İNSAN SÖYLEDİKLERİ KADAR SUSTUKLARIDIR DA

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

"Bir insanı sadece söyledikleri değil, sustukları da anlatır. Çünkü sözler aklın, suskunluk ise çoğu zaman kalbin sesidir."

18 Temmuz 2026 - 04:56
18 Temmuz 2026 - 04:56 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 8  59
İNSAN SÖYLEDİKLERİ KADAR SUSTUKLARIDIR DA

İNSAN SÖYLEDİKLERİ KADAR SUSTUKLARIDIR DA 

Bir insanı tanımak için çoğu zaman sözlerine kulak veririz. Ne söylediğine, nasıl anlattığına, hangi düşünceleri savunduğuna bakarız. Oysa insanı anlatan sadece kelimeler değildir. Bazen hiç söylenmeyenler, söylenenlerden çok daha fazlasını anlatır.

Hayatın içinde öyle anlar vardır ki insan konuşamaz. İçinden geçenleri dile getirecek gücü bulamaz ya da kelimelerin yetersiz kaldığını hisseder. Kırgınlıklarını anlatamaz, özlemlerini saklar, korkularını içine gömer. Dışarıdan bakıldığında sessiz görünür ama içinde fırtınalar kopuyordur.

Kim bilir kaç kişi vardır "iyiyim" derken aslında iyi olmayan... Kaç kişi vardır gülümserken gözyaşlarını saklayan... Kaç kişi vardır bir telefon beklediğini, bir özür duymayı istediğini ya da sadece anlaşılmayı arzuladığını söyleyemeyen...

İnsan bazen konuşarak kendini korur, bazen de susarak.

Söylenen sözler aklın süzgecinden geçer. Düşünülür, seçilir, düzenlenir. Ama suskunluk çoğu zaman doğrudan kalpten gelir. Çünkü insanın en derin duyguları her zaman cümlelere dönüşemez. Bazı acılar anlatılamayacak kadar büyük, bazı sevgiler ise kelimelere sığmayacak kadar derindir.

Belki de bu yüzden bir insanı gerçekten tanımak isteyenler yalnızca söylediklerine değil, sustuklarına da kulak vermelidir. Çünkü bazen cevaplar cümlelerde değil, yarım kalan sözlerde saklıdır. Bazen bir bakış, uzun bir konuşmadan daha çok şey anlatır. Bazen de derin bir sessizlik, sayfalar dolusu kelimeden daha anlamlıdır.

Bir insanı en iyi anlatan şey söyledikleri mi, sustukları mı diye sorarsanız; sanırım cevap ikisidir. Çünkü insan, dile getirdikleri kadar içinde taşıdıklarıyla da vardır. Ve bazen gerçek hikâyesi, hiç anlatamadığı satırlarda gizlidir.

Belki de insanın gerçek hikâyesi söylediklerinde değil, sustuklarında gizlidir. Çünkü sözler aklın, suskunluk ise çoğu zaman kalbin sesidir. 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.