20'DEN 30'A: AYNI KALPTE, İKİ FARKLI BEN

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
21 Kasım 2025 - 19:32
21 Kasım 2025 - 19:32 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 4  74
20'DEN 30'A: AYNI KALPTE, İKİ FARKLI BEN

Bugün laf arasında anneme, “30 yaşındayım ama hâlâ 20 gibi hissediyorum" dedim. Gülümsedi ve bana çok sakin ama derinden bakan o bakışıyla şu soruyu yöneltti:

“Peki… 20 yaşınla, 30 yaşın arasında fark var mı ? Ruhen, fiziki"

Bu soru, basit gibi görünen ama insanın içini yoklamasına neden olan o sorulardan biri. Düşündüm. Çünkü 20 yaşın heyecanıyla, 30 yaşın dinginliği sandığımız kadar zıt değilmiş aslında. Sadece aynı insanın iki farklı hâliymiş.

Yirmili yaşlar, insanın her şeyi aynı anda yapabileceğine inandığı dönemdir. Koşarsın, düşersin, umursamazsın. Kalbin daha hızlı çarpar, hataların seni korkutmaz. İçinde bir acele vardır. Sanki her şey şimdi olmazsa bir daha hiç olmayacak gibi.

20 yaşındaki ben, daha çok gülüyor, daha kolay kırılıyor, daha çok hayal kuruyordu.

Sonra zaman geçiyor. Ama seni yaşlandırmak için değil, olgunlaştırmak için. Otuzlu yaşlara geldiğinde, aynı heyecanı taşıyorsun aslında, sadece daha seçici bir yerden. Artık koşmadan önce yönüne bakıyorsun, düşmekten korktuğundan değil, kalkmanın ne kadar yorucu olduğunu öğrendiğinden.

30 yaşındaki ben, daha az insanı hayatına alıyor ama daha fazla seviyor. Daha az konuşuyor ama daha çok anlıyor. Ve en önemlisi, kendini başkalarının gözünde değil, kendi kalbinin aynasında görmeyi öğreniyor.

Anneme anlatırken fark ettim ki, insan yaş aldıkça gençliğini kaybetmiyor, gençliğinin neden önemli olduğunu daha iyi anlamaya başlıyor.

Belki yüzümüzde ufak çizgiler beliriyor, belki bazı hayaller yerini gerçeklere bırakıyor ama ruhumuz hâlâ aynı ateşi taşıyor. Sadece o ateşi nerede yakacağımızı daha iyi biliyoruz.

20 yaşındaki halimle, 30 yaşındaki halimin arasındaki en büyük fark artık kendime daha çok güvenmem, daha çok değer vermem ve içimdeki kız çocuğuyla yan yana yürümeyi öğrenmem.

Bugün anladım ki, yaş almak bir eksilme değil, tamamlanma. Ne 20’deki hâlimi kaybettim ne de 30’daki hâlime geç kalıyorum. Hepsi benim. Hepsi yolculuğumun bir parçası.

Ve belki de en güzel ders şu:

İnsanın yaşı değişir ama ruhu sadece büyür...

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Sibel Karagöz 1994 Bartın doğumluyum. Yay burcuyum. Çocukluğumdan beri kitap okumayı, bir şeyler yazmayı çok sevmişimdir. İlk aforizmamı, 2022 yılında Kocaeli'nin Darıca Sahilinde, uçsuz bucaksız denizi seyrederken kaleme aldım. Kalbimden dilime, dilimden kalemime döküldü. "Bu şehir şahit; Bir tek sana yenildim. Bu şehir şahit ki; Günahlarımın en güzeli, tövbe etmeye kıyamadığım, intiharın en güzel haliydin" 2022 yılında, bazı E-Dergi Platformlarında makale yazarlığı yaptım. Aynı zamanda, ilk kitabımı yazıyordum. Bu süreçte bazı yaratıcı yazarlık kurslarına katılım sağladım. Yazarlık adı altında, 2 sertifikam mevcut. Lakin şahsi fikrim, yazar olmak bir yetenek işidir. Bu tarz yaratıcı yazarlık kursları sadece bu yeteneğimizi, bir tık ileriye taşımak için varlar. Kitap yazmak, ortaya bir eser çıkarmak zorlu bir süreç. Her zaman söylediğim bir şey var ki. İmkansız diye bir şey yoktur. Bizim imkansız dediğimiz şey, biz onu başarana kadar imkansızdır...