BİR TOPLUM NE ZAMAN SUSMAYA BAŞLAR

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

“Bir toplum ne zaman susar biliyor musun? İnsanlara sözlerini duyuramayacaklarını hissettiklerinde.”

28 Kasım 2025 - 12:18
28 Kasım 2025 - 12:18 ⏱ 1 dk Okuma Süresi
 5  74

1.

       BİR TOPLUM NE ZAMAN SUSMAYA BAŞLAR?

Babam otobüs şoförüydü. Günün erken saatlerinde işe çıkar, şehrin uykusundan önce otobüsün direksiyonuna geçerdi. Otobüsün farları karanlık sokakları aydınlatırken, motorun homurtusu sabahın sessizliğini delerdi. Babamın o sessiz ama kararlı duruşunda, şehirdeki insanların sesini duyma şekli gizliydi sanki.

Ben o günlerden, insanların konuşmaktan çekindiği anları hatırlıyorum. Babam eve döndüğünde anlattığı şeyler hep aynıydı. Bir yolcu yol boyunca içine atamadığı bir sözü saklamış ; bir başka yolcu bakışlarıyla dertlerini anlatmak istemiş ama kimse dinlememiş...

Babam bana derdi ki:

“Bir toplum ne zaman susar biliyor musun?

İnsanlara sözlerini duyuramayacaklarını hissettiklerinde.”

O zaman tam anlamamıştım ama yıllar geçtikçe babamın gözlemleri bana net görünür oldu. Bir otobüs şoförü olmak sadece otobüs kullanmak değilmiş. İnsanların dertlerine ortak olurken aynı zamanda onların suskunluklarını ve sessiz çığlıklarını da duyabilmekmiş. Bir şehirde insanlar birbirini duymazsa yolculuk boyunca sessizce oturur, kelimeler boğazda düğümlenir. Babam her gün bunları gözlerdi. O otobüs ne sessiz hikayeler taşırdı tekerleri tozlu yollarda dönerken.

Benim aklıma hep Zehra abla gelirdi. Genç kadın otobüsün arka koltuğunda başını öne eğmişti. Her gün kasabaya işe gider, konuşmak ister gibi bakar ama sonra sessizce camdan dışarıyı izlerdi.

Babam: “İnsanlar konuşmak ister ama korkar ya da yorgun olurlar. Sessizlik bazen korkudan bazen de umutsuzluktan gelir.”

Otobüsün içinde yaşanan sessizlik aslında kasabadaki ve ya şehirdeki sessizliğin bir yansımasıydı. İnsanlar sadece kendi hayatlarını yaşar gibi görünür ama herkesin içinde küçük bir fısıltı vardır. “Bir şey söylemeliyim, bir değişiklik yapmalıyım.” Fakat çoğu zaman o fısıltı duyulmaz.

Bir gün babam yaşlı bir adam ile yolculuk yapmış. Adam sessizce otururken bakışlarıyla konuşmaya çalışıyormuş gibi görünüyormuş.

Babam anlatırken hâlâ o anın heyecanını taşıyordu.

“Bak yavrum, bazen sessizlik gözler aracılığıyla konuşur ama çoğu zaman insanlar seslerini duyuramaz. Bir toplum susmaya o zaman başlar.” dedi.

Babamın gözlemleri bir umut ışığı da taşıyordu. Bir yolcu bir gün cesaret edip bir şey söylediğinde sessizlik zinciri kırılıyordu. Bir çocuk annesine, bir genç arkadaşına, bir yaşlı yolcu yanında oturan birine...

Her kelime bir başka kelimeyi cesaretlendiriyordu.

Ben de bu gün anladım ki ; Toplumlar susabilir. Sessizlik bulaşıcıdır ama cesaret de öyle. Bir kişi konuştuğunda kelimeler birer kıvılcım gibi yayılır.

Belki de bir toplum, korkunun sessiz bir masaya sandalye çekmesine izin verdiği gün susmaya başlar aslında. Korku derken, illa büyük tehditler değil...

Bir öğretmenin azarından, bir komşunun bakışından, bir yöneticinin sözünden çekinmek...

Tıpkı suya atılan küçük bir taşın dalgaları gibi yayılır. Önce bir kişi susar, sonra bir diğeri. Bir gün bakarsınız, bir mahalle, bir kasaba, bir şehir aynı dili konuşur. SESSİZLİK

Ama sessizlik bir anda çökmez, yavaş yavaş olur.

Önce insanlar “aman karışmayayım.” der.

Sonra “Bir şey değişmez zaten.” der.

En sonunda “Herkes sustuysa vardır bir sebebi.” Noktasına gelir.

Ve işte, toplumun dili böyle bağlanır.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.