Acının Açtığı Kapı

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bazen insan,en çok parçalandığı yerde kendine rastlar.

28 Ocak 2026 - 02:16
28 Ocak 2026 - 02:16 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 0  30
Acının Açtığı Kapı

Gerçek acıyla karşılaşmadıkça, insanın içinde iç içe gizlenmiş, görülmeyi ve duyulmayı bekleyen hakikate varılmaz.

O zamana dek gerçek Sen’in sesi duyulmaz, yüzü seçilmez.

Belki de bundandır; insan gerçekten acı çektiğinde, her şeyden ve herkesten uzaklaşıp kendi içine doğru çöker.

O sessizliğin ortasında, ilk kez kendisiyle baş başa kalır.

Kaçtığı sorular, susturduğu hisler, görmezden geldiği yaralar birer birer karşısına dikilir.

Artık saklanacak yer yoktur.

Acı, sanıldığı gibi yalnızca yakmaz; aynı zamanda açar.

İnsanı dağıtır, evet; ama yeniden kurulmanın yolunu da fısıldar kulağına.

Ve bazen insan, en çok parçalandığı yerde kendine rastlar.

Çünkü acı, maskeleri düşürür.

Güçlü görünme çabası, susarak idare etme alışkanlığı orada hükmünü yitirir.

Geriye sadece çıplak bir hakikat kalır:

İnsanın kendinden kaçamadığı gerçeği.

Ve insan, tam da o eşikte fark eder:

Kendinden kaçtığını sandığı her yol, dönüp yine kendi kapısına çıkar.

Çünkü acı, insanın üzerine kapanan bir karanlık değil;

çoğu zaman gözlerini kısmaya alıştığı bir ışıktır.

İnsan o ışığa bir kez bakmaya cesaret ettiğinde,

içinde uzun zamandır susmuş bir taraf yavaşça konuşmaya başlar.

Ne gürültüyle, ne de büyük cümlelerle…

Sadece sakin bir kabullenişle.

Acı dinmez belki, izini de hemen silmez.

Ama insan onun içinden yürüdükçe,

içinde ince bir ışık uyanır.

Sessiz,

ürkek…

Ama sahici.

Belki de bu yüzden bazı kapılar gürültüyle değil,

insanın kendi içine çekildiği o derin sessizlikte açılır.

Ve insan, karanlığın içinden geçebildiği kadar

aydınlığa yaklaşır.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Elif Hanne Çocukluğundan beri bulduğu her satıra tutunan, İnsanlardan nefesi daraldıkça kalem ve defterlerine sığınan, iç seslerin izini süren naçizane bir kalem.