbetçinin halini, hatırını sormaya giderim. Çünkü insan ailesini korurken yorulmaz. Ben bu hayatta her şeyimi kaybettim ama bu üniformayla her şeyi yeniden kazandım.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Mihriban Börklüoğlu İnstagram:@mihriban_brkl16