SEVGİLİLER GÜNÜ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Kalp, susmayı değil, konuşmayı seçmelidir.

6 Şubat 2026 - 16:49
6 Şubat 2026 - 16:49 ⏱ 1 dk Okuma Süresi
 5  76

Sevgililer Günü: Aşkın Zamana Meydan Okuyan Hikâyesi

Takvimler her yıl 14 Şubat’ı gösterdiğinde, dünya biraz daha kırmızıya boyanır. Vitrinlerde güller çoğalır, kelimeler daha yumuşak söylenir, kalpler biraz daha cesur atar. Peki ama Sevgililer Günü yalnızca bir hediyeleşme günü müdür? Yoksa kökleri yüzyıllar öncesine uzanan bir anlamın bugüne yansıması mıdır?

14 Şubat’ın Kökeni

14 Şubat’ın kökeni, Roma dönemine kadar uzanır. Bu tarih, Katolik geleneğinde Aziz Valentine’i anma günü olarak kabul edilir. Rivayete göre Aziz Valentine, evlenmeleri yasaklanan askerleri gizlice nikâhlamış ve aşkı savunduğu için cezalandırılmıştır.

Bu fedakârlık hikâyesi, yüzyıllar içinde romantizmin sembolüne dönüşmüştür.

14 Şubat’ı romantik aşk ile ilk ilişkilendiren isim ise İngiliz şair Geoffrey Chaucer olmuştur. 14. yüzyılda kaleme aldığı şiirlerinde, kuşların eşlerini seçtiği gün olarak 14 Şubat’tan söz etmiş ve bu tarih zamanla aşkın günü olarak kabul görmüştür.

Sevgililer Günü’nün Anlamı

Sevgililer Günü’nün anlamı toplumdan topluma değişebilir.

Kimileri için bir çiçek,

kimileri için bir mektup,

kimileri için sadece “iyi ki varsın” demektir.

Aslında bu gün, sevgiyi görünür kılma cesaretidir. Günlük hayatın telaşı içinde söyleyemediğimiz sözleri dile getirme fırsatıdır.

Aşk yalnızca romantik ilişkilerle sınırlı değildir.

Bir eşe, bir nişanlıya, bir sevgiliye olduğu kadar;

hayatımızda özel yeri olan herkese duyulan derin bağlılığı da ifade eder.

Antik Çağdan Günümüze

Antik Roma’da 15 Şubat’ta kutlanan Lupercalia festivali, bereket ve arınma ritüellerini içerirdi. Zamanla bu gelenekler değişmiş, dönüşmüş ve 14 Şubat modern dünyada romantik sevginin sembolü hâline gelmiştir.

Bugün Sevgililer Günü:

Küçük bir not bırakmak,

Birlikte kahvaltı etmek,

El ele yürümek,

Ya da sadece göz göze gelmek demektir.

Çünkü aşk, gösterişli hediyelerden çok; hatırlanmakla ilgilidir.

Sevgiyi Kutlamak

Belki bir demet kırmızı gül,

belki el yazısıyla yazılmış bir mektup,

belki de birlikte içilen sade bir kahve…

Önemli olan şey, o günün anlamını bir başkasıyla paylaşabilmektir.

Sevgililer Günü, bize şunu hatırlatır:

Sevgi ertelenmemelidir.

Söylenmesi gereken sözler bekletilmemelidir.

Kalp, susmayı değil, konuşmayı seçmelidir.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.