KALANLARIN HİKÂYESİ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bazen bir aileyi ayakta tutan şey, herkesin varlığı değil… kalanların birbirini bırakmamasıdır.

14 Nisan 2026 - 00:23
14 Nisan 2026 - 00:23 ⏱ 1 dk Okuma Süresi
 27  71

KALANLARIN HİKÂYESİ 

Gece, evin içine sessizce çökmüştü.

Duvar saatinin tik takları, artık bir kalp gibi atıyordu; ama bu evde artık o kalbe eşlik eden iki ses eksikti.

Mutfak masasının bir köşesinde Zeynep oturuyordu. Parmaklarıyla masanın üzerinde görünmez çizgiler çiziyor, sanki geçmişi yeniden yazmaya çalışıyordu. Karşısında küçük kardeşi Mert, gözlerini yere dikmişti.

“Abla…” dedi Mert, sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.

“Elimizde ne kaldı şimdi?”

Zeynep başını kaldırdı. Gözleri doluydu ama ağlamıyordu.

“Biz kaldık,” dedi yavaşça. “Birbirimiz kaldık.”

O cümle, odanın içinde yankılandı.

Çünkü onlar çok iyi biliyordu…

Anne baba ölünce sadece insanlar gitmezdi.

Bir ev kapanırdı.

O kapı artık eskisi gibi açılmazdı.

Bayram sabahları o şen kahkahalar olmazdı.

Sofralar kurulmaz, o uzun sohbetler edilmezdi.

Gittiğinde seni bekleyip “Neredesin?” diye soran olmazdı.

Şeker kâsesi boş kalırdı.

Kapıyı açan bir el… artık yoktu.

Ve en acısı…

Artık seni bekleyen tek yer, kurumuş otların arasında, selvi ağaçlarının altında sessizce duran bir mezar taşıydı.

Herkes bayram yaparken…

Sen memlekete, mezar ziyaretine gidersin.

Boğazında bir yumru…

Gözlerinde dolmamak için direnen yaşlar…

Mezarın başına geldiğinde, içinden haykırmak geçer:

“ANNE… BABA… BEN GELDİM… KALKIN…”

Ama sesin boğazına takılır.

Yanında biri varsa, o çığlığı bile içine gömersin.

Zeynep o gün mezarın başında dururken, Mert biraz geride kalmıştı.

Toprağa bakıyordu.

“Abla…” dedi sonra,

“İnsan alışır mı?”

Zeynep derin bir nefes aldı.

“Alışmaz,” dedi.

“Sadece… yaşamayı öğrenir.”

O günden sonra hayat onlar için ikiye ayrıldı:

“önce” ve “sonra”.

Ama garip bir şey oldu…

Eksildikçe birbirlerine daha çok tutundular.

Zeynep bir anda büyüdü.

Mert ise çocukluğunu sessizce içine gömdü.

Çünkü anladılar ki…

Kardeşler, anne babanın birbirine bıraktığı en büyük emanettir.

Küslük olmaz.

Dargınlık yakışmaz.

Çünkü bir gün herkes gider…

Ama geriye yaslanacak tek omuz, tutunacak tek el kardeşindir.

Ve o evde artık iki kişi yaşıyordu.

Eksik… ama daha sıkı sarılmış.

Yorgun… ama birbirine dayanarak ayakta.

Çünkü bazen bir aileyi ayakta tutan şey,

herkesin varlığı değil…

kalanların birbirini bırakmamasıdır.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.